adscode
adscode

Eğitim hedeflerine ulaşmak için yeterli kaynak ayrılıyor mu?

Eğitim Reformu Girişimi (ERG), Eğitim İzleme Raporlarını bu yıldan başlayarak beş ayrı dosya olarak yayımlayacak. Eğitim İzleme Raporu 2019’un ilk dosyası olan “Eğitimin Yönetişimi ve Finansmanı” bugün düzenlenen panelle kamuoyuna sunuldu.

Eğitim hedeflerine ulaşmak için yeterli kaynak ayrılıyor mu?
Eğitim
Güncelleme : 17-May-19 13:20



Raporda, içinde bulunduğumuz eğitim-öğretim yılında eğitimin yönetişimi ve finansmanı alanında yaşanan gelişmeler, bilgi, medya, veri ve bütçe okuryazarlığı becerileriyle ilişkilendirilerek değerlendiriliyor.

Eğitim Reformu Girişimi’nin (ERG), “Tüm çocukların nitelikli ve kapsayıcı bir eğitim alması için eğitim hizmetlerinin yönetişim ve finansmanında mevcut durum nedir?” sorusunu yanıtlayan, Eğitim İzleme Raporu 2019’un “Eğitimin Yönetişimi ve Finansmanı” başlıklı ilk dosyası bugün gerçekleşen panelle yayımlandı.

Eğitim hedeflerine ulaşmak için yeterli kaynak ayrılıyor mu? Ayrılan kaynaklar sosyal adalet ve eşitlikçi kamu politikaları çerçevesinde ve etkili kullanılıyor mu?

 

Kapsayıcı ve nitelikli bir eğitim için eğitime ayrılan kaynaklar ve bu kaynakların etkili bir biçimde kullanılması önemlidir. Öğretmen maaşlarından, eğitimin iyileştirmesi için MEB tarafından yapılan araştırmalara, okul inşaatlarından, sınıfta ihtiyaç duyulan araç ve gereçlere kadar eğitimdeki ihtiyaçlar bu kaynaklarla karşılanır. PISA 2015 sonuçlarına göre, öğrenci başına 6 ila 15 yaş arasında yapılan kümülatif eğitim harcaması 50.000 doların altında olan ülkelerde, eğitim harcamasının artması akademik başarıyı artırıyor. Türkiye’de 6 ila 15 yaş arasında öğrenci başına 32.752 dolar harcandığından öğrenci başına eğitim harcamasını artırmak akademik başarı için büyük önem taşıyor.40 Örneğin, Şili’de öğrenci başı kümülatif eğitim harcamasının Türkiye’dekinden 8.000 dolar daha fazla olduğu görülüyor. Buna paralel olarak, PISA 2015’te Şili’nin fen puanı, Türkiye’nin puanından 22 puan daha fazladır. Kaynakların artırılması eğitimde niteliğin iyileşmesinde tek başına etkili değildir. Kaynakların nasıl değerlendirildiği ve bu kaynaklarla eğitimin içeriğinin ve yöntemlerinin nasıl zenginleştirilebileceğinin de tartışılması gerekir.

 

2023 Eğitim Vizyonu’nda eğitim finansmanına ilişkin hedefler de yer aldı. Belgenin “Okulların Finansmanı” bölümünde “Finansman yöntemleri çeşitlendirilecektir” hedefi yer alıyor. Bu hedefte, “Okul Gelişim Planları” çerçevesinde hazırlanacak okul gelişim bütçesine ve eğitim finansmanının artırılması için alternatif kaynaklar geliştirilmesi yönünde yapılacak çalışmalardan bahsediliyor. Her okul kendi okul gelişim planını “Okul Gelişim Modeli” çerçevesinde hazırlayacak. Bu planla “çocukların bireysel, akademik ve sosyal gelişim amaçlarına yönelik etkinliklerin izlenmesi, değerlendirilmesi ve desteklenerek iyileştirilmesi” hedefleniyor. “Okul Gelişim Planı”na ilişkin, 2023 Eğitim Vizyonu öncesinde de uygulamalar olmasına karşın, okullara bu planlar çerçevesinde kullanabilecekleri, okulların kendi ihtiyaç ve hedeflerine göre farklılaşan kaynaklar aktarılmıyordu. Önceki yıllarda uygulanan sistemde okullara gönderilecek bütçe, merkezi olarak belirleniyor ve okulların ihtiyaçlarını karşılamak için yetersiz kalıyordu. 2023 Eğitim Vizyonu’yla birlikte yayımlanan takvimde okul gelişim bütçelerinin ülke genelinde 2019-20 eğitim yılında uygulanmaya başlayacağı söyleniyor.

