Pek çok konuda derin bir uykudaydık. Dünya batsa umurumuzda değildi. Yılgınlık ve yorgunluk içerisindeydik. Bir şeylerin değişeceğine yönelik umudumuzu adeta kaybetmiştik ama sanki minik de olsa kıpırdanmalar var. Haydi hayırlısı diyelim!..
Gelin isterseniz önce birkaç habere göz atalım:
Mahkemeden “norm fazlası öğretmen” kararı!
İzmir ve Tokat’ta norm kadro fazlası olduğu gerekçesiyle başka ilçelere resen atanan öğretmenler için açılan davalarda mahkemeden emsal karar çıktı.
???? İzmir 5. İdare Mahkemesi, öğretmenin 120 km uzaklıktaki ilçeye atanmasını “ölçülülük ilkesine aykırı” bularak iptal etti.
Kararda, aile bütünlüğü ve ulaşım koşullarının dikkate alınması gerektiği, makul mesafedeki okullara atama yapılmasının zorunlu olduğu vurgulandı.
???? Tokat’ta ise mahkeme, öğretmenin talebi dışında yapılan atamayı hukuki dayanağı olmayan bir işlem olarak değerlendirdi.
Kararda, “Ailenin korunması anayasal bir yükümlülüktür” denilerek, memur eşin bulunduğu yere yapılan atamalarda “norm kadro” sınırlamasının uygulanamayacağına dikkat çekildi.
⚖️ Her iki karar da Eğitim-Bir-Sen tarafından açılan davalar sonucunda verildi ve benzer durumlar için emsal teşkil etmesi bekleniyor.
Yapay Zekâ Mevzuatı
AB ülkelerinde siber güvenliğe yönelik mevzuat çalışmaları tamamlanarak yılbaşında yürürlüğe giriyor. Ülkemizde de Siber Güvenlik Başkanlığı’nın bu yönde çalışmaları söz konusu. Umarız onlar da ocak ayından itibaren uygulanmaya başlanır ve Avrupa Birliği ülkelerinde olduğu gibi yasaklarla birlikte etik değerleri koruyucu önlemler de getirilir…
İşte bu noktada
YÖK Başkanı Erol Özvar”ın yapay zekâ çalışmalarına yönelik değerlendirmesi umut verici. Umarız dağ fare doğurmaz:
“Bilimsel çalışmalarda yapay zekânın nasıl ve hangi ölçülerde kullanılacağına dair mevzuat çalışması hayata geçmek üzere.”
Gençler Elden Gidiyor mu?
Fransız Le Monde Gazetesi:
“Türkiye gençliğin tamamını kaybetme riskiyle karşı karşıya:
▪️18-24 yaş grubundakilerin yüzde 32’si ne çalışıyor ne okuyor.
▪️Genç kadınların yüzde 42’si kariyer fırsatlarından tamamen dışlanmış durumda.
▪️Türkiye yeni üniversite mezunlarının istihdam oranında 33 Avrupa ülkesi arasında sonuncu.
▪️Türkiye’nin üniversite mezunlarının işsizlik oranı genel işsizlik oranının üstünde (Türkiye bu alanda tek ülke).
▪️Türkiye öğrenci başına ilk ve orta okulda 3 bin 473 avro, yükseköğretimdeyse 9 bin 324 avro harcıyor (OECD ortalama harcamaları sırasıyla 11 bin 652 avro ve 18 bin 471 avro).
▪️Öğretim üyesi ve görevlilerinin maaşlarında artış olmadı. Deneyimli profesörler yeni işe giren akademisyenlerden sadece yüzde 29 fazla maaş alıyor (Bu fark çoğu OECD ülkesinde yüzde 60). “
Çok karamsar bir tablo gibi gibi görünse de tespitlerin hiçbirinde abartı yok, dahası zaten yakından bildiğimiz gerçekler. Asıl önemli olan pozitif yöndeki tespitler: Keşke onlar da bir bir ele alınsaydı. Çünkü önemli olan böylesi ortamlarda başarı hikayeleri yazmak…
Sadece ülke içerisinde değil dünyanın dört bir yanında “ben de varım” diyen pek çok gencimiz var. Umarız bir gün o yönde de değerlendirmeler paylaşılmaya başlanır…
Bilimin Sultanları
Milliyet’ten Ozan Kadüker’in haberi de umut vericiydi:
Kimi yarışmalarda Türkiye’yi temsil ediyor, kimi roket motorları geliştiriyor, kimi ise sanatla bilimi birleştiriyor. İTÜ’nün geleceğe yön veren kızları, erkek egemen mühendislik alanında sınırları zorluyor.
