LGS, YKS, KPSS benzeri sınavların bu kadar yaygın ve dayatamacı olmasının tek nedeni var o da kendimize ve kurumlarımıza güvenmiyor olmamız! Kalkarsa ne olacak korkusu yapılan hataların en büyüğü! Peki mevcut sınavlar ne kadar adil, güvenilir, ayırt edici ve seçici?..
Sınav sektörüne akan paranın 10 milyar dolar olduğu söyleniyor.
10 yılda 100 milyar dolar!
Sınav sonuçları ise ortada:
Üniversite başvuruları son 2 yılda bir milyon azalmış. Mezunların yarısı işsiz kamış. 779 bölüm hiç tercih almamış! Fen liselilerin yarısı mezuna kalmış, lise birincilerinden açıkta kalanlar var. Kazandığı halde kaydını yaptırmayan çaresiz onbinler bulunuyor! Üniversiteyi kazananların da, mezun olanların da, halen öğrenim görenlerin de çok önemli bir bölümü mutsuz!
Peki o zaman yarım asırlık kendine bile hayrı olmayan bu sistemden neden vazgeçemiyoruz?
Korkuyoruz çünkü devletin bir kurumunun verdiği diplomaya yine devletin bir başka kurumu güvenmiyor!
Yapılması gereken sınavların sayısını artırarak dershane sektörüne daha çok su taşımak değil anaokulundan üniversiteye ölçme değerlendirme ve yönlendirme sistemine çeki düzen vermektir.
Üniversite sınavlarının lise yeterlilik sınavı olmanın dışında bir özelliği kalmadı.
Bir anlamda MEB’in başarısının aynası.
Doğru okunsa eğitimde bir gün bile zaman kaybedilmemesi gerekir ama kimin umurunda!..
Ya ülke genelinde objektif bir değerlendirme sistemi getirilmeli ya da ilkokul ortaokul ve lise bitirme sınavları yeniden gelmeli.
Eğer istenirse bir üst öğretim kurumuna gidecek olanlar için böylesi bir sınav zorunluluk olur yok eğer benim öyle bir beklentim yok diyenler bitirme sınavlarına girmek zorunda kalmayabilir.
Sınavları tamamen kaldıralım diyorsak da standardize edilmiş okul başarı puanları esas alınarak belirli bir barajı aşanlar sınavlara başvurur diğerleri de boş yere sınav kölesi haline getirilmemiş olur.
Aslında bu çok iyi bilmediğimiz bir sistem. Çok uzun yıllar başarıyla uygulandı ama nedense bir gece ansızın kaldırıldı!
Örneğin ortaokul mezuniyetinde Türkçe, Matematik ve Fen dersleri 5 üzerinden 4 olmayan öğrenciler fen liselerine başvuramazdı, hedefi fen liseleri olanlarda dersane yollarında perişan olmaz, mezunların tamamı da en iyi üniversitelere girdi.
Peki ya şimdi?
Yarısı umudunu bir sonraki yıla öteliyor!..
Liselere ve üniversitelere giriş sınavları şu an için öğrencilerin en en fazla üçte biri için yapılıyor.
Üniversitelere de Anadolu liselerinde dolduğu gibi barajlı bölümler dışında kalan fakültelere disipline edilmiş diploma notuyla öğrenci alınsaydı, ne değişirdi?..
Bugün için YKS’de 180 soruda 0.5 neti olanın puanı hesaplanıyor, puanı hesaplananlar da kontenjanlar dolmadığı için istemeleri halinde üniversiteye girebiliyor.
Peki onca eziyet, masraf ve bu zaman kaybı niye o zaman?
Kamusal sorumluluk taşıyan ve imza yetkisi olan barajlı bölümlerin sayısı artırılarak sadece onlara sınavla girilmeli diğerleri için ise MEB kendi formül üretmeli!
Bu ne olabilir?
Ya adil bir ölçme değerlendirme sistemi ya da mezuniyet yeterlilik sınavı.
Zor ama imkânsız değil.
Böylece hem vatandaşlarımıza ve kurumlarımıza güvenmeyi öğrenir hem de sınav odaklı değil okul odaklı eğitime yeniden dönmüş oluruz.
Eğer istenirse üç, beş yıl içerisinde eğitim sistemimiz rayına oturur yoksa bir 50 yıl daha mevcut sistemin sancılarıyla kıvranır dururuz…
Dünya değişti ÖSYM kafası hep aynı!
Onlar da haksız değil çünkü bırakın geleceği planlamayı günü zor kurtarıyorlar.
Üniversite seçme ve yerleştirme merkezi olarak kuruldular, devlet sınav merkezi haline geldiler. Sınav yüklerinin azalması en çok onları sevindirecektir!..
Hani büyük düşünüyorduk?
Hani eğitim demek çocuklarımızın ve ülkemizin geleceği demekti?
Samimiyetinizden şüphemiz yok ama söz konusu eğitim olduğunda neden hep birlikte sus, pus oluyoruz?..

