adscode
adscode
adscode
adscode
adscode
adscode

Ankara'daki saldırı iş bırakma eylemleriyle protesto ediliyor

Ankara'daki barış mitingine yapılan saldırı nedeniyle Devrimci İşçi Sendikaları ... Karar doğrultusunda bugün iş bırakma eylemleri gerçekleşiyor.

Ankara'daki saldırı iş bırakma eylemleriyle protesto ediliyor
Sendikalar
EĞİTİM İŞ: TERÖRÜ LANETLEMEK İÇİN BUGÜN ÜLKE GENELİNDE İŞ BIRAKIYORUZ

Ankara’da, “Savaşa İnat, Barış Hemen Şimdi” mitingi alanında meydana gelen patlamada, 100’e yakın yurttaşımızın yaşamını kaybetmesine ve yüzlerce yurttaşımızın yaralanmasına neden olan, ülke tarihine en kanlı katliamı yaşatan ve tüm ülkeyi yasa boğan terör eylemini bir kez daha şiddetle lanetliyoruz.

Ülkemiz son dönemde yoğun şiddet olaylarına maruz kalmaktadır. Ülke bütünlüğümüze, iç barış ve toplumsal huzurumuza kast eden emperyalist güdümlü terör eylemlerinin giderek tırmanması endişe vericidir. Bugün ulusal birliğimiz ve bütünlüğümüz tehdit altına girmiş ve ülkemiz hızla iç çatışmaya doğru sürüklenmektedir. AKP politikaları Ortadoğu’yu bir savaş çemberine sokarken Türkiye’yi de bir çatışma sürecinin içine itmiştir. Akan kan ve şiddet olaylarının, siyasal iktidarın "iktidardan uzaklaşma" sürecine denk gelmesi asla bir tesadüf olarak kabul edilemez. 7 Haziran sonrası istediği mutlak sonucu elde edemeyenler, diktatörlük hevesleri, cumhuriyeti tasfiye gayretleri sekteye uğrayanlar, oy hesabı ile hareket ederek seçim sonuçlarını “millet kaosu seçti” olarak yorumlamışlar, 13 yıllık hukuksuzluklarının, 13 yıllık yağma ve talanlarının hesabının sorulamaması için bugün kaosu kendi elleriyle var etmektedirler. Faşizm bağıra çağıra gelmektedir.

Kumpas ve kaos siyasetinin ülkemizi sürüklediği yeri artık herkes görmektedir. Tam da 1 Kasım seçimleri öncesi gerçekleştirilen bu saldırı akıllara 7 Haziran seçimlerinden hemen önce Diyarbakır'da ve 20 Temmuz'da Suruç’ta yaşanan bombalı saldırıları getirmiştir. Bir kez daha ülkede şiddet ve kaos ortamı yaratılmaya çalışılmaktadır. Ülkemizdeki ırkçı, bölücü, gerici terörün kışkırtılmasına yönelik karanlık senaryoların bedeli halkımıza ödetilmektedir.

Biliyoruz ki terör nereden gelirse gelsin insanlık suçudur. Bu nedenle, Eğitim-İş olarak ülkemizde yaşanan terör olaylarını protesto etmek, kınamak ve AKP iktidarının sorumluluğunu kamuoyuna anlatmak için Konfederasyonumuz Birleşik Kamu İş’in aldığı karar gereğince bugün (12 Ekim 2015 Pazartesi) 1 günlük iş bırakıyoruz. 12-16 Ekim tarihleri arasında ise Eğitim-İş’in örgütlü olduğu tüm işyerlerinde siyah kokartlarımızı takıyoruz.  Bu kanlı saldırılarda hayatını kaybeden yurttaşlara rahmet, acılı ailelerine ve tüm ulusumuza başsağlığı, yaralı vatandaşlarımıza da acil şifalar diliyoruz.
 
 Veli DEMİR
Genel Başkan

***

 

Acıyı ortak kılmak, Ötekileştirmemek ve Sorumluları Göreve Çağırmak için 14.10.2015 Çarşamba Günü İş Bırakma Eylemindeyiz!

