adscode
adscode
adscode

YAPMAK İÇİN Mİ, YAPMIŞ OLMAK İÇİN Mİ?

Eğitimle ilgili tartışmalar dur durak bilmeden devam ediyor. Uzaktan eğitimle ilgili tartışmalar devam ederken, Milli Eğitim Bakanlığı geçtiğimiz haftalarda önce Liselerde ardından da ilkokul ve ortaokullarda ikinci döneme ait değerlendirmeleri öğrencilerin tercihine bıraktı.

ikegitmeni@hotmail.com




“Eğitimde sahaya kulak verilmelidir!” başlıklı yazımda uzaktan eğitimle ilgili sorunlara değinmiştim. Uzaktan eğitimin daha verimli yürütülebilmesi için bazı öneriler ileri sürmüştüm. Yazımdan çok kısa bir süre sonra Milli Eğitim Bakanlığı’nın ikinci dönem yazılı değerlendirmeleriyle ilgili kararı açıklandı. İkinci dönem ölçme değerlendirmelerinin öğrencilerin tercihine bırakılmasıyla birlikte,  zaten sorunlu olan uzaktan eğitim ve uzaktan canlı dersler;  okullardan ve öğretmenlerden alınan bilgilere göre, öğrenci sayıları açısından en dibe vurmuş durumdadır. Bilindiği gibi birinci dönem sınavları sadece ilk iki üniteden yapılmıştı. Öğretmenler pandemi koşullarını göz önünde bulundurarak, sınavları mümkün oldukça basit sorularla yapmış, performansları da oldukça yüksek vermeye çalışmışlardı. Öğrencilerin birinci dönemdeki notlarını düşürmemek için tercih haklarını ikinci dönem sınavlarına katılmak yönünde kullandıkları görülmektedir. Birçok okulda sınava katılan öğrencilerin sayısının çok düşük olduğu ile ilgili bilgiler alınmaktadır.

Bilindiği gibi eğitim öğretimde ölçme değerlendirmenin temel amacı, ders kazanımlarıyla ilgili geri bildirimler sağlayarak, bir şekilde eğitim öğretimde eksikleri gidermektir. Ülkemizde pandemi koşullarında okullarda eğitim öğretimle ilgili yeterli geri bildirimler yapılamadığı için, eğitim açıklarının da her geçen gün biraz daha arttığının farkında olduğumuzu düşünüyorum. Ancak, farkında olmadığımız çok önemli bir konun da altını çizmek istiyorum. Ülkemizde eğitim açıkları giderilemediği takdirde, bir kuşağın geleceğinde önemli kayıplara neden olacağının yeterince bilincinde olup olmadığımızla ilgili şüphelerim var. Her yazımın son cümlesini “önceliğimiz eğitim” cümlesiyle bitiriyorum. Önceliğimiz eğitim derken, eğitimin bu ülkenin geleceğindeki rolünü vurgulamak ve eğitim meselesinin siyasi kaygılarla değil, siyaset üstü bir perspektifte ele alınması gerektiğini vurgulamak istiyordum. Bu nedenle, bu yazımda da eğitim açıklarının kapatılmasıyla ilgili yapılması gerekenlerin önemini vurgulamak için, “yapmak için mi, yapmış olmak için mi?”  başlığını kullandım. Eğitim açıklarını gidermek için yapılacak telafi eğitimleriyle ilgili son günlerde eğitim haber sitelerinde çok sayıda yazının kaleme aldığı görülmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın telafi eğitimiyle ilgili bir hazırlık içinde olduğunu biliyoruz. Bazı araştırma kuruluşları ve eğitim derneklerinin raporları da yayımlandı. Eğitim sorunlarını ve sorunlara ilişkin çözüm önerilerinin adresini elbette ki, sadece eğitim raporlarında ya da öğretmenler ve eğitimle ilgili ekranlarda ahkâm kesen bazı gazetecilerin köşe yazılarında değil, eğitim sahasında aramak gerekir. Eğitim açıklarıyla ilgili en doğru bilgileri sahada yer alan, derslere giren öğretmenler bilmektedirler. Bu nedenle, eğitim açıklarını gidermek için hazırlanacak olan telafi eğitimleri nasıl olmalıdır? Sorusunun cevabını da en doğru verebilecek kesim öğretmenlerdir.

Bilindiği gibi, sonuna yaklaştığımız eğitim öğretim yılının başında da telafi eğitimi yapılmıştı. Öncelikle uzaktan eğitim öğretimin telafisi uzaktan eğitim öğretim ile olmamalıdır. Eğitim açıklarının giderilmesiyle ilgili TED’in hazırlamış olduğu eğitim raporunun diğer okuduğum raporlara göre, tespitler ve öneriler boyutuyla gerçekçi bir perspektif çizdiği görülmektedir.

Milli Eğitim Bakanlığı, eğitim öğretim açıklarının giderilmesiyle ilgili öğretmenlerden kapsamlı geri bildirimler almalıdır. Uzaktan eğitimle ilgili mümkün oldukça ders veren tüm öğretmenlerin görüşleri alınmalı, gelecek eğitim öğretim yılında da yürütülecek eğitim modeliyle ilgili doğru yol haritası oluşturulmalıdır. Telafi eğitimleriyle ilgili planlamalar, öğretmenlerin görüş ve önerileri doğrultusunda yapılmalıdır. Telafi eğitimleri yazılı değerlendirmelerde olduğu gibi, öğrencilerin tercihlerine bırakılmamalıdır. Öğrenci sayıları iyice düşen uzaktan canlı dersleri bu şekliyle temmuza kadar uzatmak yerine, en azından Ağustos ortasına kadar, öğrencilere ve öğretmenlere dinlenmeleri için tatil fırsatı verilmelidir. Tatil sürecinde öğretmenlerin aşılanmaları tamamlanmalıdır.

Telafi eğitimi ile ilgili doğru planlama yapılarak, tüm sınıf seviyelerinde zorunlu yüz yüze telafi eğitimleri yapılmalıdır. Telafi eğitimlerine katılımın isteğe bağlı olması, eğitim açıklarının gelecekte yaşamlarında oluşturacağı kayıpların henüz tam olarak ayırdın da olmayan öğrencilerin eğitimlere katılımlarını sağlamak açısından da problem oluşturacaktır.  İsteğe bağlı olacak telafi eğitimleri, eğitim açıklarını tam olarak gideremeyeceği gibi, sınıfını sorumlu olarak geçen öğrencilerin üst sınıf dersleriyle ilgili kazanımlarını edinmesini de güçleştirecektir.  Telafi eğitimlerinde tamamlanamayan eksik konular, üst sınıf müfredatlarına serpiştirilerek, ders müfredatlarında da yeni bir düzenlemeye gidilmelidir. Geleceği aydınlık, yarınları umut dolu bir nesil için, “ÖNCELİĞİMİZ EĞİTİM”…

 

 


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

Etiketler :
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)