adscode

Eğitim Sen: Eğitim bütçesi en az iki kat arttırılmalı

Eğitim bütçesinin en az iki kat arttırılması gerektiğini belirten Eğitim Sen, eğitim ve yükseköğretim bütçelerine ilişkin taleplerini paylaştı.

Eğitim Sen: Eğitim bütçesi en az iki kat arttırılmalı
Sendikalar

Eğitim Sen, bugün görüşülen eğitim bütçesine ilişkin  öneri ve taleplerini paylaşmak üzere, bugün bir basın toplantısı düzenledi. Basın toplantısında, Eğitim Sen Genel Başkanı Prof. Dr. Nejla Kurul şu açıklamalarda bulundu: 

 

EĞİTİME VE YÜKSEKÖĞRETİME AYRILAN BÜTÇE EN AZ İKİ KAT ARTTIRILMALIDIR!

 

Eğitim Sen Genel Başkanı Prof. Dr. Nejla Kurul yaptığı açıklamada 2022 bütçesinde de “aslan payının eğitime ayrıldığı” iddiasının gerçeği yansıtmadığını belirterek, 2022 eğitim bütçesinin, eğitim sisteminin, öğrencilerin ve eğitim ve bilim emekçilerinin yaşadığı sorunlara çözüm üretmekten uzak bir yaklaşımla hazırlandığını söyledi. Ülkenin içinde bulunduğu salgın koşullarını dikkate almayan, okullarda, üniversitelerde ve diğer eğitim kurumlarında yaşanan eşitsizliklerin ve en temel ihtiyaçların görmezden gelindiği koşullarda sadece zorunlu harcamaların dikkate alındığı bir bütçe olduğu değerlendirmesinde bulundu.

 

“2022 MEB bütçesi 189 milyar 11 milyon TL; yükseköğretim bütçesi ise 57 milyar 740 milyon TL olarak belirlenmiştir. Eğitim bütçesinin her yıl oransal olarak arttığı söylense de MEB bütçesinin milli gelire oranı yüzde 2,6’dan yüzde 2,4’e; yükseköğretim bütçesinin milli gelire oranı ise yüzde 0,8’den, yüzde 0,73’e gerilemiştir. Eğitim bütçesine ilişkin sayısal veriler her yıl bütçe döneminde en çok payı eğitime ayırdıklarını iddia edenleri açıkça yalanlamaktadır.” diyen Kurul, pandemi koşullarının görmezden gelindiği vurgusunda bulunarak açıklamalarına şöyle devam etti:

 

 

PANDEMİ KOŞULLARI 2022 BÜTÇESİNDE DE GÖRMEZDEN GELİNMİŞTİR

 

MEB’in 2022 yılı bütçe teklifi; program, alt program ve yüzeysel performans kriterlerine indirgenmiş, eğitim eşitsizlikleri ve eğitim sisteminin gerçek sorunlarından uzak bir yaklaşımla hazırlanmıştır. Kovid-19 salgınının 2021 bütçesinde olduğu gibi, 2022 yılında da MEB tarafından görmezden gelindiği anlaşılmaktadır.

MEB bütçesinde eğitimde giderek artan eşitsizlikleri azaltacak ve eğitime erişim sorununa çözüm üretecek bir politika yoktur. Yoksul çocukların, anadili farklı olan çocukların, toplumsal cinsiyet rollerine sabitlenen kız çocuklarının, göçmen çocukların sorunlarına çözüm üretecek bir bütçe anlayışı ortaya konulmamıştır.    

 

EĞİTİM YATIRIMLARI İHTİYAÇ ORANINDA ARTIRILMAMIŞTIR 

 

2002-2022 yılları itibarıyla MEB bütçesinden eğitim yatırımlarına ayrılan payın gelişim seyri, her fırsatta “Bütçeden aslan payını eğitime ayırdık” diyenlerin halkı nasıl yanılttıklarını açıkça göstermektedir.

 

 

 

MEB bütçesinden eğitim yatırımlarına ayrılan pay, 2022 yılında, 20 yıl öncesinin yarısına bile yaklaşamamıştır. Tüm dünyada salgınla mücadele sürecinde eğitime ek bütçe ayrılırken, Türkiye’de ek bütçe ayırmak bir yana, 2021 yılında 11 milyar 301 milyon TL’lik yatırım bütçesinin ilk altı ay içinde sadece yüzde 13’ünün (1 milyar 487 milyon TL) harcanmış olması, MEB’in eğitim yatırımları bütçesi üzerinden tasarruf yapıldığını göstermektedir.