 

Allah'ım, sen bizi 'adalet'ten alıkoyma!

Allahım, sevdiklerimiz ve nefret ettiklerimiz yüzünden bizi 'adalet'ten sapanlardan eyleme!

 

Dün Ankara'da Türkiye tarihinin an kanlı, en acımasız, en insanlıkdışı eylemlerinden biri gerçekleştirildi. Gerçekleşen saldırı sonucunda hayatını yitiren yüzlerce insanımıza Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyoruz. Hepimizin başı sağ olsun, Allah hepimize sabırlar versin.
 

Sözün tükendiği, eylemliliklerin anlam yitimine uğradığı bir haldeyiz. Üzüntüler sahiciliğini yitirdi. Sükünet, basiret, itidal çağrıları "öteki"ne değmiyor. Kardeşlik, barış, birlikte yaşama irademiz kundaklanıyor. Zaten defolu olan toplum olma halimiz iyice kırılganlaşıyor. Farklılıklarımızı zenginlik olarak nitelendiren retorik, farklılık sınırında patlayan, patlatılan bombalarla dağılıyor. Bunaldık, darlandık, nefessiz kaldık. Öfkeden, kin ve nefretten zehirlendik, zehirleniyoruz.
 

Birlikteliğimizin, kardeşliğimizin, birlikte yaşama irademizin mezata çıkarıldığı bu karanlık günlerde ülkeyi kalbinden vuran gelişmeler karşısında kenetlenmeye, acıları paylaşmaya, ortaklığımızı pekiştirmeye ihtiyaç varken kapıldığımız öfkeyi lokal ezberlerimize taze yakıt olarak sunan aceleceliğimiz dün patlayan bombayı bugün tekrar patlatıyor. Ötekininin başına gelen felakete rasyonellik katmak ile başına gelen her kötü hadiseyi karşıtından bilmek arasında savrulunca patlayan bombanın tesiri bir kat daha artıyor. Artık kör bir savaş, bitimsiz bir kandavasında debeleniyoruz. Hayatı zenginleştirmekte, rafine bir hale getirmekte kullanamadığımız enerjimiz, tahripkar bir şiddet üzerinden birbirimize yöneltilmiş durumda. Kamplaşma, kutuplaşma, yarılma, yırtılma...
 

Toplumu toplum yapan temel özelliklerden birisi şüphesiz acıların ortak paylaşılmasıdır. Ama bu son olaylar üzerinden bunu da yapamadık. Siyasal bir hesaplaşmanın aracına dönüştü acı olay. Siyasal bir kavganın entrumanına indirgendi elim olay. Biribirimize fırlatacağımız bir "kavga taşı" oldu yakıcı olay. Oysa, keşke toplum olma gereğince acıyı paylaşma, olayı lanetleme, sorumluluğu olan herkesi göreve çağırma yükümlülüğümüzü ortaya koyabilseydik.
 

Olayın Birliğimizi, Kardeşliğimizi, Birlikte yaşama irademizi hedef aldığını, 

Bizi birbirimize düşürdüğünü,

Adaletsiz, İlkesiz, ölüm ve vahşet üreten bir düzeneğe yönelticelek enerjimizi başka tarafa kanalize ettiğini,

Bizi adil, özgür ve ilkeli yaşam mücadelesinden alıkoyduğunu,

Böldüğünü, parçaladığını, esir aldığını,

Aklımızı, vicdanımızı, mantığımızı kuşattığını,

Ölümler üzerinden yeni ölümlere yol araladığını,

Ölümü sıradanlaştırdığını,

Kuralsız, tekin olmayan bir yaşama sürüklediğini,

İdeolojilerin, yüce amaçların, ulvi gerekçelerin payanda edildiğini,

Ortak yaşamın üzerine oturtulacağı 'Barış', 'Kardeşlik', 'Özgürlük' kelimelerin iğfal edilerek paçavraya çevirdiğini,

Bizi, ellerinde benzin bidonlarıyla yangın söndürmeye gönderdiğini görmüyoruz, göremiyoruz.

