adscode
adscode
adscode

İmanımızı Sarsan Güzel “İman”...

Bundan birkaç sene evvel, bir öğrencim demişti ki, “Büyümek çok zor hocam...” Ben de ona şöyle cevap vermiştim. “Büyürken içindeki çocuğu ne kadar koruyabilir, bilincini ne kadar genişletebilirsen, o kadar kolaydır büyümek aslında...”

damlaaktan@gmail.com




Öyle miydi gerçekten, yoksa ben büyürken öyle mi yapmıştım bilmiyorum. Ya da hayatın içinde söylememiz gereken şeyleri Tanrı bize söyletiyor da, duyması gerekenler duyarken yol alıp gidiyor muyuz hep birlikte, tam olarak bunun da cevabını veremiyorum.

Malum, bilim bile bir diğerinin bulgusunu çürüterek ilerliyor bu dünyada...

Sonra o kız mezun oldu, diplomasını aldı, şikayet ettiği, korktuğu, çekindiği şeyler bitti... Ya da bitmedi ama, onlarla baş etmeyi öğrendi hayatın içinde genişlerken ruhu. Şimdi hayatına uzaktan bakıyorum da, mutlu, kendi ayakları üzerinde durabilen, özgüvenli bir genç kız karşımda...

Ve bir yaşanmışlık daha... Henüz 21-22 yaşında vardım, yoktum. Çömez bir asistanken, bir öğrencimi annesini kaybettiğinin ertesi günü sınava sokmak zorunda kalmıştım. Galiba o gün, “ölümle yaşam arasındaki ince çizgi” denilen şeyin ne olduğunu yeniden, farklı bir biçimde tanımlatmıştı hayat bana. Bir ölümü, yaşama devam etmesi gereken bir ruhla yaşanabilir kılmak... Tanrım, ne zor bir seçimdi...

Şimdi dünyaya, içinden geçtiğimiz döngüye bakıyorum da... Yaşama dair tüm cevapları bilirmişiz gibi yaşarken, aslında ne çok sınavdan sıfır çekiyoruz. Ne çok sınıfta kalıyoruz insanlık olarak.

Çocukların gözlerinin birazcık daha fazla çizgi film izlemek için açık kalmaya çabaladığı bir dünyada, gözleri açık giden güzel İman Ahmed Leyla bebek... Dünyada geçirdiğin, geçirebilmene izin verebildiğimiz –ne haddimize ise artık- 1,5 yılında, herkese bir insanlık dersi verdi açık kalan gözlerin.

Yalnızca 4,5 kilogram olan İman bebeğin şiddetli soğuk algınlığı sonucu nefesinin kesilip kalbinin durduğu, beslenme yetersizliği çektiği ve aynı zamanda "serebellar atrofi" (beyincik hacim küçülmesi) hastalığıyla da mücadele ettiği belirtilmişti. 4,5 kilogram ağırlığı dünyaya fazla geldi... Sığdıramadık...

Niye?

Cevabını bilmediğimiz güç savaşları uğruna...

Eğitemediğimiz insanların kendilerine biraz daha fazla yer edinme çabaları uğruna...

Politik ve siyasi güç dengelerinin birbiriyle örtüşmeyen dünyevi hedefleri uğruna.

Bu sorunun bildiğimiz ve verebildiğimiz tek bir cevabı var aslında.

Hayatta kalma mücadelesi uğruna!

Şimdi düşünüyorum da, 30-45, 45-60, 60-80 yılları arasında yapılan savaşlardaki iç politika dış politika kararlarından her birindeki temel hedef ülkelerin hayatta kalma çabalarıyken, biz bu uğurda bir insanın hayatta kalma çabasına bile olanak tanıyamıyoruz.

Şimdi hangi eğitim sistemi, bir insanın yaşam hakkını elinden alışımızın nedenine yanıt verebiliyor?

“Öğretmenler, sınav yaparken soruların cevaplarını bilirler. Ama soruları, yanıt anahtarıyla birlikte sormazlar...” Dün izleme şansı bulduğum Öğretmen dizisinde çıktı karşıma. Biz, 2020 yılının neredeyse yarısına gelirken, cevabını veremediğimiz bir soruyla karşı karşıyayız.

Belki de, eğitim sistemini baştan aşağı gözden geçirmemiz gereken ilk nokta bu. Siyaseti, politikayı, coğrafyayı, uluslararası hukuku, işletmeyi, kuralları , kaideleri anlatırken; temelde bunların arasında yaşamaya çalışan insanoğlunun sisteme toslamasını nasıl engelleyebileceğimizi öğretmeliyiz.

Davranışlarımızı nasıl değiştirebileceğimizi öğretmeliyiz.

Bir kararın yerine başka bir kararı nasıl koyabileceğimizi öğretmeliyiz.

Bir çocuğun, bir başka ülke sınırlarında gözleri açık ölmesinin cevabını niye veremediğimizin yanıtını aramalıyız belki de derslerde...

İman’ın ölümü bana imanımızı sorgulattı. Vicdanımızı sorgulattı. Yaşamı sorgulattı.

Gözlerimizi daha ne kadar kapatabiliriz bilemiyorum. Daha kaç çocuk gözleri açık gitmeli bilmiyorum.

İmanımızı sarsan güzel İman; özür dileriz masumiyetinden...

Eğitemediğimiz her kalp için, özür dileriz.

 


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

Etiketler :
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)