adscode

YENİ YIL, YENİ BEKLENTİLER ve YENİ UMUTLAR…

Yeni yıl ya da yılbaşı, miladi takvim açısından sadece bir yılın bitişini ve yeni bir yılın başlangıcını ifade etmez, birçok insan için, yeni bir başlangıç, yeni hayaller, yeni umutlar demektir. Yeni yıl, geleceğe ilişkin yeni temenniler demektir. Yeni yıla girmeye hazırlandığımız yılın bu son günü ya da saatlerinde 2019 yılının eğitim öğretim açısından genel bir değerlendirmesini yaparak, yeni yıla ilişkin eğitim öğretimle ilgili beklentilerimi kaleme almaya çalışacağım.

ikegitmeni@hotmail.com




Geçtiğimiz yılın eğitim açısından en önemli gelişmesi, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından açıklanan yeni ortaöğretim sistemi oldu.  Yeni ortaöğretim sistemi; 2020-2021 eğitim öğretim yılında kademeli olarak uygulamaya girecektir. Yeni ortaöğretim sistemi taslağında yer alan ders çizelgeleri ile ilgili öğretmenlerin tedirgin bekleyişleri devam etmektedir. Yeni sistemdeki ders sayıları, bazı derslerin birleştirilmesi, zorunlu derslerin belirlenmesi gibi sorunlar, öğretmenleri kaygılandırmaktadır. Özellikle 9. sınıflarda doğa bilimleri adı altında birleştirilen derslere hangi branş öğretmenlerinin gireceği, coğrafya dersi, biyoloji, fizik ve kimya dersi öğretmenlerinin hangi derslere gireceği gibi birçok soru yanıt beklemektedir.

Geçtiğimiz yıl eğitim ile ilgili tartışılan diğer bir konu da lise giriş sistemi oldu. Lise giriş sistemi, en çok tartışılan ve bir türlü dikiş tutturulamayan konuların başında gelir. Sistem o kadar sık değiştirildi ki, neredeyse okula yeni kaydolan hiçbir öğrenci kayıt sırasındaki sistemle liseye geçiş yapamamaktadır. Yeni lise geçiş sistemiyle, öğrenciler sınav baskısından kurtulmak yerine, sınav daha da zorlaştırılarak; öğrenciler sınav sisteminin tutsağı haline geldi. Yeni lise giriş sistemiyle, okullar nitelikli ve niteliksiz kategorilerine ayrılarak, eskiden nitelikli olan birçok okul 40 öğrencili sınıf mevcutlarıyla, niteliği sorgulanır duruma getirilmiş oldu. Lise giriş sistemi bu şekliyle devam ettiği takdirde, önlem alınmazsa gelecekte tekli eğitim uygulayan birçok okul, ikili eğitime tekrar dönüş yapmak durumunda kalacaktır.

Eğitim ile ilgili çözüm bekleyen en önemli sorunlardan biri de özel öğretim kurumlarının durumunun netlik kazanmasıdır. Bilindiği gibi 15 Temmuz darbe girişiminden sonra dershaneler kademeli olarak kapatılmış, yerine temel liseler kurulmuştur. Temel liselere ise dört yıl içinde okula dönüşmesi için süre verilmişti. Özel öğretim ile ilgili çalışmalar yürütülürken özel öğretim kursları ile ilgili düzenlemeler yapıldı. Özel öğretim kurslarının da 2019 da kapatılacağı ifade edilmişti. Birçok özel öğretim kursu, kapatılacağını düşünerek özel okula dönüşme çalışması başlatmıştı. Milli Eğitim Bakanlığı, 2019-2020 eğitim öğretim yılı başlamadan, özel öğretim kurslarının kapatılmasının 2020 yılına uzatıldığını bildirdi. Özel öğretim kurslarının kapatılacağını düşünen ve okul açan birçok özel öğretim kursu işletmecisi mağduriyet yaşamış oldu. İmkânı olan özel öğretim kursları, tekrar kurs olarak çalışmayı sürdürürken okul açanlar, kurs ve okul arasında tercih yapmak durumunda kaldılar. Özel öğretim kurumlarında ki bu belirsizlik; düşük bütçeli öğretim kurumlarının ciddi boyutta sıkıntılar yaşamasına neden oldu.