....

"At izinin it izine karıştığı" bir hengamede gerçekleşen olayın vahim olduğu aşikar. Olayın faillerinin, ardındaki karanlık güçlerin açığa çıkarılması hepimizin acil talebi ve devletin varoluş sorumluluğudur. Olayın olmasında, yüzlerce insanın canına sebebiyet vermesinde zaten devletin ve şüphesiz hükümetin sorumluluğu tartışmadan varestedir. Ancak devlet olmanın doğal gerekliliği olan sorumluluktan hareketle bizatihi olayın faili olarak devleti hemencecik kodlamak yaşanan vahim olaya karartma uygulamaktır.
 

Devlet devlet olmaklığı itibariyle yaşanan, yaşanacak olan her türlü hadiseden dolayı sorumludur, nitekim bu olaydaki sorumluluğu da aşikardır. Olayın faillerinin kimler olduğu ise ayrı bir konu olup devletin acil ve adil bir şekilde açığa çıkarması gereken diğer bir konu başlığıdır.
 

Yaşanan ölümlerin acısını paylaşmaya, ülkeyi hedef alan bu saldırıya karşı tavır koymaya ideolojik-politik benmerkezcilikleri yüzünden set çekenler, olay üzerinden hedef koyanların ekmeğine yağ sürüyorlar. "İnadına Barış, inadına Kardeşlik" deyip eylemlilik çağrısını kendi cemaatine tahsis etme kıskançlığının ne barışla ne kardeşlikle ilgisi olmadığını herkes bilmelidir.
 

Diğer taraftan, bu büyük çaplı hadise üzerinden yarını kurtarma, yarını kuşatma, yarını birlikte oluşturma mücadelesi yerine karşı tarafı suçlayan veya çekildikleri kuytu köşelerde sessizce olayı geçiştirmeye çalışanlara da şunu hatırlatmak gerekiyor: acısına ortak olmadığınız ülkenin sevincine hangi yüzle ortak olacaksınız? Daha doğrusu acısı paylaşılmamış bir ülkenin ortak sevinci nasıl olabilir?
 

Aynı şekilde toplumun toplum olma hüviyetinin aşındığı süreci, politik ihtiraslarına kurban etmekten imtina etmeyen siyasi partilerin-siyasetçilerin, kendi kitlelerinin akıl ve sağduyularına seslenmek yerine kin ve öfkelerini tahrik eden sorumsuzluklarını da toplumun maşeri vicdanına  havale ediyoruz.
 

Özgür Eğitim-Sen olarak bu acı ve ölümcül olay nedeniyle tekrar ölenlere rahmet,  yaralılarımıza acil şifalar ve hepimize de sabırlar diliyoruz. 

Kardeşliğimizi, Barış umudumuzu ve birlikte yaşama irademizi hedef alan bu saldırıyı lanetlemek,

Başta Devlet ve Hükümet olmak üzere tüm siyasilere sorumlu davranmayı, sorumluluklarının gereğini üstlenmeyi hatırlatmak,

Hepimizi hedef alan olayı ideolojik-politik benmerkezcilikleri yüzünden ortak eylemlilikten ayrıştıranları uyarmak,

Olayı araçsallaştıranları veya sessizce geçiştirenleri teşhir etmek,

En önemlisi ülkenin adil ve özgür yarınlarının birlikte inşa edilmesi gerekliliğini herkese hatırlatmak, 

Herkesi ülkenin bugünü ve yarını için kendisiyle yüzleşmeye çağırmak,

Yakalandığımız bu girdapdan çıkış, bu kördüğümü aşmak konusunda duyarlı olmaya davet etmek,

Ve bizi nefret, gözyaşı ve ölüm vadisine demirleyen bu ölümcül hal ile yüzleşmeye çağırmak için;
 

Özgür Eğitim-Sen olarak 14.10.2015 tarihinde 1 (Bir) Günlük İş Bırakma Eyleminde olacağız. 
 

