adscode
adscode
adscode

OKULLARDA KORKU KÜLTÜRÜ YERİNE, ÖZ DİSİPLİN VE GÜVEN KÜLTÜRÜ

Eğitim öğretim faaliyetleri açısından eğitim sisteminin merkezini okullar oluşturmaktadır. 

ikegitmeni@hotmail.com

Sınav odaklı ve öğretim merkezli eğitim sistemlerinde okulların önemi daha da artmaktadır. Daha önceki yazılarda da ifade edildiği gibi yöneltme ve yönlendirmenin amacına uygun yapılmadığı eğitim sistemlerinde; veliler, çocuklarının iyi bir okula yerleştirdikleri takdirde geleceklerine ilişkin hedeflerinin karşılanacağını düşünmektedirler.

Veliler, çocuklarının severek gidecekleri, mutlu olacakları, gelişimlerine olumlu katkı sağlayacakları okul arayışları yerine; hangi okul kaç puanla, kaç öğrenci yerleştirdi gibi kriterleri aramaktadırlar. Eğitim öğretimde de başarı kriteri; kaç öğrenci üst öğretim kademesine geçti ya da kaç öğrenci üst öğrenime yerleştirildi gibi sayısal veriler ölçüt olarak kabul edilmektedir. Sadece sayısal verilerin gündemde olduğu eğitim sistemlerinde, kurumların kültürel boyutları hiç konuşulmaz oldu. Özellikle lise sıralamalarında başarı kriterleri sadece üst öğrenime yerleşen öğrenci sayısı olunca; okullar için de tek hedef; yarışı atı gibi öğrencileri sınava hazırlamak olmaktadır.  

En başarılı yüz lise sıralamaları incelendiğinde de sınavla en başarılı ortaokul öğrencilerini okullarına alan ve bu öğrencileri üst öğrenime hazırlayan okulları görmek mümkündür. Okullardaki şiddet ve disiplin sorunu ise eğitim sisteminde okulların kurumsal ve kültürel gelişimlerinin sorgulanmasını gündeme getirmektedir. 

Eğitim sisteminde; bir taraftan en iyi öğrencileri alarak üst öğrenime hazırlayan ve sınavlarda daha başarılı olmak ve daha çok sayıda öğrenciyi üst kademelere yerleştirmeyi hedefleyen okullar bulunurken; diğer taraftan da sınav odaklı sistemin sonucu olarak, sınavlarda yeterli başarıyı gösterememiş öğrencileri başarılı yapmak için çaba gösteren okullar bulunmaktadır. Okullardaki şiddet haberleri ile birlikte sürekli revizyona uğrayan disiplin yönetmeliği ile eğitimde şiddet ve disiplin olayları azaltılmaya çalışılmaktadır. Eğitim sisteminde disiplin ve ceza anlayışı yerine daha kalıcı çözüm metotlarının geliştirilmesi kaçınılmazdır.

Okullarda, sadece kontrol odaklı güvenlik tedbirleriyle disiplin sağlanabilir mi? Yasaklar, kurallar, sınır boylarını andıran tel örgülü duvarlar, cezaevi kapılarını andıran giriş kapıları vb. koruyucu kontrol önlemeleri okullarda disiplini sağlamaya yeter mi?

Doğan Cüceloğlu, 2017 yılında bir gazeteye verdiği röportajda korku kültürünün değişmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Okul örgütlerinde de ceza ve kontrol odaklı güvenlik tedbirleri ve korku kültürü yerine öğrencilerin öz disiplinlerinin gelişimine katkı sağlayacak güven kültürünün oluşması gerekmektedir. Eğitim sistemi bir ülkenin tüm devlet sistemini besleyen temel bir sistemdir. Eğitim sisteminin tüm çıktıları; ülkedeki diğer sistemlerin girdilerini oluşturmaktadır. Korku kültürünün egemen olduğu eğitim sistemlerinde öğrencilerin düşünme, sorgulama ve öz disiplin becerileri gelişmemektedir. Korku kültürü, eğitim sisteminde “sosyopatik” davranışlar geliştirir. Korku kültürü; duyarsız gençlik, naralar atan, şiddet uygulayan, haraç toplayan, sağa sola zarar veren, kırıp döken davranışların artmasına neden olmaktadır. Korku kültüründe öğretme - öğrenme, yönetme de egemeN olan korkudur. Korku kültüründe iletişim de güçlü – güçsüz üzerine kurulmuştur.

Yukarıda da ifade edildiği gibi ülke yönetimlerinde diğer sistemlerinin girdilerini oluşturan eğitim sisteminin merkezini oluşturan okul örgütlerinde; korku kültürü değişmeli, yerine bireylerin gelişmesine katkı sağlayan öz disiplin ve güven kültürü geliştirilmelidir. Peki, öz disiplin ve güven nedir? Öz disiplinli bireylerin oluşturulduğu okul örgütlerinde disiplin kültürü gelişir. Öz disiplin, belirli amaçlar için hedef belirlemek ve hedefe ulaşmak için kararlı davranışlar edinme sürecidir. Okul örgütlerinde öz disiplin; güven ve sevgi temeline dayalı etkili iletişim ve motivasyon araçlarıyla sağlanabilir. Okul yönetimlerinde sevgi ve saygı temelli, katılımcı anlayışın egemen olduğu okul iklimi, öz disiplinin gelişimine önemli katkı sağlayacaktır.

Okul örgütlerinde öz disiplinin gelişmesi için güven temelli okul kültürünün oluşturulması gerekmektedir. Güven, insan ilişkilerinde olduğu gibi okuldaki kurumsal ilişkilerde de önemlidir. Eğitim örgütlerinde de güven çok önemlidir. Güven kültürü gelişmeyen okullarda, okulun temel görevi, çalışanların amaçları ve eylemlerindeki tutarlılıklarından emin olmaları oldukça güçtür. Bir okulda herkes için açık bir iletişim ve güven ortamı oluşturulamadığı zaman, okul çalışanları düşünmek ve daha iyi uygulamalar oluşturmak için harcayacakları enerjilerini, kendilerini korumak ya da başkalarının açığını aramak için kullanabilirler.

Robert Bosch “insanların güvenini kaybetmektense, para kaybetmeyi tercih ederim” sözüyle güven ya da itibarın bir organizasyon için önemini ifade etmektedir. Güven, bireyin kendisiyle uyumunu hesaplaşmasını, özeleştirisini, sağduyusunu, bilincini, öngörüsünü, yargılarını, korkularını, kaygılarını, beklentilerini, özlemlerini, gerilimlerini işleyişine tanıklık eden temel duygudur. Bu nedenle, eğitim sisteminin en önemli üyesi olan okullarda güven geliştirilmelidir. Okulun paydaşları arasında güven kültürünün oluşturulması, okulun başarısını da olumlu etkilemektedir. Okullarda güven kültürünün oluşturulmasında karakter eğitiminin önemli katkısı olacaktır. Heraklitus’un “Bir insanın geleceğini, onun karakteri belirler” sözü okul kültürleri içinde geçerlidir. Okulların geleceğini; okulların sahip oldukları sevgi, saygı ve güven temeline dayalı, öz disiplin kültürü bileşenlerinden oluşan kurum karakteri belirler. Okullarda korku kültürü yerine; öz disiplini geliştirecek, güven temelli bir okul kültürü oluşturulmalıdır. Eğitim sistemi, öğrencilerin kişilik gelişimlerine ve öz disiplinlerinin geliştirilmesine katkı sağlamalıdır.

 

 

 


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

Etiketler :
    1 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (1)