https://dogakoleji.k12.tr/basvurular/lgs

İtiraf ediyorum, kendime torpil yaptırdım

26 yıl geçmiş üzerinden. 22 yıldır mesleğimi ilk günün heyecanıyla sürdürüyorum; ama ara ara geriye dönüp vicdanımla baş başa kaldığımda lisedeki bölüm değiştirmenin bir hak yemek olup olmadığı konusunda kendimle mücadele ediyorum.

cemozel2021@gmail.com




93 yılıydı. Lise eğitimi geldi çattı. Çok çalışkan bir arkadaşım vardı. Adı Coşkun. Coşkun Karataş. İlkokulda olduğu gibi lise de aynı sınıfta olmak istedim onunla. Ortaokulda olamamıştık; çünkü babam onunla aynı sınıfta olmamızı istemediği için onlardan erken yazdırmıştı beni. Sanki kendi oğlu, Coşkun’dan çok zeki ve çalışkan da, derslerimi bozar diye böyle bir yanılgının içine düşmüştü.

Bari lisede onun yanında olayım da, ben de çalışırım diye çabaladım; ama ortaokul diploma notum fen-mat sınıflarına girmeme pek elverişli değildi. Beni Türkçe sosyal bölümüne aldılar. Çok üzülmüştüm ki, sınıfa ilk girdiğim anda üzüntüm iki katına çıktı. Mahallede tanıdığım ne kadar serseri çocuk varsa o sınıftaydı. Beş dakika duramadım. Hemen çıktım sınıftan. Ailemizin en okumuşlarından Medet Abinin evinin yolunu tuttum. Babamın amcasının oğluydu. Tıp okuyordu. O sıralar belki de bitirmişti okulu. Durumu anlattım kendisine. Hiç üşenmedi, giydi takım elbisesini, okul müdürüyle konuşmaya gittik. Benim fen-mat sınıfında okumaya ne kadar hevesli olduğumu söyleyip müdürü ikna etti. Hangi sınıfı istiyorsun, dendiğinde kulaklarıma inanamadım. 9-A sınıfı, dedim. Yani Coşkun’un olduğu sınıf. Orası doldu, dedi müdür. 9-C sınıfında da bir arkadaşım vardı. Neyse ki oraya kaydım yapıldı. Tam da kredili sistemin uygulandığı yıllardı. 9-C sınıfında akla karayı seçerek zar zor zayıfsız geçtim, kredi kaybına uğramadan. İkinci sınıfta başlarım Coşkun’una da fen-mat sınıfına da diyerek tekrar Türkçe sosyal bölümüne geçtim. Şansa bakın ki yine aynı sınıfa düşmüştüm; ama bir farkla. Bu sefer o tanıdığım bütün serseriler sınıfta kalmış ya da okulu bırakmıştı. Ortaokuldan tanıdığım ve şu anda aynı okulda Coğrafya öğretmeni olan Murat Demirli adında çok sevdiğim bir arkadaşım da vardı. Onun orada olması beni çok mutlu etmişti. İlk seneyi fen-mat sınıfında okuyup da kredi kaybetmeden buraya gelişim, öğretmenlerin gözüne girmemi sağlamıştı. Bir anda çok çalışmaya başladım. İlk takdir belgesi aldığım sene o yıla denk gelir. O yıl okulda dereceye de girmiştim.

Lisenin sonunda hiç kredi kaybetmeden 5 dönemde yani iki buçuk senede okulumu bitirip kalan zamanımı dersanede geçirerek üniversiteye hazırlanmıştım. Şimdiki öğrenciler gibi daha ortaokulda sınavlara hazırlanmaya başlamayıp tek bir yıla üniversite hazırlığını sığdırdığım için zamanım yetmiyordu. Günde 12 saat ders çalışıyordum. Sınavın ertesinde sonuçlar gazetelerde ilan ediliyordu. Coşkun’la paramızı birleştirip bir gazete almıştık. Coşkun benden heyecanlıydı. Önce seninkine bakalım, dedi. Kazanmıştım. İstanbul Üniversitesi Dokümantasyon ve Enformasyon. O da kazanmıştı. İTÜ Makina. Benim kazanmama benden daha çok sevinmişti.

1996 yılında kazanmıştım üniversiteyi. 26 yıl geçmiş üzerinden. 22 yıldır mesleğimi ilk günün heyecanıyla sürdürüyorum; ama ara ara geriye dönüp vicdanımla baş başa kaldığımda lisedeki bölüm değiştirmenin bir hak yemek olup olmadığı konusunda kendimle mücadele ediyorum. Umarım başkalarının hakkını yememişimdir. Eğer yemişsem de binlerce kez özür diliyorum.


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)