Yabancı dille eğitim mi yoksa yabancı dil destekli eğitim mi? Bu konuda kafamız çok karışık. MEB’in Antalya’da özel okullar toplantısında verdiği mesaj çok netti: Dil eğitimi dille sınırlı kalmalı, kültürel etkileşim olmamalı! Peki bu durumda müfredat ve kitaplar değişecek mi?
Sadece yabancı dil konusunda değil eğitimden genelinde ciddi sorunlarımız var ama hiç birisi çözülmeyecek kadar çetrefilli değil.
Örneğin günlerdir okul öncesi öğretim kurumlarına atanan sınıf öğretmenleri tartışılıyor.
Her öğretim kurumuna, uzmanlık alanı örtüşen yöneticiler atansın isteniyor.
Bakalım ne olacak?
Sorunlarımız her ne kadar kronikleşmiş gibi gözükse de minik dokunuşlara, mükemmel sonuçlar alınabilir.
Bunu daha önceki sorunların çözümünde başardık yine başarabiliriz.
Örneğin Anadolu'nun en ücra köşesindeki en fukara öğrencilere de en iyi şekilde yabancı dil öğretebiliyorduk, şimdi kentlerdeki en iyi okullarda bile yeterince başarılı değiliz!
Peki ama neden?
Yabancı dil konusu, Türk eğitim sisteminin en çok tartışılan konularından birisi.
Yıllarca, yabancı dille eğitim mi yoksa yabancı dil destekli eğitim mi tartışmaları yaptık içinden çıkamadık.
Basamaklı kur, süper lise gibi çok farklı sistemler denedik, elimize yüzümüze bulaştırdık.
Anadolu liseleri gibi mükemmel işleyen bir uygulamaya sahipken onu da çökerttik.
Çok az lise dışında hazırlık sınıflarını kaldırıp, bazı derslerin yabancı dille yapılmasına son verdik. Daha da vahimi, her okula anadolu lisesi tabelası astık, o da yetmedi, okullarımızı nitelikli, niteliksiz diye ayırdık, daha da beteri olmaz derken, sınavla öğrenci alan, almayan diye liseler diye okullarımızı iyice ayrıştırdık.
Yabancı dille eğitim konusunda, tam bir kaos hakim ve düzeltme konusunda maalesef yeterince çaba yok!..
Örneğin Dil Sınıfları yok oldu gibi, mezun olanların da üniversiteye girme şansı yerlerde sürünüyor. Ders kitapları hala rant kapısı. Her ne kadar yabancı kitaplardan rahatsızlığımızı sık sık dile getirsek de, bir asırdır çocuklarımız için kendi kültürümüzle, kendi müfredat programlarımızla yoğrulmuş evrensel değerlere sahip bir ders kitabı ve farklı bir müfredat programı hala hazırlayamadık!
Bir yandan asla tükenmeyen bir AB hayalemiz varken, öte yandan İngilizce dışındaki yabancı dilleri adeta yok ettik..
Bu konuda, sadece MEB değil öğretmen, öğrenci, velilerimiz ve özel okul kurucu ve yöneticileri de çok dertli.
Yabancı dille ilgili yeni eğitim politikamız ve yol haritamız ne?
Kamuoyu ile paylaşılmalı ki şehir efsaneleri değil fikirler konuşulsun, tartışılsın, dünya örnekleri ile kıyaslansın ve en önemlisi de MEB’in kendi arşivlerine göz atılarak en doğru olanı bulunsun!
İlkokuldan sonra öğrenci alan Anadolu liseleri modeli sanki en doğru olanıydı. Diğer okullarda olduğu gibi Anadolu liseleri ve yabancı kolejlerin orta bölümleri de yeniden açılmalıdır…
Üniversitelerde ve özellikle de vakıf üniversitelerinde ise durum çok daha vahim.
Çok azı dışında tamamına yakını “Öğretim dilimiz İngilizce” diyor ve bu yönde diploma veriyor.
Peki mezunların ne kadarı bu konuda uluslararası akademik bir yetkinliğe sahip?..