Tüm kamuoyunu bilgilendirirken aynı zamanda tüm sivil toplum örgütlerini, tüm sendika ve konfederasyonları "acıyı ortak kılmak", "ötekileştirmemek" ve devlete, hükümete, tüm siyasi partilere, etkili ve yetkili herkese barış, kardeşlik, adalet ve özgürlüğün vazgeçilmez, ertelenmez gereklilikleri için sorumluluklarını hatırlatmak üzere eyleme katılmaya, destek olmaya çağırıyoruz. 

 

 

ÖZGÜR EĞİTİM-SEN YÖNETİM KURULU

ÖZGÜR EĞİTİM-SEN
GENEL MERKEZİ


***

Ankara'daki barış mitingine yapılan saldırı nedeniyle Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği'ne (TMMOB) bağlı odalar ve Türk Tabipleri Birliği'nin (TTB) 12-13 Ekim'de iş bırakma kararı açıklamıştı. Karar doğrultusunda bugün iş bırakma eylemleri gerçekleşiyor.

İzmir'de, Ankara'daki terör saldırısına tepki amacıyla belediye otobüsleri mesaiye 1 saat geç başladı. Ankara'daki terör saldırısı sonrası DİSK, KESK, TMMOB ve TTB aldığı grev kararı kapsamında İzmir'deki belediye otobüsleri 1 saat çalışmadı.

Saat 06.00'da başlaması gereken otobüs seferleri saat 07.00'den itibaren yapıldı. İşe ve okula yetişmek için evlerinden çıkan vatandaşlar, uzun süre duraklarda beklemek zorunda kaldı. Bazı vatandaşlar vapur, metro ve hafif raylı sistem duraklarına yürüyerek gitti.

Ankara' daki terör saldırısına İzmir' den tek ses

İzmir'de çeşitli siyasi partiler, sendikalar ile sivil toplum kuruluşları, Ankara'daki terör saldırısını protesto etti. Teröre karşı greve gidip ortak ses veren protestocular, Basmane Meydanı'ndan, Gündoğdu Meydanı'na kadar yürüdü. Binler, teröre lanet etti, barış isteklerini haykırdı. Bu arada gösteriyi düzenleyenler canlı bombaya karşı yabancıların grupların içine alınmaması konusunda sık sık anonslar yaptı. 

Ankara'da geçen Cumartesi günü tren garı önündeki terör saldırısına, İzmir'den ortak sese yükseldi. DİSK'in çağrısıyla, kentte iki gün grev kararı alındı. Karar uyarınca da, sabah saat 06.00 ile 08.00 saatleri arasında belediye otobüsleri iş yavaşlattı. Öğretmenlere okullarına gitmedi. Hastanelerde ise, sadece acil hastalara hizmet verildi. 

Basmane'den Gündoğdu'ya 

Bununu yanı sıra, çeşitli siyasi partiler, sendikalar ile sivil toplum kuruluşları, saldırıyı protesto etmek için yürüyüş düzenledi. Basmane Meydanı'nda toplanana protestocular, saat 11.00'de yürümeye başladı. Montrö Meydanı, Lozan Meydanı üzerinden Gündoğdu'ya doğru yürüyen binlerce kişi, terörü lanetledi, barış isteklerini haykırdı. Protestoya çok sayıda milletvekili, belediye başkanı da destek verdi.


