adscode

Bir Psikoloğun Gözünden Kovid ve Sonrası Süreçte Eğitim ve Psikoloji    

Bugün amacı Siyaset Psikoloğu olmakken şu anda psikolog olarak görev yapan çok değerli bir isimle sizler için röportaj yaptım. Metin Olataş, İzmir Ekonomi Üniversitesi Psikoloji Bölümü mezunu, aynı zamanda da Uluslararası İlişkiler ve AB çift anadalını tamamladı.

damlaaktan@gmail.com




Okul biter bitmez KPSS ile memuriyete atanan Olataş, hem psikolog olarak hem de çeşitli ulusal ve uluslararası projelerde proje uzmanı ve proje koordinatörü olarak görev alırken, bir yanda çalışıp diğer yanda da önce Klinik Psikoloji Yüksek Lisansı daha sonra da Avrupa Birliği Yüksek Lisansı yapmış alanında uzman biri. Onunla Kovid sürecinde öğrenci olmayı, psikoloji eğitimini, psikolog olmanın olmazsa olmazlarını ve çok daha fazlasını konuştuk.

 

  • Kovid döneminde genel olarak insanların psikolojisini nasıl değerlendiriyorsun?

 

Bu zamana kadar olan değerlendirmelerimi 3 bölüme ayırabilirim. Hemen hemen ilk 1 aylık dönemde yani olayın daha ne olduğunu bilemediğimiz dönemde herkes bir panik içerisindeydi. Herkesin hem iç dünyası hem de dış dünyası bir kaos içerisindeydi. Örneğin bu yüzden ilk dönemlerde ürün tedarik sorunları yaşandı. Ama korku sayesinde de insanlar bugüne kıyasla daha fazla tedbirliydiler. Daha sonraki yaklaşık 2 aylık dönemde insanlar neyin ne olduğunu biraz daha iyi anlamaya başladılar. Bu 2. dönemi göreli olarak daha sağlıklı bir şekilde yaşadık diyebiliriz Bu dönemde bütün sektörler hazırlıklarını yapmış oldular böylece insanlar kıtlık ve yokluk korkusundan kurtulmuş oldular hem de sosyal hayatlarında daha korumacı oldular. Bu dönem tam da vaka sayılarındaki düşüşün yaşandığı dönem oluyor. Bilinçli bir dönem diyebiliriz. Ancak yaklaşık olarak son 2 aylık döneme bakacak olursak eğer tam bir boş vermişlik durumundayız. İnsanlar birkaç aylık sıkı tedbirlerden bıkmış bir halde iyice kontrolden çıkmış durumdalar.

 

  • Post Kovid sürecinde psikolojik olarak hayatlarımızda neler değişecek sence?

Bu dönemi ciddiye alanlarda ve almayanlarda gözlemleyeceğimiz süreçler farklı olacak diye düşünüyorum. Bu dönemi ciddiye alarak yaşayan kişilerin ileriki dönemlerde farkındalık düzeylerinde bir artış olacağını ve hayatlarını da bu farkındalığa göre devam ettireceklerine dair beklentim var. Bu sayede daha bilinçli ve daha sağlıklı bir dönem yaşayabilirler. İkinci bir grup olan umursamazlar ise bu dönemden sağlam çıktıkları takdirde daha da umursamaz olabileceklerini düşünüyorum. Çünkü bu sefer onlara göre gerçekten “cahil cesaretleri” ile hayatta kalmayı ve hayatlarını devam ettirmeyi başarmış olduklarına inanacaklar. Bu kesim şimdi olduğu gibi gelecek dönemlerde de karşılaşılacak olası bir toplumsal problemde de risk oluşturacaklardır. Geçmişte ve şimdi olduğu gibi gelecekte de benzer sıkıntıları yaşayacağımızı söylemek pek de yanlış olmayacaktır diye düşünüyorum.

 

  • Kovid sendromu ile nasıl baş edebiliriz?

