ORTA YAŞ ÜSTÜNDE TEKNOLOJİ BAĞIMLILIĞI VE ASOSYALLİK

Çocuklarımızın, gençlerimizin; telefon, bilgisayar, iPad bağımlılığından sürekli şikayet ediyoruz. Söylemediğimizi bırakmıyoruz. Peki, biz anne babalar normal miyiz? Çevredeki eş dost, amca, dayı, hala hatta dedeler, nineler…

gurbetduymus@gmail.com




 

Konuşmayı, muhabbet etmeyi  severiz toplum olarak. Her konuda söyleyecek sözümüz, yapacak yorumumuz vardır. Son dönemde sanki gittikçe sessizleşiyoruz, daha az konuşuyor, daha az dertleşiyor, daha az paylaşıyoruz. Paylaşım derken sosyal medya paylaşımlarından veya onların çok renkli hengamesinden bahsetmiyorum, o konuda maşallahımız var. Yediğimiz, içtiğimiz, giydiğimiz her şeyi, gittiğimiz her yeri boy  boy paylaşıyoruz.  Muhteşemiz bu konuda… Bu mecraya harcadığımız enerjiyi dil öğrenmeye, kitap okumaya harcarsak dünyada kim tutar bizi… O derece süperiz yani.

 

Biz dert ortaklığını, sevinç ortaklığını unuttuk. Eskiden büyüklerimiz camiden çıkar, cami bahçesinde iki çift lafın belini kırar; dini, içtimai veya ilmi sohbetini eder, bir çay içer, fikir, zikir alışverişi ederdi. Öte yanda bir farklı kesim viskisini içer, briçini oynar, sohbetini ederdi. Diğer yandan entelektüel birikimi olanlar evlerde, çay bahçelerinde veya sanat galerilerinde yahut kişisel atölyelerinde bir araya gelip kitap, heykel, resim sohbetleri eder; birikimlerini, yenilikleri, neler yapılacağını anlatır. Fikirler fikirleri doğurur, yeni açılımlara kapılar aralanır hatta ardına kadar açılırdı. Fanatik taraftarların futbol keyifleri olur; sohbeti derin, kaygıyı, üzüntüyü, öfkeyi atıcı olurdu. Mahallelerde hanımlar toplanır; gün yapar, sohbet eder, sosyalleşirdi. Bunları çoğaltmak mümkün ancak günümüzde ne oluyor?

 

Fikir üstüne fikir koyan insanlar aslında bugün de aynı bilgi paylaşımını sürdürüyor. Atölyedeki 3-5 kişi ile değil, sosyal mecralarda aynı ilgi alanlarına sahip, daha fazla insanla paylaşıyorlar. Bilgiye erişimin internet sayesinde kolaylaşması, bilgiye erişimin demokratikleşmesi bu tip insanları daha da zenginleştirdi. Dünyanın bütün kütüphaneleri erişime açıldı, alanında uzman bir insana danışmak bir epostanın ucunda, yazılı ve görsel kaynaklara erişmek çocuk oyuncağı oldu. Ufku açık, kendini geliştirmek isteyen insanların önüne hazineler serildi.

Yoksa internetin kültürel yaşamı olumsuz etkilediği doğru sayılmaz, 20-30 yıl önce tahmin edemeyeceğimiz boyutta zenginleştirdi. O kadar ki bir zamanlar batının, hele hele doğunun en önemli sermayesi "bilgi sahibi olmak meziyeti" sıradanlaştı. Akıl yürütme, kendisine sunulan bu sonsuz bilgiyi doğru işleme kabiliyetini geliştirmek daha önemli hale geldi, insanlar bu yönde gelişiyorlar.

İşin bir de öte tarafı var:

Toplumun bir kesimi de yemeğe gidiyoruz, birbiriyle konuşmuyor. Ellerinde telefon sofranın görüntüsünü alma derdinde. Sohbet sıfır, oraya bak, bunu oku. Bitmiyor… Futbol sohbetleri ekrandaki görüntüleri izlemekten ibaret, sanat sohbetlerinde eski toprak tabir edilenler dipdiri de ya yenileri, bilemem…

40 yaş ve üzeri kesimde de ciddi bir teknoloji bağımlılığı boy gösteriyor. Çevresiyle küsmüş, kendi içerisinde sürekli çatışma yaşayan tipler kendilerini sosyal medya yoluyla kanıtlama derdinde. Artık ikili ortamda sohbet edemiyorlar, konuşurken ifade zincirleri kopuk. Yazılan metinlere bakın, ifadelere bakın, garabet; kendini tam ve doğru anlatmaktan bihaber.