Kendi güvenliklerini aldılar

Bu arada son terör saldırısı sonrasında protestoyu düzenleyenlerin de kendi güvenlik önlemlerini aldıkları gözlendi. Canlı bomba olasılığına karşı, polisin arama yapmadığı protestocular, sık sık anonslarla kendi grupları haricinde birisini görmeleri halinde sendikanın görevlilerine bildirmeleri konusunda uyarıldı. Bu arada gruplar, toplanma alanına geldikleri sırada yine polislerce aranmadı. Sadece çevik kuvvet ekipleri AK parti konak ilçe binası önünde önlem aldı. Trafik ekipleri de, araçların geçişini sağladı. Basın açıklamasının yapılacağı Gündoğdu Meydını girişine de yine polisler bariyer koyup arama yapmayacağı açıklandı. DİSK Ege Bölge Temsilcisi Memiş Sarı da, “Terörü protesto etmek içini toplandık. Ama son saldırı sonrasında bundan sonraki tüm gösterilerimizde sendikamızdan arkadaş, güvenliği sağlayacaklar. Ayrıca gruplardaki arkadaylar da yine şüpheli gördükleri tanımadıkları kişileri bizlere bildirecekler. Çünkü can güvenliğimiz korunmuyor" dedi. 

İzmit'te protesto

İzmit'te KESK, DİSK, TMMOB ve TTB üyeleri yaklaşık 50 kişiden oluşan grup Ankara'da meydana gelen terör saldırısını oturma eylemi yaparak protesto etti. 

Sabri Yalım Parkı'nda bir araya gelen grup burada "Baskılar bizi durduramaz", "Susma sustukça sıra sana gelecek" şeklinde sloganlar attı. Burada yaptığı konuşmada herkesin yüreğinin yandığını söyleyen DİSK Bölge Temsilcisi Vedat Küçük, "Ankara'ya barış türküleri söylemek için giden yoldaşlarımız alçakların düzenlediği tezgah sonucu yaşamlarını yitirdiler. Bu ülkede insanları savaş oyunlarıyla ortadoğuda çile çeken halkların haline dönüştürmek istiyorlar. İnsanları baskı içine sokarak 1 Kasım da bize yetki verin diyerek baskı yapıyorlar." dedi. Konuşmanın ardından  oturma eylemi yapan grup daha sonra sessizce dağıldı.

Çapa'da sağlık çalışanlarından anma ve yürüyüş

Ankara'daki bombalı saldırıda hayatını kaybedenler,  sağlık çalışanları ve sendikalar tarafından Çapa'daki İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi önünde patlamanın olduğu saat 10.04'te anıldı. 

Grup  Çapa'daki İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi önünde toplandı. Ellerinde "Katilleri tanıyoruz" yazılı pankart ve dövizler taşıyan kalabalık "Katillerden hesabı emekçiler soracak", "Savaşa hayır, barış hemen şimdi" sloganlar attı.

Kalabalık daha sonra Millet Caddesi'ni trafiğe kapatıp Ankara'daki bombalı saldırıda hayatını kaybedenleri saat 10.04'te saygı duruşuyla andı; ardından da basın açıklaması yaptı.

Grup adına konuşan ve saldırı nedeniyle iş bırakma eylemi yapacaklarını belirten Türk Tabipler Birliği İkinci Başkanı Prof. Dr. Raşit Tükel, "Ey bombacılar, koltuk hırsından gözü dönmüşler. Size sesleniyoruz. Bütün vahşetinize karşı biz eşit, özgür, laik, demokratik bir ülkede; bir arada, barış içinde ve emeğimizin karşılığını alarak yaşamanın mücadelesini sürdürmeye kararlıyız. Bu yolda canını veren arkadaşlarımızı da, sizin yaptıklarınızı da unutmayacağız. 11,12, 13 Ekim günleri yasımızı tutuyoruz. Bugün ve yarın bütün Türkiye'de iş bırakıyoruz" dedi. 

"Halk yargılayacak"

DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu ise, "Bugünden tezi yok bu hükümet istifa edecek. Başbakan, İçişleri Bakanı, MİT Başkanı istifa edecek. İstifa etmeleri yetmez, yargılanacaklar. O saraydan kollarında kelepçelerle çıkacaklar. Onlar ki bizim arkadaşlarımızın, yoldaşlarımızın, çocuklarımızın gülüşlerini yüzlerinde dondurdular. Ant olsun ki o diktatörü tarihe gömeceğiz. Ant olsun ki saraylarında oturdukları yerden ellerinde kelepçelerle çıkartacağız. Onları da yargılayacağız. Bu iktidarı yerle bir edeceğiz. Hem de onların yaptığı gibi gizli de yargılamayacağız. Stadyumlara dolduracağız. Açık yargılayacağız. Halk yargılayacak" diye konuştu.  

