adscode

Okullar Sorunların Gölgesinde Açıldı!

15 Eylül tarihinde okullar açıldı.16 milyon 400 bin çocuk okullu oldu. Her yıl olduğu gibi bu yılda okullar pek çok sorunla birlikte eğitim yılına başlıyor.

alaaddindincer@egitimajansi.com




Geçmişte var olan sorunlara,444’lük eğitim sistemi, okul dönüşümleri, yeni sınav sistemi, yöneticilere yönelik siyasal kadrolaşma amaçlı operasyonlar, öğretmenlerin tamamı için rotasyonu öngören torba yasa düzenlemesi. Bunlara ilaveten geçmişte var olan alt yapı yetersizlikleri, öğretmen açıkları, derslik açıkları nedeniyle kalabalık sınıflarda ikili eğitim yapılması. Engellilere engeller çıkaran, yeşili ve oyun alanları olmayan okullar.

Bilginin ve bilimin ve okulun piyasalaştırılması sonucu okullar arasında oluşan farklılaşmalar. Bütün bu yoksunlukların yanında gelir adaletsizliklerinin yarattığı eşitsiz bir toplumun okulunda öğrenci olmanın zorlukları. Yukarıda sıralanan olgularla bağlantılar nedeniyle yoksul çocuklarını çok programlı liselere, meslek liselerine ve imam hatiplere gitmeye mecbur bırakan tercih sistemi.

Sadece bunlar mı? Değil tabi. Daha devamı var. İnsanın varlıksal gerçeklerini ve değerlerini yok sayan ekoloji alanının sorunlarına mesafeli müfredat ve ders kitapları. Farklı inançtan yurttaşlara dayatılan Sünni İslamlın öğretisini amaçlayan zorunlu din dersleri. Coğrafyamızda yaşayan tüm halkların kendi anadillerinde eğitim yapmasını yasaklayan yasalar. Okul kurumunun ataerkil homofobik zihniyeti ve yasakçı disiplin yönetmelikleri. Duyu organlarını Ermeni, Rum, Musevi okullarına kapatmış bir yönetim anlayışı.

TEOG; Kayıt, Nakil, Okuldan Okula Koş Nafile Boş!
Son dönemde eğitim alanında rastladığımız trajikomik fotoğrafların başında TEOG Sınavlarının ardından ortaöğretim kurumlarına yerleşme koşuşturması içinde günlerini okul kapılarında beklemekle geçiren veli görüntüleri gelmektedir. Oturduğu ilçeden kilometrelerce uzaktaki ilçelere hatta illere serpiştirilen çocuklar. Eziyet ve çilenin her türünün yaşatıldığı öğrenci ve veliler. Bitmek tükenmek bilmeyen kayıt ve nakil işkencesi. En sonunda nefesleri açık liseye kaydolmaya yetebilen yüz binlerce mağdur yurttaş. Okuyan çocuk ve genç sayısı 1,5 milyonu bulan açık lise öğretimini çok değerli bir seçenek olarak öneren beyhude anlayış. Sonuç hep aynı kulakları tırmalayan hava ‘İnşallah daha iyi olacak…’

Yöneticilikte Tek Liyakat; Siyasi Yandaşım, Sendikalım ve İnancımdan Olma!
İlk planda 16 bini okul müdürü 23 bini müdür yardımcısı 39 bin, sonrasında 35 bin toplamda 74 bin okul yöneticisi objektif ölçütlere ve etik kurallara uymayan bir oldubitti yasası ile apar topar görevlerinden alındı. Müdürler değerlendirmesinde 8 bin tanesi 75 üzeri puanla değerlendirilerek bir 4 yıl daha görevlendirilirken, kalan 8 bin tanesi ne olacağı belli olmayan bir belirsizlik ortamına terk edildi. Şimdi sıra 23 bin müdür yardımcısında. Müdürlerin operasyonuna benzer bir operasyonun müdür yardımcılarını da beklediğini söylemek mümkün. Aralık ayına kadar sürecek bu yer değiştirmeler hem çocukları hem de eğitimi olumsuz yönde etkileme potansiyeli taşımaktadır.

