adscode
adscode
adscode

EĞİTİMDE YÖNELTME

Eğitimde yöneltme; eğitim öğretim sürecinde öğrencilerin bireysel ve toplumsal beklentilerinin ve ihtiyaçlarının karşılanmasını, mesleki gelişimi ile ilgili karar verme süreçlerinin gelişmesini, geleceğini planlamasını, kendisini tanıması ve tanınmasını kapsayan faaliyetler bütünü olarak tanımlanabilmektedir.

ikegitmeni@hotmail.com

Milli Eğitim Temel Kanununda,  Türk Milli Eğitiminin Temel ilkelerinden biri: “Yöneltme” ilkesidir.  1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunun 6. Maddesinde” Yöneltme” ilkesi:  “Fertler, eğitimleri süresince, ilgi, istidat ve kabiliyetleri ölçüsünde ve doğrultusunda çeşitli programlara veya okullara yöneltilerek yetiştirilirler.” hükmü olarak yer almaktadır. 

Yöneltme kavramı, temel bir ilke olarak eğitim sistemimizde yer almasına rağmen; ne yazık ki, eğitim öğretim etkinliklerindeki uygulamalarda, beklentileri tam olarak karşılayabildiğini söylemek zor. Eğitim sistemimizde yaşanan her değişim ve dönüşümde, eğitimdeki yöneltme ile ilgili de bir sorgulanma arayışı içerisine girilmiştir. Ancak temel yaklaşımda önemli bir değişiklik yapılamamıştır. Eğitimde “yöneltme”  ilgili dünyanın birçok ülkesinde farklı uygulamaları görmek mümkündür.  

Eğitimde kademeler arası geçiş ile ilgili farklı ülkelerin eğitim sistemlerindeki uygulamalar incelendiğinde, altı yöntem olduğunu söylemek mümkündür. Bu yöntemler sırasıyla; sınavsız geçiş, olgunluk sınavı, giriş sınavı (sözlü/yazılı, merkezi/yerel), okul notları (geçme notları, sosyal faaliyetleri vb.), yönlendirme (öğretmen görüşleri) ve karma (iki ya da daha fazla yöntemin bir arada kullanılması) modeldir. Türkiye’de öğrencilerin üst kademelere geçişi sınav esasına dayanmaktadır. Türkiye’de kademeler arası geçişte sınav odaklı sistem yerine farklı sistem arayışları olsa da sınavlı geçişler dışında yöntemler uygulanamamıştır. Temelde sınav adları değişmiş ancak, sınavların uygulamasına devam edilmiştir. Son yıllarda sınav tekniği ile ilgili de sorgulamalar yapılmaktadır. Eğitim sistemimizde yöneltmede temel bakış açısı; öğrencinin üst kademeye geçişini sağlamak için uygulanan yöntemin tespiti şeklinde olmuştur. Oysa eğitim sisteminde yöneltme daha geniş kapsamlı, sistem bütünlüğü perspektifinde bakılması gereken bir bakış açısı gerektirir. Eğitim sisteminde yöneltme, sadece öğrencilerin üst kademelere geçişini sağlayan, ölçme değerlendirme ve rehberlik hizmetlerinin eşgüdümünde yapılan bir hizmet olarak değerlendirildiğinde, eğitim sisteminin en önemli boyutu ihmal edilmiş olur. Eğitim sisteminin temeli, doğru bir yöneltme esasına göre şekillenmelidir. Eğitim sistemi yöneltme esasına göre şekillendirilmediği takdirde,  öğrencilerin kendilerini tanımaları, ilgi ve yeteneklerine göre yönlendirmeleri, geleceğe ilişkin plan yapmaları, hedef belirlemeleri, belirlenen hedeflere ulaşmaları gibi konularda sorunların yaşanması kaçınılmazdır. Eğitim sistemindeki en önemli sorunumuz öğrencilerimizi sürekli yarış atı gibi sınavların peşinde koşmalarını zorunlu hale getiren sınav odaklı yöneltme yaklaşımıdır. Sınav odaklı yöneltme yaklaşımı, eğitimde kalbur ya da elek sistemi olarak tanımlanan başka sorunlarında oluşmasına yol açar. Ortaöğretimde lise çeşitliliğinin azalmasına rağmen, sınav odaklı yaklaşım yerine farklı bir yöntem geliştirilememiştir. Eğitim sisteminde kademeler arası geçişte, öğrencilerin ilgilerini, yeteneklerini, kendilerini tanımalarına olanak veren farklı sistemler de mevcuttur. Yeter ki, eğitimde “yönelteme” ilkesi ile ilgili uygulamaların, eğitim bilimlerinin esaslarına göre yapması planlansın. Eğitimde “yöneltme ilkesinin” çağın ihtiyaçlarına göre şekillenebilmesi için çağdaş yöneltme ilkesi esaslarına göre bir bakış açısı geliştirmelidirler. Eğitimde yönelteme ile ilgili uygulamalar, bu bakış açısı doğrultusunda şekillenmelidir. Bu kapsamda rehberlik hizmetlerini yürüten öğretmenlerin mesleki yeterlilikleri ve yetiştirilme süreçlerinin de tekrar ele alınması gerekmektedir. Rehberlik hizmetlerinin görev tanımları, yaptığı iş ve işlemler ile ilgili değerlendirmeler çok kapsamlı bir konu olup, başlı başına ele alınması gerekmektedir.   Ancak burada son yıllarda geliştirilen eğitimdeki yeni bir bilişsel değerlendirmeden bahsetmek istiyorum. PASS Teorisi,  zekâyı bilişsel işlemler olarak yeniden kavramsallaştıran bir görüş ortaya koymaktadır. Bu teori insanın bilişsel fonksiyonlarını, bilginin zeminini oluşturan işlemler olarak kabul edilen Planlama, Dikkat, Eşzamanlı ve Ardıl bilişsel işlemlere dayandırmaktadır.