Açıklamaların ardından caddeyi trafiğe açan kalabalık bir süre hastane içinde yürüyüp olaysız şekilde dağıldı.

Pendik Marmara Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde anma

Pendik Marmara Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde Ankara'da önceki gün yaşanan bombalı saldırıda hayatını kaybedenler için anma töreni düzenlendi. Grup, basın açıklamasının ardından bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. 

Pendik Marmara Eğitim ve Araştırma Hastanesi  önünde Ankara'daki terör saldırısında hayatını kaybedenler için saat 10.04'te anma etkinliği düzenlendi. Yakalarına "üzgünüz, öfkeliyiz, yastayız, isyandayız" yazılı kağıtlar takan sağlıkçılar sloganlar atarak yaşanan bombalı saldırıyı protesto etti.

Maltepe Belediyesi'nde Meclis toplantısı iptal edildi, işçiler iş bırakma eyleminde

İstanbul'da Maltepe Belediyesi’nden de iş bırakma eylemine destek geldi. Başkan Ali Kılıç’ın açılışını yaptığı ve “Yastayız" yazısının dev ekrandan yansıtıldığı Meclis toplantısı, görşüme yapılmadan oy birliğiyle ertelendi. İş bırakma eylemi yapan belediye çalışanları, belediye başkanı ve meclis üyeleriyle birlikte yürüdü.

Saldırıyı kınayan Kılıç, “Geçen hafta burada, bu salonda seçimlerin huzur, barış içinde birliğimizi pekiştiren bir atmosferde gerçekleşmesi dileğinde bulunmuştuk. Birliğimizi, bütünlüğümüzü hazmedemeyen karanlık güçler yeniden düğmeye bastılar. Ankara’da onlarca insanımızı kaybettik. Diyarbakır’da iki polisimizi şehit verdik. Maltepe Belediye Meclis üyeleri önünde, tüm şehitlerimizin anısı önünde saygıyla eğiliyorum. Hiçbir helal süt emmiş insanın kabul edemeyeceği, böyle bir katliam ile birliğimizin ve beraberliğimizi bozulmasına izin vermemeliyiz" diye konuştu.

Kılıç, Meclisin bugün yapılacak oturumunun kapatılması önerisinde bulundu. Başkan Kılıç’ın önerisi, oy birliğiyle kabul edildi. Meclis üyeleri saldırıda hayatını kaybedenler ve şehitler için dua etti.

Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç, DİSK, KESK, TMMOB, TTB’nin çağrısıyla iş bırakma eylemi yapan belediye çalışanlarına da destek verdi. Belediye önünde toplanan kalabalık, saygı duruşunun ardından, “Yastayız, isyandayız, grevdeyiz" yazılı pankart açarak Maltepe Meydanı’na kadar yürüdü. “Barış hemen şimdi" yazılı dövizlerin taşındığı yürüyüşe katılanlar, hep bir ağızdan barış diye haykırırken, yapılan basın açıklamasında, her şeye inat barışın güçlü bir seçenek olduğunun ve bu katliamların unutulmaması gerektiğinin altı çizildi."

Ankara'da avukatlar duruşmalara girmeyecek

Ankara'da bazı hukuk derneklerine üye avukatlar da grev kararı doğrultusunda bugün ve yarın duruşmalara girmeyeceklerini açıkladı.

