adscode

Reyting sıralamaları

En yüksek puanla öğrenci alan lise ve üniversiteler en iyileri mi?

aguclu@milliyet.com.tr




Gazetelerin tiraj, televizyonların reyting, sosyal medyanın tık sayısı, şirketlerin ise bilanço yarışı var. Üniversiteler ise bu kervana sıralama ile katıldı. Tartışmalara neden olsa da mücadele devam ediyor. Peki ne kadar adil, ne kadar gerçekçi ne kadar güvenilir? O nereden baktığınıza bağlı!


Örneğin en çok satan gazete en iyi gazete mi?

En yüksek puanla öğrenci alan lise ve üniversiteler en iyileri mi?

En çok izlenen televizyon programları en iyi olanlar mı?

En çok kazanan şirketler en başarılılar mı?

En çok oy alan, en çok şampiyon olan, en hızlı yol alanlar en iyiler mi, işini en iyi yapanlar mı yoksa en iyi algı yaratanlar mı?

Hangi kriterleri uygularsanız uygulayın, hangi sıralamayı yaparsanız yapın mutlaka rahatsız olanlar çıkacaktır.

Bu yüzden sıralamaları öyle ya da böyle elbette ciddiye almak gerekir ama çok da takılmamak gerekir. Çünkü matematikte olduğu gibi bu tür sıralamalarda birisi için doğru olan herkes için doğru değildir. Doğrular hedeflere ve beklentilere göre değişir…

Üniversite sıralamalarına gelince, dünya genelinde uzun yıllardır yapılıyor. Ülkemizde de son yıllarda farklı şekillerde gerçekleşiyor.

Tüm bu sıralamalara farklı ve güncel bir bakış açısı getirilmesi gerektiğini başkaları bir yana en azından biz defalarca dile getirdik ama devamı gelmiyor.

Boksta nasıl ki ağır sıklet ve tüy sıklet aynı ringe çıkmıyorsa, lise ve üniversitelerde de yüzlerce ya da onlarca yıllık kurumlar ile çok yeni olanlar aynı sıralama içerisinde yer almamalı.

Örneğin 100 yıllık kurumlar ayrı değerlendirilmeli, 30, 50 ve 20 yıl altı kurumlar ayrı değerlendirilmeli.

Örneğin tıp fakültesi olan kurumlar ile olmayanlara farklı bir gözle bakılmalı.

Örneğin sıralamalar üniversite bazında değil, fakülte hatta bölüm bazında yapılmalıdır.

Örneğin öğrenci sayısı, onlarca yeni üniversiteye kurucu üniversite olması, örneğin bilimsel üretkenliği ve bunu teknoparklarında teknolojiye dönüştürmesi, örneğin öğrenci başına düşen kaynakları, örneğin mezunlarla ilişkileri, örneğin reklamlarla yaratılan algının ötesinde kamuoyundaki prestiji gibi çok farklı etkenler de göz önünde bulundurulmalıdır…

Üniversiteler meslek okulu mu, bilim yuvası mı?
Üretimleri bilim mi yoksa diploma mı?

Bu konuda en iddialı olan ülkelerde olduğu gibi bizde de bilim üretenler ile meslek adamı yetiştiren öğretim kurumları hem lise hem de üniversite düzeyinde birbirinden ayrılamaz mı? Ayrı kategorilerde değerlendirilemez mi? Bilim üretmeye çalışanların sırtındaki lisans öğrenci yükü azaltılamaz mı? Üretilen makalelerin ne kadarının üretime dönüştüğüne bakılamaz mı?..

Çok karmaşık bir konu nereden bakarsanız bakın içinden çıkılması mümkün değil.

Bir ara kentlerin liselere ve üniversitelere giriş sınavlarındaki başarı sıralamaları açıklanıyordu. Kıyametler koptu ve artım MEB ve ÖSYM tarafından yayınlanmıyor!