 

 

Çevresinde konuşacağı, paylaşacağı kimse kalmamış. Bir söz yazıyor Facebook veya Twitter’a, gelsin cevaplar. Orayla tatmin oluyor. Koca adam veya kadın, gelen beğeni ifadesiyle zıp zıp zıplıyor yerinden. İki  kişi yorum yazarsa değmeyin keyfine, bir de onlara laf yetiştirirken kendini zirvede sanmalar falan…

 

Aileden kopmuş, eşinden bihaber, çocuğundan bihaber; bir yanda cep telefonu, bir yanda bilgisayar, bir yanda iPad, üçü birden açık; “Aman ha sakın! Bir şeyleri ya kaçırırsa!” Olmaz, yaşayamaz sonra… Koca koca insanlar bunlar hatta torun torba sahibi olanlar… Teknolojiyi geç keşfetmiş, muhteşem nimet sananlar. İnsan içine çıkmıyorlar, düğüne gitmiyorlar, bayram seyran yok, tatil yok. Eşiyle sohbet yok, varsa yoksa ekran. Sorarsan çevre kendisini anlamıyor,  oturuyor ekran karşısına dost ekran çünkü. O kadar artış var ki bu tip insanlarda. Toplum içten içe kopuyor. Asosyal gençliği asosyal büyükler izliyor. Ondan sonra dönüyor; çocuklar telefonla oynuyor, bilgisayardan kalkmıyor. Yok ders çalışmıyorlar, yok sorumsuzlar…  En çok şikayet edenler de bunlar …Yahu azıcık büyüklere bakalım büyüklere. Ön teker nereye giderse arka teker oraya gider. Hiç vahlanmayalım, önce kendimize çekidüzen verelim, sonra gençlere, çocuklara kızalım.

Bugün sosyal medyada yemek fotoğrafı paylaşan, beğeni için takla atan adamlar, kadınlar zaten eskiden de kültürel merakları olan insanlar değildi. O zaman ellerinde oyuncak olarak televizyon vardı, bugün internette harcadığı 7 saati o zaman televizyonda harcıyordu.

 

Ha ne oldu, televizyon tek yönlü etkileşimi olan bir mecra iken sosyal medyada bu kitle kendi öğrenilmiş cahilliklerini en zengin fikir sanıp, en doğru bilgi sanıp yaymaya başladılar. Ortalık daha fazla kirlendi.

Benim esasen eleştirdiğim nokta  bu imkanın kullanım şekli  ama işin bir de bu yönü var. Sonuç olarak bu bir imkandır, hem de herkese sunulan muhteşem bir imkandır. Önemli olan bunu nasıl kullanacağını bilmek, o da bizde yok.

 

 

EK İSTATİSTİKİ BİLGİ:

 

82,4 milyon nüfusa sahip ülkemizde;

Nüfusun %72’sini oluşturan 59.36 milyon İnternet kullanıcısı

Nüfusun %63’ünü oluşturan 52 milyon aktif sosyal medya kullanıcısı

Nüfusun %53’ünü oluşturan 44 milyon aktif mobil sosyal medya kullanıcısı var.

İnsanlar internette günde ortalama 7 saat geçiriyorlar. Peki bu kullanıcılarımız en çok nerelerde vakit harcıyorlar:

Günde ortalama 2 saat 46 dk sosyal medyada

Günde ortalama 3 saat 9 dk televizyon başında

Ve son olarak günde ortalama 1 saat 15 dk müzik dinleyerek vakit geçiriyorlar.

 

Kullanıcı sayısına göre Türkiye, Instagram ve Twitter kullanımında dünyada 5. , Facebook’ta ise dünyada 9.

KAYNAK: https://dijilopedi.com/2019-turkiye-internet-kullanim-ve-sosyal-medya-istatistikleri/

---------------


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

Etiketler :
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)