Avukatlar, sabah saatlerinde Ankara Adliyesi önünde bir araya gelerek, avukatların duruşmalara katılmamaları durumunda mahkemelere verdikleri matbu mazeret dilekçelerini meslektaşlarına dağıttılar. Üzerinde karanfil resmi ve "unutmayacağız" yazısı bulunan kokart ile saldırıda hayatını kaybeden Avukat Uygar Coşgun'un fotoğrafını yakalarına takan avukatlar, "inadına barış" yazılı pankart açtılar. Hazırlanan basın açıklamasını okuyan Avukat Ceren Şimşek, "Emek, Barış, Demokrasi Mitingini kana bulayan katliamın ardından DİSK, KESK, TMMOB ve TTB'nin grev kararı aldığını" belirterek, "bu karara destek amacıyla 12-13 Ekim'de uygulanmak üzere, 2 günlük duruşma boykot kararı aldıklarını" söyledi.

Hekimler iş bırakıyor

Ankara Tabip Odası Başkanı Çetin Atasoy, Ankara'daki terör saldırısını kınadıklarını ve derin üzüntü içinde olduklarını belirterek, "Hep birlikte yasımızı tutuyoruz. Bugün ve yarın bütün Türkiye'de iş bırakıyoruz" dedi.

Türk Tabipleri Birliği (TTB), Tabip Odaları, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) ve Devrimci Sağlık İşçileri Sendikası tarafından, 10 Ekim Cumartesi günü Ankara'da gerçekleştirilen terör saldırılarını kınamak amacıyla ülke genelinde birçok hastane önünde, olayın yaşandığı 10.04'te saygı duruşunda bulunuldu ve basın açıklaması yapıldı. İbn-i Sina Hastanesinin bahçesinde bazı hastanelerden ve meslek örgütlerinden gelen temsilcilerin katıldığı programda, terör saldırıları kınandı. Ankara Tabip Odası Başkanı Atasoy, yaptığı basın açıklamasında, büyük bir üzüntü içinde olduklarını belirterek, "Hep birlikte yasımızı tutuyoruz. Bugün ve yarın bütün Türkiye'de iş bırakıyoruz" dedi.

Programın ardından saat 12.00'de İbn-i Sina Hastanesi önünde toplanacak gruplar, terör saldırısının gerçekleştiği tren garına giderek, kayıpların anısına karanfil bırakacak.

Kırıkkale'de eğitimciler iş bıraktı

Kırıkkale'de de eğitim emekçileri karar doğrultusunda iş bıraktı. Cumhuriyet Meydanı'nda Ankara'daki terör saldırısını protesto için toplanan meslek örgütleri adına konuşma yapan Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) Kırıkkale Şube Başkanı Yüksel Şahin, kendilerinin "analar ağlamasın, bebekler kıyıya vurmasın, barış ve kardeşlik olsun, kimse ölmesin' diye büyük bir barış çığlığı başlatmak için Ankara'ya yola çıktıklarını, devletin gözü önünde izinli bir mitingde katliamın yaşandığını kaydetti. Şahin, "Ölü sayısı 100'ü aştı. Cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir ölüm. Biz metanetimizi yitirmeyeceğiz. Koşullar ne olursa olsun, ne kadar zor olursa olsun, barıştan, eşitlikten, kardeşlikten yana tavrımızı sürdürmeye devam edeceğiz. Artık katliamlara 'dur' demenin zamanı geldi. Burada, katledilen yol arkadaşlarımızı anmak için buradayız. Nereden geldiğini bildiğimiz bombaları protesto etmek için buradayız. İçimiz yanıyor, ama asla sağduyumuzu kaybetmeyeceğiz. Bu ülkenin yurttaşları olarak asla şiddetin yanında olmadık, olmayacağız. Hepsinin hesabını mutlaka soracağız" diye konuştu.

Yüksel, KESK'e bağlı sendikalar olarak Pazartesi ve Salı günü alınan karar gereği işe gitmeyeceklerini belirtti. Kırıkkale'nin Cumhuriyet meydanında protestoya katılanlar 'Katiller bulunsun, hesap sorulsun' sloganı attılar. Grup, açıklamanın ardından alınan geniş güvenlik tedbirleri altında dağıldı.