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) 1927’de Türkiye’de kadınlara mühendislik eğitimi veren ilk kurumdu. Bugün ise İTÜ’deki kız öğrencilerin her biri kendi alanında fark yaratmaya devam ediyor. Kimi roket motorları geliştiriyor, kimi arama-kurtarma robotları tasarlıyor, kimi uluslararası yarışmalarda Türkiye’yi temsil ediyor, kimi ise sanatla bilimi birleştiriyor. Öğrenciler, başarılarıyla hem kendilerini geliştiriyor hem de ‘yapamazsın’ diyenlere inat erkek egemen mühendislik alanını dönüştürüyor. İTÜ’nün geleceğe yön veren kızları, çalışmalarını Milliyet’e anlattı:
Birbirini besliyor
■ İrem Sıla Albayrak (Kimya): İTÜ TİMİS Oyuncuları Tiyatro Kulübü 2024-2025 Dönemi Başkanıyım. Bilimin dünyasıyla sahnenin duygusal derinliği arasında kendi yolumu buldum. Tiyatro bana insanı, kimya bana evreni öğretti. Ve ben; insanlığı anlamanın en güzel yolunun tiyatro, geliştirmenin ise kimya olduğunu ve bu ikisini aynı anda yapmanın önce beni sonra da birbirini beslediğine inandım.
Mühendislik tarihinde öncü
İTÜ’nün kadın mühendislik tarihinde öncü bir kurum olduğunu belirten Mühendislik ve Teknolojide Kadın Araştırmaları ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hatice Ayataç şunları söyledi: “Üniversitemizde araştırmacıların yüzde 46’sını kadınlar oluşturuyor. Daha fazla kızımızı üniversite eğitimine ve özellikle mühendislik eğitimine katmayı hedefliyoruz. Çünkü ülkemizdeki mühendislerin ancak yüzde 24’ü kadın.”
Kulübün % 80’i kız
■ Kübra Şevval Aras (Geomatik Mühendisliği): TEKNOFEST Kulübü’nde başkan yardımcısıyım. Kulübümüzün yönetim kurulunun yüzde seksenini kızlardan oluşuyor. Bu geçen sene böyle değildi. Buradaki değişimi kesinlikle bizim çok daha düzenli ve sistematik çalışmamıza bağlıyorum.
■ Beyza Nur Çakmak (Metalurji ve Malzeme Mühendisliği): Baja SAE yarışlarına katılan ve Türkiye’nin ilk öğrenci arazi aracını tasarlayıp üreten Randıman Takımı’nın kaptanıyım. ABD’deki yarışmanın 50 yıllık tarihinde ilk kez Türk Bayrağı’nı dalgalandırdık. Mekanik işin kaptanının kadın olmasını doğru bulmayan veya kadın bir yöneticiyle çalışmayı kabullenemeyen kişilerle de karşılaştım. Bu durum beni yıldırmak yerine neden bu işi yapmaya devam etmem gerektiğini hatırlattı.
Roket motoru yapıyorlar
■ Sudenaz Sofuoğlu (Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği): Pars Roket Grubu’nun takım kaptanlığını yürüttüm. Şimdi elektronik ekip lideriyim. Özgün roket motorları ve alt sistemler üzerine çalışıyoruz. Ürettiğimiz motorları test ediyor, roketlerimizle fırlatıyoruz. Bu şekilde ülkemize ve dünyaya katkı sağlamayı, nitelikli mühendisler olarak mezun olmayı hedefliyoruz.
‘Yapamazsın’ diyenlere!..
■ Elif Eylül Baysal (İşletme Mühendisliği): Robotik Arama Kurtarma Ekibi’nde bir yıl üye ve bir yıl takım kaptanı olarak rol aldım. İki yıl boyunca arama kurtarma robotları üretme misyonuna sahip bu ekipte bir kadın olarak bana sadece teknik bilgi değil, aynı zamanda direnç, azim ve cesaret kazandırdı. Mühendislik dünyasında bir kadın olarak var olmak, her gün görünmez bir mücadele vermek anlamına geliyor. “Kadınlar bu işi yapamaz” diyen sesler, benim için motivasyon kaynağına dönüştü. Çünkü her ‘yapamazsın’ sözü, aslında bir ‘göster bakalım’ çağrısıydı.
■ Neşe Kaya (Gıda Mühendisliği): Biyoteknoloji alanında projeler yürüten Galen Takımı’nda kaptanlık görevini üstleniyorum. Hedefim; yaşanılan problemlere yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler üretmek üzere, temel bilimin çalışma ve bulgularını mühendislik uygulamalarıyla birleştirmek ve sosyal etkinin bir paydaşı olarak bu çözümlerin geliştirilmeye devam etmesine öncülük etmek. Bu emeğin çıktısı olarak ise insanlık ve dünya yararına çözümler sunuyor, ulusal ve uluslararası düzeyde İTÜ’yü ve ülkemizi temsil ediyoruz.

