Kuruluş tartışmalarını bugün gibi hatırlıyorum aradan 45 yıl geçmiş. Kurucusu Doğramacı ile dönemin İTÜ Rektörü Kemal Kafalı arasında ciddi görüş ayrılıkları vardı. Doğramacı üniversitelere özgürlük geleceğini iddia ediyor, Kafalı ise aksini savunuyordu. Gelinen nokta ise ortada!..
Kuruluş yıldönümü nedeniyle Özel’in gündeminde YÖK de vardı.
Eskişehir’de yaptığı konuşmada bu konuda şunları söyledi:
“Adalet ve Kalkınma Partisi, çok iddialı şekilde bunu söyleyerek geldi, çok az partiye imkan olacak kadar uzun süredir görevde kaldı. İstediği tüm güçleri, tüm yetkileri elinde tuttu, ancak YÖK gibi Kenan Evren’den kötü bir miras olan bir kurumu bırakın kaldırmayı, uygulamaları çok daha baskıcı, çok daha tahakkümcü, çok daha ortak düşünceyi reddeden ve dayatan bir şekle çevirdi. O yüzden biz ‘YÖK’ü kaldıracağız’ demiyoruz. ‘YÖK’ü kaldıracağız’ dersek yalan, kaldıramayız. Biz YÖK’ü yok etmeye geliyoruz arkadaşlar. YÖK’ü yok edeceğiz. Çünkü bir şeyi kaldırınca başka bir yere kondurmak lazım. YÖK’ü yok edip, akademinin özerkliğinin ve özgürlüğünün önündeki bütün engelleri kaldıracağız. Nitelikli, özerk, demokratik ve yaşanabilir üniversitenin, her gencin hakkı olduğuna inanıyoruz…”
Özel, dünya genelinde var olan üniversiteler ile siyaset arasındaki koordinasyonu sağlayacak olan YÖK benzeri bir kurumun boşluğunu nasıl dolduracak, eminiz onun detaylarını da yakında açıklayacaktır.
Açıklamalı ki detaylar kafalarda daha da netleşsin.
Örneğin bir Yükseköğretim Bakanlığı düşünüyor mu?
Üniversite bütçelerini devlet verdiğine göre,
kontenjanları devlet belirlediğine göre,
geleceğe yönelik stratejileri devlet ve iktidarlar belirleyeceğine göre,
rektör atamalarını seçimle gelseler dahi Cumhurbaşkanı onaylayacağına göre
nasıl bir Anayasal düzenleme yapılacak, bu nasıl gerçekleşecek?
TBMM bütçe görüşmelerinde üniversite bütçelerini kim savunacak?..
YÖK'te güya demokratik bir yapılanma ve güçler ayrımı dengesi oluşturulacaktı, bu bazı yıllar kısmen gerçekleşe de bir süre sonra üç ayaklı YÖK, tek ayaklı YÖK’e dönüştü.
YÖK yasasına göre üyelerin üçte birini Cumhurbaşkanı, üçte birini Bakanlar Kurulu, üçte birini de Üniversitelerarası Kurul seçiyor. Devlet, iktidar ve üniversiteler tek tipleşmeden önce farklı dengeler olabiliyordu ama son yıllarda o da ortadan kalktı.
YÖK kurulduğunda 19 üniversite vardı ve en fazla 50, 60 üniversiteye göre dizayn edilmişti. Bugün ise 219’dan fazla üniversitemiz var ve bu elbise artık üniversitelerimize dar geliyor!..
Görünen o ki önümüzdeki ilk seçimin önemli tartışma konularından birisi de eğitim ve özellikle de YÖK olacak.
Bu yüzden hem iktidar hem de muhalefet partilerinin bu konuda derslerini iyi çalışmaları gerekiyor.
YÖK’in kalması ya da yok edilmesi artık kimsenin umurunda değil.
Önemli olan eğitimin kalitesi, diplomaların bir işe yarıyor olması, meslek yelpazesinin günümüz ve gelecek koşullarına göre yeniden şekillenmesi, bilimsel üretkenliğin artırılması ve gençlerin doğru yönlendirilmesi!
Yani bunun için de büyük reformlar gerekiyor.
Bize asıl onları anlatın!..

