adscode

İhtiyaç Fazlası Bütün Kötülüklerin Anasıdır!

Bazen bilgiye aç olan yanınız sizi dürter ve sizi o yöne doğru ittiriverir. Benim de son iki yıldır merak ettiğim; ama içine bir türlü giremediğim bir konu var. Aslında hayatımızın bir parçası. Hatta etimolojisine bakacak olursanız hane halkını yönetme kuralları bile diyebileceğimiz ekonomi bilimi, bünyesine kattığı sayısal grafikler ve istatistiki veriler yüzünden matematiğe uzak duran birçok kişiyi de kendisine uzak tutmayı başarıyor.

cemozel2021@gmail.com




Son okuduğum kitap bunun böyle olmadığını gösterdiğinden beri içim rahatladı. Daha da derinlemesine inmek için cesaretlendim. Ekonominin, sadece ekonomistlere bırakılamayacak kadar önemli olduğunu vurgulaması bize güç verdi. Kim korkar ekonomiden moduna girmemize az kaldı.

Kitap, kapı komşumuz Yunanistan'ın eski ekonomi bakanı Yanis Varoufakis imzalı. Eserinin konusu ekonomi olduğu için, yazarımız bu konudan uzak durmayı seçen birçoklarımız için empati kurup, kitabın kurgusunu da ona göre yapmış. Hâlâ öyle mi bilmiyorum; ama bundan 20 yıl önce çok popüler bir kitap vardı biz gençlerin elinde. Bence klasikler arasına da girmeli. Kitabın adı Sofi'nin Dünyası. Bu kitap, bir babanın kızına yazdığı gizli mektuplar kanalıyla felsefeyi anlatıyordu gizemli bir havada. Biz okurlar da Sofi'nin yancısı olarak çaktırmadan bilgileniyorduk. Çocuğun isminin Sofi olması, kuşkusuz  "Philisophy"den gelmesindendir. Zaten özgün adı Sophies' World. Bir anlamda felsefenin dünyası. Kelime bükücüler o zaman bile varmış.

Hadi lafı biraz daha uzatayım. Keşke bu kitabın ayarında başka konular da işlense. Mesela "History"yi yani tarihi konu alan bir kitap da Tori'nin Dünyası başlığıyla biz okurlarla buluşsa. Bütün tarihi bir roman tadında okusak.

Başa dönecek olursak, kapı komşumuz Yunan yazar da işte tam bu tatta, kızıyla sohbet eder gibi bize ekonomiyi anlatıyor "Kızımla Ekonomi Sohbetleri" adlı kitabında. Yunan bir yazar olması, ona büyük bir avantaj da sağlamış; çünkü bir sürü eski Yunan hikayesiyle de harmanlamış yazdıklarını.

Kitabı 9 günde yazan yazar, bildiklerini öyle güzel damıtmış ki, ekonomiye ilgi duyan herkesin bu kitapla yola çıkmasında fayda var.

Mesela kitabın başında ihtiyaç fazlası tabiri kullanılmış. Eski çağlarda ağaçlardan topladığımız meyveleri ve avlanarak yakalayıp bir güzel karnımızı doyurduğumuz hayvanları tüketince tarımı keşfetmişiz. Yine bunun yanı sıra o devirlerde örneğin meyveleri ya da etleri uzun süre saklayamayınca yiyecek sıkıntısı iyice baş göstermiş. Çok sonra tarıma geçince buğday, arpa ve mısır gibi saklanabilecek şeyler yetiştirmişiz. Yediğimizden fazlasını sonraki seneler için tekrar ekerken bir kısmını da ambarlarda ihtiyaç fazlası olarak saklamışız. Tabi herkesin kendisine yapacağı ambarlar maliyetli olacağından ortak ambar fikri oluşmuş. Ortak ambarlarda ise herkesin ne kadar ürünü olduğunu bilmek için yazıya merak sarmışız. Oradan ambarların güvenliği de hesaba karışınca işler büyümüş. Yazar, bunu evire çevire öyle güzel anlatıyor ki, o bölümün sonunda şöyle bir kanaate varıyorsunuz. "İhtiyaç fazlası bütün kötülüklerin anasıdır!" Bu meret nedeniyle yani bu "ihtiyaç fazlası" nedeniyle ortada fol yok yumurta yokken birden devletler, hükümetler, krallıklar hatta daha da fazlası olarak ilahi güçler ortaya çıkmış.

Günümüzün baş belası bitcoin de yine bu kitabın konuları arasında.

Sonlara doğru da tam bir dünya vatandaşı kimliğiyle dünyanın da nasıl kurtulması gerektiğine dair düşüncelerini bulacaksınız.

Özetleyecek olursak, önyargılarımızdan kurtulup hepimizi yakından ilgilendiren ekonomi ve daha pek çok konuyla ilgilenmemiz gerekir. Bu ormanlar, bu denizler, bu atmosfer hiç kimsenin gibi görünse de aslında hepimizin. Sanki elimizde bir parça hisse senedi varmışçasına sahip çıkmalıyız hepimizin içinde bulunduğu bu gemiye.


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

Etiketler :
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)