adscode

EĞİTİMDE PANDEMİYLE GEÇEN BİR YIL VE 2019 KPSS’DE YAŞANAN EŞİTSİZLİK ÜZERİNE…

Pandemi koşullarında eğitimle ilgili tartışmalar devam ederken, bir eğitim öğretim yılının daha sonuna yaklaşıyoruz. Eğitim öğretim yılı tamamlanırken, eğitim öğretim kurumlarında önümüzdeki hafta “Telafide Ben de Varım” çalışma programları başlayacak...

ikegitmeni@hotmail.com




Telafi eğitiminin nasıl olması gerektiği, “Telafide Ben de Varım” programının telafi programı yerine, pandemi ortamında sosyal becerilerin geliştirilmesini amaçlayan sosyal becerileri geliştirme faaliyetleri olarak değerlendirilmesinin daha doğru olacağını daha önceki yazılarımda ifade etmiştim. Ancak görülen o ki, ısrarla “Telafide Ben de Varım” programı telafi programı olarak sunulmaya çalışılıyor. Milli Eğitim Müdürlüklerinden ve okullardan alınan bilgiler değerlendirildiğinde “Telafide Ben de Varım” programının okullardan gelen projeler kapsamında oluşturulan sosyal etkinlik programı olarak hayata geçiriliyor. Okullarda “Telafide Ben de Varım” programlarına öğrencilerin katılımının sınırlı olduğu, öğretmenlerin programlara yeterli ilgiyi göstermedikleri, okullarda kalan idarecilerin ise "Nasıl olsa okuldayım, ek ders alayım" gibi bir yaklaşımla programlara başvurduklarıyla ilgili bilgiler alınmaktadır. Bilindiği gibi sonuna yaklaştığımız bu eğitim öğretim yılında, doğru dürüst yüz yüze eğitim yapılamadı. Geçtiğimiz eğitim öğretim yılında da ciddi eğitim açıkları oluşmuştu. Peki, eğitimde karar vericilerin bu gerçeği görmemesi mümkün mü? Eğitimde karar vericilerin okullardan gelen geri bildirimleri çok iyi değerlendirmeleri gerektiğini yazılarımda boşuna söylemiyordum…

Bu eğitim öğretim yılında, ikinci dönem ölçme ve değerlendirmelerle ilgili alınan kararların, zamansız ve sorunlu olduğunu düşünüyorum. Eğitimde ölçme ve değerlendirme araç mı amaç mı? Sorusunu eğitim perspektifinde doğru anlayıp, doğru cevaplandırdığımızda, sınav odaklı eğitim anlayışından kurtulmanın da çıkış noktasına yaklaşmış oluruz. Eğitim öğretimde sınavları ödül – ceza anlayışından çıkartarak, geri bildirim aracı olarak görmek gerekir. Pandemi koşullarında da öğrencilerin derslere katılımını sağlayıcı birtakım önlemler almak gerekiyordu. Sınavlar uzaktan eğitimle de olsa geri bildirim amaçlı yapılmalıydı. Sınavlar, öğrencilerin sınıfta kalmaları ya da geçmeleri yerine, öğrencilerin dersleri takipleri ve derslerle ilgili kazanımlarını ölçmek amacıyla kullanılabilirdi… Sınav odaklı eğitimin yarattığı tahribat nedeniyle, öğrenciler ilk etapta sınavların isteğe bırakılmasını ödül gibi algıladılar. Ancak, eğitim öğretimdeki kazanımlarla ilgili doğru geri bildirimler alınmadığında ve eğitim öğretim açıkları giderilmediğinde gelecekte öğrenciler, oluşacak eğitim açıklarının dezavantajlarını yaşayacaklardır. Okullarda sınav kararından sonra, uzaktan canlı derslere katılım ciddi azaldığı gibi, 17 Haziran'da başlayan canlı derslere katılımda da benzer durumun yaşandığı görülmektedir. Gelecek eğitim öğretim yılıyla ilgili ciddi planlamalar yapılmadığı takdirde eğitim açıkları katlanarak devam edecektir.