75 puan alanların neredeyse tamamının hükümetin siyasi görüşüne yakın kişilerden ve hükümet yanlısı sendikanın üyeleri arasından belirlenmiş olması eğitimin bütün kadrolarını ele geçirme, kendisi gibi düşünmeyenleri tasfiye etme niyetiyle ifade edilebilir. Bu alanda yapılması gereken yöneticiliklerin; katılımı, çoğulculuğu kendilerinin ve demokratikliği esas alan bileşenlerin okul yöneticilerini 4+4 iki dönemle sınırlandırılmış bir yöntemle seçmesidir.

Kadrolu Öğretmen Yok.’Ücretli’ Verelim.
Yılan hikâyesine dönen 40 bin öğretmen atanmasına yönelik yasa nihayet torbaya girmeyi başararak meclisten geçti. Aylardır propagandası yapılan atanma kararının gecikmelide olsa çıkmış olması bir olumluktur. Ancak bu rakamın öğretmen açıkları derdine derman olmayacağını biliyoruz. Çünkü bakanlığın açıklamalarında işsiz öğretmen adayı 400 bin öğretmen ihtiyacı ise 105 bin olarak ifade edilmektedir. Bu durumda aradaki farkın kapatılmasında yine ‘ücretli’ öğretmen çalıştırma yoluna gidilecektir.’Ücretli’ öğretmen uygulamasının pedagoji bilimi açısından niteliksel sorunu büyüttüğünü yaşadığımız deneylerden yola çıkarak söyleyebiliriz. Bu nedenle öncelikle bakanlığın açıkladığı rakama uygun atanma işlemi önümüzdeki aylarda yapılmalı ve tüm öğretmenler kadrolu çalışma esaslarına göre istihdam edilmelidir.

Son çıkan torba yasada aday öğretmenlere adaylıklarının sonunda uygulanacak olan ’yazılı veya sözlü’ sınav yukarıda yöneticilik için ifade edilen kaygılarımızı bu konu ile alakalı da taşımamıza yol açmaktadır.  Ayrıca aynı torba yasada öğretmenlere yönelik getirilen ‘rotasyon’ uygulaması 875 bin öğretmenin yeni mağduriyetler ve sorunlar yaşamasına neden olacaktır. Bulunduğu okulda 10 yılını gelecek yılda tamamlayan(bu 8 de olabilir) öğretmenlere uygulanması muhtemel(muhtemel olmasının nedeni henüz yönetmelik yayınlanmadığından dolayıdır.) (Sürecin ileriki yıllarda sürdürüleceğini düşündüğümüzde bu rakamı 875 bin olarak ifade etmenin bir sakıncası yoktur. )

Kalabalık Sınıflarda Dersler Nasıl Olacak?
Toplumsal eşitsizliklerin en belirgin olduğu yerler eğitim kurumlarıdır. İktisadi adaletsizliğin ve gelir farklılıklarının kendini ele verdiği yerdir aynı zamanda okullardır. Yoksul bölgelerde bulunan okullar, alt yapı yetersizliklerinin yanında, kalabalık sınıfları ve ikili eğitimi ile de sürekli nitelik sorunu yaşarlar. Öyle ki büyük kentlerin bazı ilçelerinde bir dersliğe düşen öğrenci sayısı 70-80’İ bulmaktadır. Yönetimin bulduğu çözüm ise ikili eğitim yapmaktır. Aynı okullarda bir tuvaleti bazen 250-300 öğrenci kullanmak zorunda kalmaktadır. Parasını vatandaş ödediği (ödeyemediği) için bu okullarda hizmetli bulmakta zordur. Kısacası sürekli temizlik sorunu yaşanmaktadır. Ülkenin bütün okullarında 30 öğrencili derslikler tam gün eğitim için yaklaşık 140-150 bin dersliğe gereksinim duyulmaktadır.

Teşvik; Kamu Okuluna Yok, Özele İse Çok!
Kamu okullarına ‘kendi kaynaklarınızı kendiniz yaratın’ diyen iktidar, eğitimin piyasalaştırılması adına ‘özel okulculuğu teşvik’ adı altında özel okullardan hizmet satın alma yoluna gitmiş bulunmaktadır. Bu yıl 250 bin öğrenci için özel okullara 750 TL aktarmayı kararlaştıran iktidar 4 yılda bu rakamı 5,5 milyar TL’ye vardırarak büyük bir kaynağı, yine büyük olasılıkla kendilerine biat edecek bir nesil yetiştirmek üzere bu okullara aktarmış olacaktır. Aktarım yapılan okulların ve öğrencilerin listesinin bilinmemesi bu konuda kafalarda çeşitli soruların ve şüphelerin doğmasına neden olmuştur. 5,5 milyar ile tam teşekküllü 1100 okul yapılarak 15 milyon nüfuslu İstanbul’un derslik sorunu çözülebilir, 50 bin yeni öğretmen atanabilirdi.