 

Öncelikle gündelik hayatımızda sağlık açısından gerekli olan tedbirleri almalıyız. Bu tedbirler zaten sürekli olarak görsel medyada ve çeşitli mecralarda her gün sık sık tekrarlanmakta. Bunun dışında kendimize bazı uğraşlar bulmamız hem bedenimizi hem de psikolojimizi koruyacaktır. Örneğin spor yapmak, güzel sanatlarla uğraşmak, dans etmek, yoga yapmak, yeni beceriler keşfetmek. Bütün bunlar için ille de bir maddi kaynak ayırmaya gerek yok. Şu aralar bu ve benzeri etkinliklere internet sayesinde ücretsiz bir şekilde ulaşmak mümkün. Belki günümüzün sadece yarım saatini bile böyle aktivitelere ayırmamız bizlerin zihnini rahatlatacaktır. Zaten normal hayatta yeterince anksiyete ile dolu olan ve sürekli hayatta kalma konusunda tetikte olan zihnimizin bu sayede gevşemesine imkan tanırız. Çünkü nasıl bedenimiz yorgun olduğunda ya da sürekli gergin olduğunda sonunda mutlaka bir hastalık geliyorsa aynısı zihnimiz için de geçerli. Hatta ve hatta zihnimizin sağlığı hem bedenlerimizin hem de sosyal hayatımızın sağlığı için oldukça önemli. Bütün bunların yeterli olmadığını düşündüğümüz zaman ise mutlaka bir uzmandan yardım almak iyi olacaktır.

 

  • Kovid sürecinde öğrenci olmak da zorlaştı. Öğrencilere tavsiyelerin nelerdir?

 

Aslında bir kesim için zorlaştı bir kesim için ise kolaylaştı. Sadece bugüne kadar alışagelmiş yöntemlerin dışına çıkıldığı için yeni eğitim öğretim sistemine adapte olmada bazı sorunlar yaşandı diyebiliriz. Yani öğrenciler bu değişikliği kendilerine karşı yapılan bir değişiklik gibi sanki onlara sistemin bir garezi varmış gibi algılamadığı sürece bu dönemi de sağlıklı ve hatta daha başarılı bir şekilde atlatabilirler. Sadece Kovid dönemi bu durumu bize daha sert ve etkili bir şekilde göstermiş ve yaşatmış oldu. Kısacası hem bu dönem için hem de gelecek dönemler için öğrencilere tavsiyem vakitli, zamanında ve çok değil ama programlı çalışmalarıdır; çünkü bizde çok çalışmak yanlış anlaşılan bir şeydir. Herhangi bir şeye son 1 hafta ya da son 1 ay kala kelime anlamıyla 7/24 çalışmak çok çalışmak değildir. Bu yüzden planlı çalışmak önemlidir. Bu sistemi bir öğrenci ne kadar uygularsa ve demin de dediğim gibi olası değişiklikleri şahsileştirmezse hem bilgi birikimi olarak hem de psikolojik olarak süreçle daha iyi baş edebilir konuma gelebilir.

 

  • Psikoloji açık öğretim programları ile ilgili düşüncelerin nelerdir? 

 

Psikoloji gibi insan sağlığı ile ilgilenen bir alanda sadece lisans eğitimini almış olmak bile uzmanlaşmak için yeterli görülmezken; bizler hem öğrenciyken hem de mezun olduktan sonra ekstra kendimize bir şeyler katmanın peşindeyken; öyle uzaktan, videolarla, test soruları ile okunması mümkün değil. Çünkü psikoloji okuyan biri çok çeşitli alanlarda insanların daha kaliteli ve daha sağlıklı bir şekilde yaşamasının nasıl mümkün olacağını deneyimleyerek öğrenmektedir. Psikoloji dendiği zaman akla ilk olarak ofisine gittiğiniz ve bireysel destek aldığınız psikologlar gelir ama orası psikolojinin alt alanlarından sadece birisidir. Sosyal psikoloji, klinik psikoloji, sağlık psikolojisi, trafik psikolojisi, istatistik, deneysel psikoloji, endüstri ve örgüt psikolojisi, çevre psikolojisi şu anda ilk aklıma gelen psikoloji alt alanlarına ait birkaç örnek sadece. Bu yüzden uzaktan ve açık öğretimle bu bilim alanı hakkıyla öğrenilemez ve bu alanda çalışacak kişiler yetişemez.

 

  • Sence psikoloji eğitimini almak isteyen öğrenci profili nasıl olmalı?

