Diploma sevdamız bitecek gibi değil ama onsuz da olmuyor. Bu yüzden de anaokulundan üniversiteye tüm okullarımız adeta diploma üretim merkezi haline geldi. Kâğıt parçası olmanın ötesine geçemese de hala ona doyamadık.
Eğitim, puanlar, notlar, sınavlar, takdir, teşekkür, onur belgesi gibi onu da değersizleştirdik ama hala milyonlarca kişi diploma peşinde!
Muhtemelen çok yakında sınav sonuçları açıklanacak ve tercih dönemi başlayacak. İşte tam da bu süreçte önceliğiniz çok net belirlemenizde sonsuz yarar var.
Amacınız, olsun da nereden olursa olsun bir diplomamı yoksa her kapıyı açacak olan altın bir anahtar mı?..
Çocuklara bırakılacak en değerli miras, hiç tartışmasız iyi bir eğitimdir.
Eğitilmiş insan gücü de en büyük zenginliktir. Kalkınmanın lokomotifidir.
Ülkeleri zirveye taşıyan da o bilgi birikimi, kalifiye insan gücü ve onun yarattığı motivasyondur…
İşte bu noktada kalite, liyakat ve farkındalık olmazsa olmazımız hale geliyor.
Diploma çok önemli ama daha da önemli olan kazanımları yani kişiye kazandırdıkları!
Örneğin bir kilogramlık bir ağırlık, bir saatlik bir zaman dilimi ve bir metrelik bir uzunluk ölçüsü, nasıl ki dünyanın her yerinde aynı değeri taşıyorsa, vereceğimiz diplomaların da dünyanın her yerinde eşdeğer bir güce sahip olması gerekir.
Örneğin doktor ya da mühendis olduysanız, dünyanın her yer yerinde o mesleği icra edecek birikime, deneyime ve en önemlisi de formasyona sahip olmalısınız.
Eğer öyle değilse diplomanız bir kağıt parçası olmanın ötesine geçemez, gelişmiş ülkelerin hiç birinde tanınmaz.
Standartlar her ülke için geçerli.
Örneğin bizim diplomalarımızı saymayanlar da var, bizim saymadıklarımız da var.
Bırakın başkalarını, verdiğimiz diplomayı biz kendimiz de ciddiye alıyor muyuz?
4 yıllık eğitim, formasyon, staj ve ömür törpüsü KPSS sınavı yetmezmiş gibi hepsini yok sayıp, 10, 15 maksimum 40, 45 dakikalık bir mülakatla yol almaya çalışıyoruz. O da yetmedi Öğretmen Akademisi açtık. Madem bu noktaya gelecektik güzelim öğretmen okulları neden kapandı?..
Mülakat ile eğer öğretmenliğe uygunluk koşullarına uygun olup olmadığı test ediliyorsa bunun zamanlaması da en sonunda değil, en başında yapılıyor olmasıydı.
Öğretmen Akademisi ile daha iyi eğitim verileceğine inanılıyorsa da eğitim fakültelerine ne gerek var?..
Yeterliliğe bakılıyorsa o da hiç inandırıcı değil.
Bu durum öğretmenlerimiz için böyle de diğer alanlarda farklı mı?
Sanayiye gidin sorun:
Alaylı mı, mektepli mi?
Bu konuda da çok şeyler değişti.
Cevaplar çok enteresan olacaktır!..
Verdiğimiz diplomalara önce kendimizin saygı duyması gerekiyor...