 

“Okul Gelişim Modeli” ve “Okul Gelişim Planı” ise bir yıl sonra, 2020-21’de ülke genelinde uygulanacak. MEB 2019 bütçesine bakıldığında bu hedefe yönelik belirlenen harcama kalemi ya da bütçe anlaşılamıyor. Okul gelişim bütçesine ilişkin ayrıntılar MEB 2019 Performans Programı’nın yayımlanmasının ardından açıklığa kavuşabilir.

 

2023 Eğitim Vizyonu’nda finansman kaynaklarının çeşitlendirilmesi için, bağış mekanizması, diğer bakanlıklarla harekete geçirilecek farklı maddi kaynaklar, özel sektör ve sivil toplumla finansman için işbirliği uygulamaları yapılacağı belirtiliyor. Eğitime ayrılan kaynaklarda kamunun payı azaltılıp özel sektör ve bağışçıların payının artırıldığı durumda, kaynakların sürdürülebilir olması, eşitlikçi ve adil dağıtımı, kullanımının izlenmesi ve denetlenmesi önemlidir. Coğrafi Bilgi Sistemi’nin kullanılacak olması, bağışların adil dağıtılmasına katkıda bulunabilir.

 

Özel sektörün eğitimdeki payının artması uluslararası ölçekte de tartışılan bir konudur. 2016-2018 yılları arasında insan hakları alanında çalışan uzman ve kurum, Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), Eşit Eğitim Hukuk Merkezi (the Equal Education Law Centre), Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar için Küresel İnisiyatif (the Global Initiative for Economic, Social, and Cultural Rights), Sosyal ve Ekonomik Haklar İnisiyatifi (the Initiative for Social and Economic Rights), Eğitim Hakkı İnisiyatifi (the Right to Education Initiative) ortak sekreteryasında bir araya gelerek “Abidjan İlkeleri”ni hazırladı. Metin, 21 Mart 2019’da kamuoyuyla paylaştı ve imzaya açıldı. Metinde, devletlerin ücretsiz eğitim hakkının teminine yönelik yükümlülüklerinin altı çizilirken, özel sektörün eğitime katkısını düzenlemeyi öngören ilkeler de insan hakları çerçevesinde ele alınıyor. Metni hazırlayan uzmanlar, Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi’nin 13 Nolu Genel Yorumu’na atıfta bulunuyor ve “Güçlendirici bir hak olarak eğitim, ekonomik ve sosyal olarak toplum dışına itilmiş yetişkin ve çocukların kendilerini yoksulluktan kurtarabilecekleri ve içinde bulundukları topluma tam olarak katılmalarını sağlayacak yolları elde edecekleri temel araçtır.” ifadesinin altını çiziyor.

 

Türkiye’de özel öğretim alanında yürütülen düzenlemeler de “Abidjan İlkeleri: Devletlerin eğitim hizmetleri sağlama ve eğitime özel sektör katılımını düzenlemede insan hakları yükümlülükleri konusunda Rehber İlkeler” metnini tartışma zemini olarak kullanabilir. Eğitimin hakkının korunmasına yönelik uluslararası sözleşmeleri temel alarak geliştirilen ilkeler, eğitimin ticarileşmesi riskine ve bunun doğurabileceği olumsuz sonuçlara karşın ülkelere kapsayıcı, nitelikli ücretsiz zorunlu eğitimin güvence altına alınmasına, özel sektörün rolüne ve katkısının sınırlılıklarına yönelik öneri sunuyor. Uluslararası kuruluşları ücretsiz, nitelikli kamu eğitimi sistemlerini desteklemeye davet ediyor. Abidjan ilkeleri, özel okulların ücreti, özel okul öğretmen ve öğrencilerinin iyi olma hali, özel kurslar, bağımsız anaokulları ve kreş tartışmalarında değerlendirilebilir.

 

MEB 2019 BÜTÇESİ VE MEB BÜTÇESİNİN GELİŞİMİ

 

2019 yılında merkezi yönetim bütçesinde eğitim hizmetlerine ayrılan kaynakların dağılımına bakıldığında, bütçenin %71,1’nin MEB’e, %17,1’nin yükseköğretim kurumlarına, %9,6’sının ise Gençlik ve Spor Bakanlığı’na ayrıldığı görülüyor. Türkiye’de merkezi yönetim bütçesi dışındaki kaynakların sınırlı olması ve kamu dışı eğitim harcamalarının izlenmesindeki sınırlılıklar 5-17 yaş arası çocukların nitelikli ve kapsayıcı eğitime erişimi için MEB bütçesinin incelenmesinin önemini artırıyor. Bu kapsamda, 2019 yılı için ayrılan kaynaklara ek olarak, geçmiş yıllara bakılarak MEB bütçesinin gelişiminin incelenmesi, bütçenin karşılaştırmalı bir çerçevede incelenmesi adına önemlidir. Bu noktada sadece, bütçenin nominal artışına değil, GSYH ve merkezi yönetim bütçesinin oranı içindeki değişimine bakmak önemlidir. MEB bütçesinde yıllar içindeki değişime bakılırken enflasyon da dikkate alınmalıdır.