 

İki kelime: Meraklı Olmalı! Demin de bahsettiğim üzere psikoloji alanı koca bir okyanus, bizler ise o okyanustaki damlalardan toplayarak kendi haznemizi doldurmaya çalışıyoruz. Öğrenci ne kadar çok meraklı olursa o kadar çok haznesini genişletir ve o kadar çok o hazneyi doldurur. Bizim alanımızda “Oldum” diyen naçizane düşünceme göre körelmeye mahkumdur. Çünkü insan dinamik bir varlıktır. Hem içeriden hem de dışarıdan sürekli değişmektedir. Bu da onu, hayatını ve çevresini sürekli olarak değiştirmektedir. Bu sebeple her gün aynı insan olarak uyansak bile aslında biz gece yatmadan evvelki insan değiliz. Aynı şekilde karşılaştıklarımız da hem kendi dinamikleri sebebiyle hem de bizim dinamiklerimiz sebebiyle sürekli değişmektedirler. Bu sebeple  “Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.” cümlesini çok severim. Bu sebeple alanı öğrenmek isteyen ve alanda çalışmak isteyen kişinin olmazsa olmazı meraklı olmak olmalıdır.

 

 

  • Psikoloji eğitiminin “olmazsa olmazları” nelerdir?

 

İyi bir felsefe eğitimi alınmalıdır. Felsefe bütün bilimlerin atası olarak kabul edilir. Aynısı psikoloji için de geçerlidir. Özellikle antik zamanlarda insanın davranışlarını anlamaya yönelik yapılan bütün çalışmalar felsefe adı altında gerçekleşmiştir. Bunun yanı sıra iyi bir matematik ve istatistik eğitimi olmalıdır. Çünkü psikoloji bir pozitif bilim olarak kabul edilmektedir ve bu yüzden her pozitif bilimde olduğu gibi matematik ve istatistik bilmek bu bilimi hakkıyla öğrenmek ve uygulamak için önemlidir. Bol uygulama yapılmalıdır. Son olarak da yabancı dil eğitimine önem verilmelidir. Çünkü birçok alanda olduğu gibi psikoloji alanında da literatürün oldukça geniş kısmı Türkçe değildir. Güncel kalabilmek için iyi dilde yabancı dil bilmek önemli.

 

  • İstemediği bir bölümü kazanmış veya istemediği bir okula giden bir öğrenciye tavsiyelerin neler olur?

 

Bu gerçekten önemli ve bir o kadar da zor bir soru oldu. Öncelikli tavsiyem bir şekilde bir okula ya da bir bölüme gittiyse bir öğrenci öncelikle orayı iyice tanımasını öneririm. Çoğu zaman istediklerimizin ya da istemediklerimizin arkasında bilinçli ya da araştırılmış bilgilerin yerine çeşitli duyumlar ve ön yargılar yatmaktadır. Öncelikle bu istememe halinin ne kadar gerçekçi ve doğru olduğuna bakmak ve bunun için de bir şans vermek iyi olabilir. Bunu yaptıktan sonra eğer hala aynı olumsuz durum devam ediyorsa o zaman okul içerisinde bölüm değiştirme imkanlarına bakılabilir. Bölüm değiştirme gibi bir durumun olmaması durumunda maddi ve manevi imkanlar ölçüsünde daha fazla geç olmadan ve maddi-manevi olarak daha fazla harcama yapmadan okul değiştirmek için gerekli çalışmaları yapmak iyi olabilir. Eğer hem bölüm değiştirme hem de okul değiştirme gibi bir imkan yoksa örneğin okulun çift anadal ya da yandal olanaklarına bakmak iyi olacaktır. Sonunda 2 ayrı bölüme dair hem eğitim hem diploma edinmiş olmak ileriki süreçlerde eminim ki güzel bir fark yaratabilir.

 

  • Psikoloji bölümünde kariyer olanakları nelerdir? Sen bu yolu nasıl yürüdün? Gençlere tavsiyelerin neler?

 

Çok çeşitli olanaklar var. Onlarca alt alanı bulunan bir bölümden bekleneceği şekilde çeşitli olanaklar mevcut. Mezunlar isterlerse özel sektörde birinin yanında, kamuda, üniversitelerde ya da kendi işlerini kurarak iş hayatında kendilerine bir yer bulabilirler.

Benim yolum benim planlamalarımdan farklı oluştu diyebilirim. Ama önemli olan her türlü duruma uyum sağlayabilecek yeterliliği kendinde görmek ve ne olursa olsun önce denemek. Bugüne kadar bu yöntemin bana getirisi benden götürüsünden daha fazla olmuştur.

Kısacası kendinize bir hedef seçin. O hedef sizi çok farklı, o ana kadar aklınıza gelmeyen yerlere götürebilir. Hazırlıklı olun ve kendinizden emin olun.


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

Etiketler :
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)