adscode

Leyla Bir Özgecan’dır!

Bugün benim ülkemde 20 yaşında gencecik bir kız katledildi. Medyaya taşınan hayatlardan yalnızca biriydi

damlaaktan@gmail.com




Acı ama, medyaya taşınacak kadar şanslı, ve bu hayattan bu kadar gencecik bir melekken yaşam şansı elinden alınarak göçüp gidecek kadar şanssız. Onun şansı ya da şanssızlığı ne doğduğu yer, ne ailesi idi. Onun şanssızlığı, kendini bilmeyen, tanımayan, yaşamı, ölümü, hayattaki değerleri bilmeyen, öğretilmemiş, öğrenemeyecek kadar şanssız birkaç adamla karşılaşmış olmasıydı. Tatmini anlık hazlarda arayan, gücü yaptıklarında bulacak kadar yaşamı tanımayan bir adamla. İnsan olmayı öğrenemeyecek kadar şanssız ve kendini kontrol edemeyen bir adamla. 

Sosyal medya yıkılıyor “idam cezası gelsin” diye. Sokaklara çıktık yine toplumca. Oysa daha sabah İzmir’in en işlek caddelerinden birinde, Altınyol’da arkamdan gelen ambulansa yol verip orta şeride geçerken fark ettim. Ambulansa son hız yol veren, ve ardından yine son hız daha hızlı gider diye sol şeride geçmek için birbiriyle yarışan bir toplumuz. Yani yardım etmeyi seven, ama özde yine de bencil, ve sabırsız. Şimdi idam diyoruz, içimizdeki öfkeyi dışa vurmak için. Peki en doğru yol bu mu gerçekten?

Bugün Amerika için "ÖZGÜRLÜKLER ÜLKESİ" derler. Amerika için herşeyin düzgün işlediği, insanın hakkının korunduğu, adaletin var olduğu bir ülke denir. Ya da İsviçre için. İsviçre'de bildiğim kadarıyla idam cezası yok, Amerika'da alası var. Ama her ikisinde de, tecavüz, cinsel istismar, şiddet hala var. Amerika'nın arka sokaklarında başka bir hayat var bizim hiç tanımadığımız.

Bu adamı öldürmek, bu adamı kurtarmak demek. Özgecan'a yaşattıklarını yaşayamadan, acı ne, vicdan ne asla bilmeden, kendiyle dahi yüzleşmeden, ve başkalarına ilerde bir gün engel olmadan ölücek. O kadar. Ölecek. 

Biz bugün ondan intikam alıcaz belki, cezalandırıcaz, vicdanlarımız bir damla rahatlıcak o cezasını bulduğu için. Ama Özgecan geri gelmeyecek, ailesinin acısı geçmeyecek. Buna maruz kalan veya kalacak olan adını bile bilmediğimiz nice Özgecanlar kurtulmayacak. 

Bu adama verilebilecek en doğru ceza ne bilmiyorum. Gerçekten, bilmiyorum. Böyle birşeyin cezası olabileceğini bile düşünemiyorum. Ama bildiğim birtek şey var ki, bu tarz adamlar yaşamdan korkmuyorlar ki ölümden korksunlar ve bu onlara engel olsun. Zaten, cezadan korkan insan buna cesaret dahi edemez. Akli dengesi olmayan, anlık tatminleri yaşamdaki herşeyin önüne koyabilen insanın vicdanı, korkusu yok ki, bundan sonrakiler korksun. Savunduğum şey, bu iğrenç adamın yaşama hakkı değil asla, sadece gerçekten Özgecanları yaşatmak, korumak istiyorsak, daha uzun vadeli çözümler için de birlik olmalıyız. 

Özgecan bu adamlar tarafından yakılarak öldürülmeseydi, belki gerekli tedaviyi çok zor da olsa alır ve güzel bir hayata geri dönebilirdi. Ama korktular ve öldürdüler. Yani korktuklarında daha büyük ve geri dönülemez hatalar yaptılar. Ceza almaktan korkarak hata yapmayacaklarına inanamıyorum insanların. 

Özgecan bendim, sendin, oydu. Özgecan hepimizdik. Daha fazla Özgecanların gitmemesi için ölümden daha kalıcı, belki daha zor ama yaptırım gücü olan çözümler bulmamıza toplum olarak acilen ihtiyaç duyduğumuzu düşünüyorum sadece. 

"Sevmeliyiz…" dedi gözlerinde acının en üst noktasını hissedebildiğim o kocaman yürekli adam.  Çünkü "sevgi de tıpkı ölüm gibi herşeyi değiştirir”. O gencecik kızın babasının ruhu çektiği acıya rağmen herkesten daha olgun. Benim babam bile, bir kız babası olarak, "kendinde değil heralde" yorumu yaptı dün akşam. Oysa, Özgecanın babasının aklı hepimizden daha fazla yerindeydi galiba...

Bugün Özgecan, yarın Ayşe, Fatma, Deniz ya da Leyla... Hepsi birer Özgecan’dır! 

Ben 20 yaşında, dans ediyor, henüz kabullenemediğim bir bölümde okuyor ve nedenini bulmaya çalışıyor, dans ediyor, hayal kuruyordum.Özgecan bugün, kendi hayallerini kuruyor olabilirdi, ama öldü. Korkak ve mutsuz bir toplumun parçası olduğumuz için…

Bir kızın yaşam hakkını korumak istiyorsak, önce doğru adamlar, doğru aileler yetiştirmenin yollarını bulmalı, buldurtmalıyız. Cinsel sapkınlıkların, suçların hepsi, bugün içinde yaşadığımız toplumdaki sistemde yeterli tatmini ve mutluluğu bulamayan insanlardan kaynaklanıyor.

İyi birşey yapmak istiyorsanız, lütfen bir çocuk yetiştirin. Yaşamı, değerleri ve mutluluğu kendinde aramayı ve bulmayı bilsin. Bir çocuk yetiştirin, insana kendi kadar değer versin. Bir çocuk yetiştirin, sistemin kölesi ya da mağduru değil, dönüştüreni olsun. Bir çocuk yetiştirin; öfkeyi, hırsı, kıskançlığı veya mutsuzluğu değil, sevgiyi tanısın ve serpsin dünyaya!

O zaman Özgecan biraz daha huzurlu uyuyacaktır. Ve o zaman, belki başka bir Özgecan'ı kurtarmış oluruz.


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)