PASS Teorisi, DAS, NAGLIERI ve KIRBY (1994) tarafından günümüz  teorik ve uygulamalı psikoloji alanlarının özetlenmesi ile oluşturulmuştur. DAS ve arkadaşları, PASS Teorisi ile bilişsel görüşlere dayalı olarak zekâyı yeniden yorumlamakta ve bunu yaparken de Luria’ nın görüşleriyle bağlantı kurmaktadırlar. Luria, Amerikan, İngiliz ve Kanada psikoloji dergilerinde en çok kaynak gösterilen bilim adamıdır. Das ve arkadaşları, PASS bilişsel işlemlerinin insanın bilişsel fonksiyonlarının temel yapıları olduğunu ileri sürmüşlerdir. PASS Teorisi’ ne dayanılarak geliştirilmiş olan  ve kısa adı CAS( Cognitive Assessment System)  Bilişsel Değerlendirme testi, Pass teorisini temel alan 5-17 yaşları arasındaki bireylerin Planlama, Dikkat, Eşzamanlı ve Ardıl Bilişsel işlemlerini değerlendirmek için geliştirilmiş 4 ölçek, 12 alt testten oluşan bir testtir. Uygulama bir ile iki saat arası bir zaman almaktadır. PASS Teorisi kapsamında geliştirilen CAS testleri uygulamalarına eğitim kademlerinde yer verildiğinde, öğrencilerin yönelteme ve yönlendirilmelerinde doğru bir yol haritası oluşturulabilir.  

Değişim, dönüşüm ve tartışmaların yaşandığı eğitim sistemimizde“eğitimde yöneltme” ilkesi,  sınav odaklı yaklaşım yerine, çağdaş ihtiyaçları karşılayan bilimsel esaslara dayalı bir yöneltme anlayışına göre şekillendirilmelidir. Geleceğimiz olan çocuklarımızı, sınavların kölesi olmaktan çıkarıp; düşünen, araştıran, kitap okuyan,  bilimsel çalışmalar yapan, yarınlara daha umutla, daha güvenle bakan bireyler olarak yetiştirmeliyiz.


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

Etiketler :
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)