 

MEB bütçesi, 2019 yılında geçen yıla oranla %23 artarak 113 milyar TL’ye çıktı. 2008 yılından bu yana bütçe nominal olarak yaklaşık beş kat arttı. Ancak, enflasyon dikkate alındığında MEB bütçesi son 10 yılda yaklaşık iki kat arttı. Grafik 1, MEB bütçesinin yıllar içindeki değişimini gösteriyor. MEB bütçesinin gayri safi yurtiçi hasılaya (GSYH) oranı, yıllara göre %2,4 - % 3,2 arasında değişiyor. 2016 yılında beri MEB bütçesinin GSYH’ye oranında, MEB bütçesinde artış olmasına rağmen azalma olduğu görülüyor. Bu durum GSYH’nin MEB bütçesinden daha fazla artmış olmasından kaynaklanıyor. MEB bütçesinin Merkezi Yönetim bütçesine oranı ise en yüksek seviyeye 2016 yılında ulaştı (%13,4). 2016 sonrasında oranda MEB bütçesindeki artışa karşın Merkezi Yönetim Bütçesi daha fazla arttığı için azalma görülüyor.

 

Eğitime ayrılan kamu kaynaklarının büyüklüğü ve ülkenin toplam geliri içindeki payı, eğitime verilen önemin göstergelerinden biridir. Bu göstergenin yıllar içinde değişimi bu alandaki gelişmeye işaret eder. Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri arasında yer alan “Nitelikli Eğitim” hedefinin gerçekleşmesine yönelik adımlara bakıldığında eğitim bütçelerinin GSYH’ye oranının %4-6 aralığında olması gerektiği belirtiliyor. Türkiye bu hedefe en fazla 2014 yılında yaklaştı (%3,2).

 

 

 

MEB 2019 BÜTÇESİNİN OKUL KADEME VE TÜRLERİNE GÖRE DAĞILIMI

 

Grafik 3, eğitim kademeleri ve okul türlerine göre bütçe miktarının 2018 ve 2019 yıllarındaki dağılımını gösteriyor. Buna göre, 2018 yılıyla karşılaştırıldığında okullara ayrılan bütçe %23 oranında artış gösteriyor. 2019 bütçesinin eğitim kademeleri ve okul türlerine göre dağılımına bakıldığında ise en fazla bütçe okul öncesi ve ilköğretim okullarına ayrılırken (%59,9), en az bütçe özel eğitim okul ve kurumlarına (%2,2) ayrılıyor. Türkiye’deki resmi okulların %83’ü okul öncesi ve ilköğretim kurumlarıyken, tüm okullara ayrılan bütçenin %60’ı bu kurumlara yöneliktir. Buna karşın, resmi kurumların %17’sini oluşturan diğer okul türü ve kademelere ise bütçenin %40’ı ayrılıyor. Öğrenci sayılarına bakıldığında da, resmi kurumlara giden öğrencilerin %75’i okul öncesi, ilkokul ve ortaokula devam ediyor.

 

Eğitimde devam eden sorunlar düşünüldüğünde MEB’e verilen yatırım bütçesinin artması gerekiyor.

 

Grafik 6, 2008-2019 yıllarında MEB bütçesinde yatırımlara ayrılan oranı gösteriyor. Bu yıllar arasında, MEB yatırımlarının dalgalı bir grafik izlediği, merkezi yönetim bütçesi yatırım ödeneği içindeki payının en yüksek 2008 yılında (%14,8) ve en düşük 2011 ve 2012 yıllarında (%9,3) olduğu görülüyor. 2019’da MEB yatırım bütçesinin payı %11,2’den %10,2’ye düştü. Başta 5 yaşta okul öncesi eğitiminin zorunlu ve ücretsiz hale getirilmesi olmak üzere 2023 Eğitim Vizyonu hedefleri ve eğitimde devam eden sorunlar; ikili eğitimin sonlandırılması, geçici koruma altındaki öğrencilerin devam ettiği GEM’lerin kapatılması ve buradaki öğrencilerin resmi okullara yönlendirilmesi için gereken derslik ve okul ihtiyacı düşünüldüğünde, yatırımların azalması değil artması gerekiyor.

 


Emoji ile tepki ver!

Bu Haberi Paylaş :

Etiketler :

Benzer Haberler
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)