Her Ortaokul İmam Hatip, Her Okula İbadethane!
Belli bir plan ve strateji temelinde yürütülen ‘dindar nesil yetiştirme’ kararı adım adım hayata geçirilmektedir. Bunun en son uygulaması genel ortaokulların bünyesinde ‘talep var’ gerekçesi yaratılarak şube açılması, yayınlanan son yönetmelikle okullarda ibadethanelerin zorunlu kılınmasıdır. Bilim eğitimi, farklı inançtan ve çocuklar üzerinde mahalle baskısı oluşturacak bu uygulamayı doğru bulmadığımı ifade etmeliyim. Oysa imam hatip okullarında dersliklerde ortalama 25 öğrenci okumaktadır. İstenirse çocuklar bu okullara taşınabilir veya yeni imam hatipler kurulabilir.Böyle giderse önümüzdeki yıllarda ilkokullarda ve liselerin tamamında imam hatip şubesi açılacak gibi görünmektedir.4 yılda hedeflenen 1 milyon öğrenci sayısı 3 yılın sonunda tutturulmuş durumda.

Özel Eğitim Sınıfları Kaldırılıyor.
Uzun zamandır ilköğretim okulları bünyesinde sürdürülmekte olan özel eğitim sınıfı uygulaması kaldırılıyor. 444’lük yasa ardından her okul düzeyinde açılma zorunluluğu doğan özel eğitim sınıfı açma uygulaması ‘maliyet yüksekliği’ gerekçe yapılarak tasfiye edilmek isteniyor. Son yayınlanan ortaöğretim yönetmeliğinde her sınıfa en az iki kaynaştırma öğrencisi alma koşulu böyle bir uygulamanın ilk habercisi olarak değerlendirilebilir. Özel eğitim yönetmeliğinde yapılan değişikliklerde de bunun ipuçlarını bulmak mümkün.

Anadilinde Eğitim Yasak. Seçmeli İle Yetinin!
Temel insan hakları ve uluslararası çocuk hakları belgelerinde yer alan ‘her çocuğun kendi anadilinde eğitim alma, dilini ve kültürünü geliştirme’ hakkı hep yasaktı ve halen yasak. Yasakları kaldırmak yerine yasakların gölgesine saklanan hükümet sorunu ‘farklı dil ve lehçelerin seçmeli kullanımı’ yoluyla aşmaya çalışmaktadır. Kürtler başta olmak üzere bu coğrafyada yaşayan halklar ise seçmeli değil kendi anadillerinde eğitim yapmak istemektedir. Bu isteğin bir sonucu olarak halklar kendi dillerinin seçmeli olarak okutulmasına ilgi göstermemektedirler. Sorunu çözmenin yolu etrafında dolanmak değil, doğrudan var olan engelleri kaldırmak, halkların kendi anadillerinde eğitim yapmasını sağlamaktır.
Sonuç olarak; 15 Eylülde açılan okullarda okuyacak öğrencileri; dil yarası ile büyümek, aidiyet duymadığın bir inancın din eğitimini zorunlu okumak, asimilasyona uğramak, erkek egemen cinsiyetçi imgelerin baskısı altında olmak, her türlü eğitim araç gerecinden ve olanaklarından yoksun kalmak, ‘ücretli’ öğretmenle yetinmek gibi sorunlar beklemektedir. Tüm bu ve başkaca nedenlerden dolayı okulları ve eğitimi eşitliğin, özgürlüğün, barış ve kardeşliğin nüveleri olacak şekilde değişime uğratmalıyız. Yarın çok geç olmadan bugünden gökkuşağının bütün renklerini sınıflara taşıyalım.
                                                                                                   16.09.2014 Alaaddin Dinçer/Eğitimci
                                                                                                                                       







 

Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)