Özel öğretim kurumlarındaki diğer bir sorun ise, özel öğretim kurumlarında çalışan öğretmenlerin dramı... Özel öğretim kurumlarında belirli bir maaş standardı olmadığı için, öğretmenler devlet kurumundaki öğretmenlere göre çok düşük ücretlerle çalıştırılmaktadırlar. Özel becerileriyle fark yaratamayan öğretmenler nerdeyse asgari ücrettin altında bir ücretle, özel okullarda öğretmenlik yapmaktadırlar. Ayrıca, market zinciri mantığıyla çalışan okullar sorunu da ayrı bir problem olarak görülebilir. Özel öğretimdeki bu yeni yapılaşma, mahalle aralarında, işyerlerinden dönme butik okulları da ayrı bir sorun görmek mümkündür. Neresinden bakılırsa bakılsın, özel öğretim sorunu, ülkemizde son yıllarda eğitimde baş ağrıtan sorunların başında gelmektedir. Son günlerde, basına yansıyan temsilcilikleri olan Türkiye’nin en büyük özel öğretim kurumundaki öğretmenlerin maaş alamama sorunu da düşünülürse; Milli Eğitim Bakanlığınca özel öğretim konusu; farklı boyutlarıyla enine boyuna tartışılarak bir an önce çözüme kavuşturulması gereken sorunların başında gelmektedir.

Eğitim sistemimizin diğer bir sorunu da öğretmen yetiştirme süreci, öğretmenlerin atanması ve mesleki gelişimleri ile ilgili çalışmalardır. Bu konu, eğitim sistemimizde çözüm bekleyen sorunların başında gelmektedir. Atanamayan 700 bine yakın öğretmen olduğu düşünülürse, sorunun ekonomi açısından da ne kadar vahim olduğunu daha iyi gözler önüne sermektedir. Devlet okullarındaki ücretli öğretmen dramı da sorunun ayrı bir boyutu olarak görülebilir. Milli Eğitim Bakanlığı, uzun süreden beri öğretmenlik meslek kanunu çalışmalarının yürütüldüğüne ilişkin açıklamalarda bulunmaktadır. Öğretmenlik meslek kanunuyla ilgili bir takım taslaklar haber siteleri ve sosyal medya ortamlarında paylaşılmaktadır. Öğretmenlerin mesleki gelişimleriyle ilgili Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikalar Kurulu, dokuz maddelik bir öneriyi Cumhurbaşkanlığına sunduğunu açıkladı.  Cumhurbaşkanlığına sunulan dokuz maddelik öneriler incelendiğinde, Milli Eğitim Bakanlığı 2023 vizyonunda belirtilen ifadelerin benzeri öneriler olduğu görülmektedir.  Öğretmenlik mesleğinde kariyer ve liyakatten söz edilmektedir. Öğretmenlik kanunuyla ilgili Türk Eğitim Derneğinin Milli Eğitim Bakanlığına sunmuş olduğu bir öneri de bulunmaktadır. Bazı eğitim sendikalarının önerileri de sitelerinde yer almaktadır. Öğretmenlik meslek kanunu ile ilgili çalışmalar öğretmenlerin görüşleri doğrultusunda şekillenmelidir.  Tüm sendikalar öğretmenlerin özlük hakları konusunda siyaset üstü bir perspektifle, ortak bir paydada bir araya gelmelidirler. Öğretmenlik mesleğinin kariyer ve liyakat çerçevesinde yapılanması için sendikalar; tarafsız, bilim ve aklın yolunda hareket etmelidirler. Öğretmenlik mesleğinin bilimsel ve evrensel ilkeleri göz önünde bulundurularak, tüm tarafların ortak paydası sağlanmalıdır. Öğretmenlik mesleği ile ilgili ortak payda, siyaset üstü bir anlayışla sağlanmalıdır.

Eğitim ile ilgili sorunların içinde belki de en çok çalışılması gereken konu; eğitim sistemini, öğrencilerin düşünsel kapasitelerini sınırlayan sınav odaklı bir yapıdan kurtarmak olmalıdır. Eğitim öğretim açısından 2020 yılının başarı, umut ve sevgi yılı olmasını temenni ediyorum. Geleceği aydınlık, yarınları umut dolu bir nesil için, “ÖNCELİĞİMİZ EĞİTİM”…

 


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

Etiketler :
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)