Adana'da da sendika ve odalar grev kararını açıkladı

KESK, DİSK, TMMOB, Adana Tabip Odası ile çeşitli siyasi parti ve sivil toplum örgütü üyeleri, Ankara'daki terör saldırısını protesto etmek için Adana Büyükşehir Belediyesinin önünde toplandı. CHP Milletvekili Zülfikar İnönü Tümer, HDP Milletvekili Rıdvan Turan'ın da eşlik ettiği protestoda daha sonra sloganlar eşliğinde Uğur Mumcu Meydanı'na yüründü.

Eğitim Sen Genel Başkanı Kamuran Karaca, burada yaptığı konuşmada, kamu emekçilerinin, işçilerin, halkların özlemlerini haykırmak, umutlarını yaşatmak için kandan ve candan beslenenlere karşı "Savaşa inat barış hemen şimdi" demek için 10 Ekim'de Ankara'da miting düzenlediklerini belirtti. Türkiye'nin göbeğinde Ankara Garı'nın önünde binlerce polisin gözü
önünde bomba patlatıldığını ifade eden Karaca, "Hiç kimse bize bu katliamın faili meçhul olduğunu söylemesin. Ankara'nın orta yerinde göz göre göre bombaları patlatanları, yakın tarihimizin en vahşi saldırısına göz yumanları biliyor, katillerin hepsini tanıyoruz" dedi.

Mitinglerini kana bulayanlara ve katliama seyirci kalanların tüm vahşetine, şiddetine rağmen eşit, özgür, demokratik bir ülkede bir arada yaşamı ve barışı savunmaktan asla vazgeçmeyeceklerini kaydeden Karaca, "Ne kadar saldırırsanız saldırın, korkmayacağız, yılmayacağız, unutmayacağız ve asla affetmeyeceğiz ve hesabını mutlaka soracağız. Hepiniz döktüğünüz kanda boğulacaksınız. Kanlı ellerinizle işlediğiniz tüm suçlardan yargılanacak ve hesap vereceksiniz" diye konuştu.

Karaca, KESK, DİSK, TMMOB, Türk Tabipleri Birliği olarak bugün ve yarın Türkiye genelinde grevde olduklarını sözlerine ekledi.

Eskişehir'de Anadolu Üniversitesi'nde iş bırakma

Eskişehir'de Anadolu Üniversitesi'nde de Eğitim-Sen üyeleri iş bıraktı, öğrenciler de dersleri boykot etti. Eğitim-Sen Eskişehir Şubesi üyeleri ve Anadolu Üniversitesi öğrencileri önce patlamanın olduğu saat 10:05’te Hukuk Fakültesi önünde saygı duruşunda bulunarak, terörü lanetledi, ardından da barış istediklerini haykırdı. Daha sonra grup adına basın açıklaması yapan Eğitim-Sen Eskişehir Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Yrd. Doç. Dr. Pelin Yalçınoğlu, yaşanan acıyı tarif edecek kelime bulamadıklarını söyledi. Yalçınoğlu, "Başvurusu 20 gün önce yapılmış bir mitingde, demokratik taleplerimizi hakkımız olduğu biçimde dile getirmek üzere, savaşa karşı barış, baskı, şiddet ve zora karşı özgürlük ve demokrasi savunduğumuzu haykırmak için yola çıkmıştık. Barış için yola çıkan, barış umuduyla bir araya gelen, arkadaşlarımız, dostlarımız, ülkemizin insanları katledildi. Biz hayatta kalanlar buna tanığız, bu vahşeti unutmayacağız, sorumlular adalete teslim edilmeden, yargılanmadan ve cezalandırmadan mücadeleyi bırakmayacağız" dedi.

Yapılan basın açıklamasının ardından Eğitim-Sen üyeleri kampüsten ayrılırken, üniversite öğrencileri fakülteleri ellerinde bulunan çeşitli afişlerle "Ders yok boykot var" şeklinde seslenerek gezdi.


Emoji ile tepki ver!

Bu Haberi Paylaş :

Etiketler :

Benzer Haberler
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)