“Eğitim dışında hangi kriteri uygularsanız uygulayın ilk 10’a hatta ilk 5’e giren kentlerimiz, sınavlarda ancak son 5’te, son 10’da yer alabildiler” diye haber yapıldığında, tepkiler kentteki eğitim kurumlarına ya da eğitime yön verenlere değil, “Bunu niye haber yapıyorsunuz” diye haber yapanlara oldu…

Şimdi gelin önce bu çerçevede iddialı bir üniversitemizin rektöründen gelen mesaja bir göz atalım, sonra da sıralamadaki yerine bakalım.

Ve sonra da kendimize şu soruyu soralım:

Diğer üniversiteler bu konularda hangi noktadalar?


”Rektörlüğümde yedinci yılım ve son üç yıldır inanılmaz bir hamle yakaladık.
Son üç yıldır
TÜBİTAK projelerinde Türkiye birincisiyiz
İnter disiplinler çalışmalarda Türkiye birincisiyiz
Patent atıflarında Türkiye birincisiyiz
Öğretim üyesi başına Avrupa birliği fonlarında Türkiye birincisiyiz
Öğrenci memnuniyetinde Türkiye birincisiyiz
Öğretim üyesi başına yayında Türkiye ikincisiyiz
Rektör performansında son üç yıldır altın madalya alıyoruz
Times Higher Educationın verdiği yüksek öğretimin Oscarı ödülü olarak kabul edilen liderlik ödülünü 2024 yılında ülkemize ilk defa getiren üniversite olmanın gururunu yaşadık.
2023 yılında ise Birleşmiş Milletler’in kurduğu dünya bilimler Akademisi’nin tüm dünyadan dört kişiye takdir ettiği bilim diplomasi ödülü şahsıma verildi
Teknopark‘ı 2018 yılında yıllık ihracatı 1.500.000 $’dan 2025’te 220 milyon $’a taşıdık. Hedefimiz 1 milyar Dolar!..
Ve daha pek çok başarılara imza atıyoruz.
Daha gidecek çok yolumuz var.
Emin adımlarla, doğru stratejilerle ve yarattığımız huzur ve üretim ekosistemi ile yolumuzu devam ediyoruz.
Bu arada 1 milyar $ gerçekten başarabileceğimiz bir ihracat gibi duruyor. Sizlerin de desteğini ve katkılarını bekliyoruz…”

Eminiz ki aklınızdan pek çok üniversite geçti, bakalım tutacak mı?

Söz konusu üniversitemiz ilk 5’te değil, ilk 10’da, 15’te de yok. İlk 20’ye 19’uncu sıradan zar zor girmiş!

Peki hangi üniversite, hangi rektör?

Üniversite İzmir Yüksek Teknoloji Üniversitesi.
Rektör de Prof. Dr. Yusuf Baran…

Peki ya diğer üniversitelerimiz?

Onlar içerisinde de elbette çok başarılı olanlar var. Yeri geldikçe onları da paylaşacağız.

Kimileri dünden bugüne çok kan kaybetti kimileri İYTÜ gibi atağa geçti, kimileri, hala kış ülkesinde, kimileri de algı peşinde…

Hepsi bizim üniversitelerimiz, hepsi de değerli ve hepsinin de çok daha güçlü bir şekilde yola devam etmeleri için hem devlet hem de millet olarak her türlü desteği sağlamalıyız ama onların da bunu hak etmek için ellerinden gelen çabayı göstermeleri gerekiyor!..

Neden mi?
Geleceğin mimarı onlar da ondan!

Bu konuda dünyanın en iyi üniversiteleri ile hemen her açıdan en güçlü ülkeleri arasındaki korelasyona bakmak yeter de artar!..


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)
runtobet runtobet giriş runtobet güncel runtobet runtobet güncel runtobet giriş tophillbet tophillbet güncel giriş tophillbet mobil güncel tophillbet tophillbet giriş tophillbet güncel myhitbet myhitbet güncel myhitbet giriş myhitbet myhitbet güncel myhitbet giriş yesmorebet yesmorebet güncel yesmorebet giriş