2019 KPSS’ de yapılan değişiklik nedir? Bazı alanlarda nasıl bir dezavantaj oluşturmaktadır?

Eğitimdeki sorunlar, pandemi koşullarıyla birlikte katlanarak devam etmektedir. Atanamayan öğretmenlerle ilgili hemen her gün basında haberler yer almaktadır. Atanamayan öğretmenler bir şekilde seslerini duyurmaya çalışmaktadırlar. Geçtiğimiz hafta atanamayan öğretmenlerden, 2019 KPSS'de eşitsizlik olduğunu ve mağdur olduklarını duyurmaya çalışan beden eğitimi öğretmenlerinden mesaj aldım. Yazımın bu bölümünde öğretmenlerimizin sorunlarını aktarmaya çalışacağım. Beden eğitimi öğretmenleri, 2019 KPSS'de yapılan değişikliklerle mağdur edildiklerini ifade ederek, ekte göndermiş oldukları bilimsel bir araştırma raporuyla da seslerini duyurmaya çalışmaktadırlar. Peki, 2019 KPSS'de yapılan değişiklik nedir? Bazı alanlarda nasıl bir dezavantaj oluşturmaktadır?

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), bağlı kurumlarına öğretmen atamada 2002 yılından beri, Ölçme Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından her yıl düzenlenen Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) puanlarını kullanmaktaydı. Başlangıçta bu sınavların geçerlilik süresi iki yıl iken, 2013 ile 2016 yıları arasında 1 yıl, ancak 15 Ağustos 2018 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmelik değişikliğiyle 2017 yılı sınavından geçerli olmak üzere tekrar 2 yıla çıkarılan geçerlilik süresi 7 Kasım 2019 tarihli değişiklikle yeniden 1 yıla düşürülmüştür.
Öğretmen adayları KPSS testlerinden Genel Kültür (GK), Genel Yetenek (GY) ve Eğitim Bilimleri (EB) testlerini yanıtlamak durumundayken, ÖSYM tarafından (ÖABT) uygulanacağı bildirilmiştir. Bu alanlara, 2019 yılında Beden Eğitimi Öğretmenliği alanı da eklenmiştir. 2019 yılında ayrıca ÖABT testlerindeki soru sayısı 50’den 75’e çıkarılmıştır. Konuyla ilgili Amasya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Ölçme ve Değerlendirme Anabilim Dalı Başkanı Dr. Ümit ÇELEN bir araştırma yapmış. Dr. Ümit ÇELEN’İN araştırma raporuna göre, 2020 sınavı P-121 puanları hesaplanırken kullanılan B değeri de 2019’dan yaklaşık 6.5 puan düşük olduğu için 2019 ve 2020 adaylarının katılacağı 2021 yılındaki iki atamada da, bu kez 2020 adayları avantajlı olacak; 2019 adayları ise yüksek standart puanlarla yine atanamayacaklardır. Araştırma sonuçlarına göre, 2018 adayları P-121 puanları üzerinde detaylı şekilde anlatılan dezavantajlı durumu, taban puanı 70’in üzerinde olan alanlarda yaşamıştır. Bu alanlarda 2018-2019 karma atamalarında 2018 adayları avantajlı olmuştur. 2019-2020 karma atamalarında ise 2020 adaylarının avantajlı olduğu görülmüştür. Dr. ÇELEN’İN yaptığı araştırma sonuçlarına göre, P-121 puanıyla atama yapılan alanlarda, her alanın farklı bir teste girmesi, bu testlerin test istatistiklerindeki farklılıklar ve bu testlerden birini almış bir adayın ağırlıklı standart puanının tüm adayların puanını etkilemesi sebepleriyle 2018-2019 karma atamasında eşitsizlikler yaşanmıştır. Ayrıca Dr. ÇELEN araştırma sonucunda, incelenen ve eşitsizlik olduğu kanaatine varılan durumları sadece atanıp atanamama olarak düşünülmemesi gerektiğini, puanlardaki eşitsizliklerin atanıp atanmamanın yanı sıra, 2019’dan daha erken bir atama döneminde atanma, daha üst sıralarda tercih edeceği bir kuruma atanma gibi durumları da etkileyeceği gerçeğini de ifade etmiştir.

Yukarıda kısa özetini aktarmaya çalıştığım araştırma örneğinde de görüldüğü gibi, öğretmen atamalarında kullanılan değerlendirme ölçekleriyle ilgili de sorunlar yaşanmaktadır. Eğitimde öğretmen yetiştirime stratejimizi doğru oluşturmadığımız takdirde atanamayan öğretmen sorunu, eğitim sistemimizde önemli bir sorun olarak uzun bir süre daha varlığını sürdürecektir. Geleceği aydınlık, yarınları umut dolu bir nesil için, “ÖNCELİĞİMİZ EĞİTİM”…

 


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

Etiketler :
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)