YKS sonuçları açıklandı, tercih süreci başladı. ÖSYM sınava yönelik tüm ayrıntıları paylaşmasa da verdiği bilgiler çok çarpıcı. Bir anlamda eğitimde geldiğimiz noktanın özeti. Kabahatli arama yerine çözüme odaklanalım. Veriler YÖK, MEB ve ÖSYM’in karnesi niteliğinde!
Hemen her teste ortalamalar düşük ama Matematik ve Fen’de çok daha düşük. Değerlendirmeler doğru cevaplar üzerinden değil de netler üzerinden yapılsaydı, sıfır çekenlerin sayısı bırakın tavan yapmayı arşa uzanırdı!
Eğitim Sen bu yıl da ÖSYM verilerin yola çıkarak can alı tespitlerde bulunmuş. Umarız MEB, YÖK ve ÖSYM ve eğitime yön veren diğer ilgili kurumların da bu tabloya yönelik söyleyecekleri vardır. Konun aydınlığa kavuşması için onları da paylaşmaya hazırız…
İşte ÖSYM verileri ve Eğitim Sen’in analizi:
. ÖSYM, son dört yıldır sürdürdüğü tutumu devam ettirerek bu yıl da adayların net ortalamalarını paylaşmamış, yalnızca doğru cevap sayısı ortalamalarını açıklamıştır.
. ÖSYM istatistiklerinde sonuçların bölgesel dağılımına yıllardır yer verilmemesi ise eğitimdeki derin coğrafi ve sınıfsal eşitsizliklerin görünmez kılınması anlamına gelmektedir.
. Oysa sınav sonuçlarındaki gerileme, tam da bu eşitsizliklerin yıllar içinde birikmesinin sonucudur.
. Açıklanan sınırlı veriler bile tablonun ağırlığını gizlemeye yetmemektedir.
İşte onlardan bazıları.
. TYT’nin 40 soruluk Temel Matematik testinde doğru cevap ortalaması yalnızca 6,4, 20 soruluk Fen Bilimleri testinde ise 3,9 düzeyindedir.
. Alan sınavlarında da benzer bir görünüm hâkimdir. Matematikte doğru cevap ortalaması 7,1’de kalırken fizikte 2,6’ya, kimyada 2,1’e, felsefe grubunda ise 1,8’e kadar gerilemiştir.
. Yanlış cevapların doğru cevapları götürdüğü dikkate alındığında, adayların net ortalamalarının açıklanan doğru cevap ortalamalarından çok daha düşük olduğu açıktır.
. Sonuçların en kaygı verici göstergelerinden biri de sınav puanının hesaplanabilmesi için gereken düzeyde doğru cevap veremeyen, kamuoyunda “sıfır çeken” olarak ifade edilen adayların sayısındaki artıştır.
. Geçen yıl 40 bin 818 olan bu sayı, bu yıl 67 bin 87’ye yükselmiş; yalnızca bir yılda 26 bin 269 kişilik kaygı verici bir artış yaşanmıştır.
. On binlerce gencin sınav puanının hesaplanmasına yetecek düzeyde doğru cevap verememesi, bireysel başarısızlıkla açıklanamayacak kadar yaygın ve sistemli bir eğitim sorununun açık göstergesidir.
. Sınava başvurduğu hâlde katılmayanların sayısı da gençlerin geleceğe ilişkin umutsuzluğunun bir başka göstergesidir.
. TYT’de 170 bin 551, AYT’de 154 bin 857, Yabancı Dil Testi’nde ise 60 bin 370 aday, başvuru yaptığı hâlde sınava girmemiştir.
. Yüz binlerce genç, sınava hiç katılmadan ya da üniversiteye yerleşme hakkı kazansa bile kayıt yaptırmadan eğitim sisteminin dışına savrulmaktadır.
. Bu tablonun en önemli nedenlerinden biri, gençlerin eğitim yoluyla yaşamlarını değiştirebileceklerine ve güvenceli bir gelecek kurabileceklerine dair inançlarının giderek zayıflamasıdır.
. Öğrenciler açısından üniversite sınavını kazanmak da tek başına yeterli değildir. Hayat pahalılığı nedeniyle barınma, ulaşım ve beslenme gibi en temel ihtiyaçlarını karşılayamayan, mezuniyet sonrasında ise diplomalı işsizlikle karşı karşıya kalan gençler için üniversite, giderek güvenli bir gelecek umudu olmaktan çıkmaktadır.
. Gençlerin eğitimle yaşamlarını değiştirebileceklerine dair inancını aşındıran bu düzen sürdürülemez.
. Gençleri sınav cenderesine sıkıştıran rekabetçi ve piyasacı eğitim anlayışı derhal terk edilmelidir. Bunun yerine öğrenciyi merkeze alan, gelişimi rekabetin önüne koyan, pedagojik ve bilimsel ölçütlere dayalı nitelikli bir eğitim anlayışı benimsenmelidir.