 

MEB verilerine göre ilkokullarda öğrenci sayısı 30’dan fazla olan şube oranı 2021 itibariyle yüzde 25,4; ortaokullarda yüzde 25,4’tür. Ne var ki Din Öğretimi Genel Müdürlüğü bünyesindeki imam hatip ortaokullarında 30'dan fazla öğrenci olan şube oranı sadece 14,8’dir. Bu veriler, eğitim yatırımlarının eşitsiz ve ayrımcılık yaratacak şekilde imam hatip okullarının lehine kullanıldığını ortaya koymaktadır.

 

MEB verilerine göre, genel ortaöğretimde öğrenci sayısı 30’dan fazla olan şube oranı yüzde 62,8 gibi yüksek bir oranda iken, imam hatip liselerinde öğrenci sayısı 30’dan fazla olan şube oranının yüzde 14,5 olması, okul türleri arasında devlet eliyle ayrımcılık yapıldığını göstermektedir. Özellikle salgın koşullarında genel ortaöğretimde ciddi biçimde derslik ve öğretmen ihtiyacı bulunmaktadır ve bunun için yeterli bütçe ayrılmamıştır.

 

 

 

EĞİTİM EŞİTSİZLİKLERİ GÖRMEZDEN GELİNMİŞTİR

 

MEB, 2022 bütçe teklifinde “Eğitime Erişim ve Fırsat Eşitliği” başlığını, sadece destekleme ve yetiştirme kursları, yatılılık, bursluluk, sosyal yardımlar ve okul pansiyonları ile sınırlandırmıştır. MEB’in verilerine göre Kovid-19 salgını başlangıcında 6 milyon, okulların üç dönem kapalı olmasının ardından 5 milyon öğrencinin uzaktan eğitime erişemediği bilinmektedir. MEB bütçesi hazırlanırken salgının yol açtığı öğrenme kayıpları ve 4+4+4 eğitim modeliyle de bağlantılı yapısal sorunlar nedeniyle ortaya çıkan eğitim eşitsizlikleri bütçeye yansıtılarak çözüm üretilmemiştir.

 

EĞİTİME YETERLİ BÜTÇE VE KAMUSAL EĞİTİM TALEP EDİYORUZ

 

Türkiye’de eğitime ayrılan payın ihtiyaç oranında artmaması, yıllardır kamusal eğitimin adım adım tasfiye edilmesine neden olmaktadır. Eğitime ayrılan kamu kaynakları oransal olarak her geçen yıl azalırken, hane halkının cebinden yaptığı eğitim harcamalarının istikrarlı şekilde artmış olması tesadüf değildir. Örneğin Anayasaya göre, eğitim-öğretimin parasız olduğu ilkokulda velilerin ceplerinden yapmak zorunda kaldığı eğitim harcamaları her geçen yıl artmaktadır. Okul öncesi eğitimden üniversiteye kadar eğitimin bütün kademelerinde veliler çocuklarını gıda harcamalarından kısarak, borçlanarak ya da bankalardan ‘eğitim kredisi’ çekerek okutmak zorunda bırakılmıştır.

Eğitim, herkese eşit koşullarda sunulması gereken temel bir insan hakkı, aynı zamanda devredilemez ve vazgeçilemez kamusal bir haktır. Kamusal eğitimden uzaklaşıldıkça eğitim hakkından eşit koşullarda yararlanma olanağının ortadan kalktığı, eğitime erişim başta olmak üzere, pek çok konuda yeni eşitsizliklerin ortaya çıktığı bilinmektedir. Kamusal eğitimden uzaklaşmanın iki temel sonucu bulunmaktadır. Birincisi, devlet okulu ve özel okullar arasındaki ayrımı eşitsizliklere yol açacak biçimde derinleştirmektedir. İkincisi ise kamusal eğitimin tasfiyesi devlet okullarını da ayrıştırarak zenginle yoksula ayrı ayrı ‘devlet okulu’, hatta aynı devlet okulu içinde gelir durumuna ya da başarı düzeyine göre farklı sınıflar/şubeler oluşturulmasının önünü açmaktadır. Piyasacı eğitim sistemi, yaşamın her düzeyinde rekabeti, hizmetin bedelini ödemeyi, öğrenci ve velilerin ‘müşteri’ haline getirilmesini hedeflemekte, toplumdaki sınıfsal eşitsizlikleri daha da belirgin hale getirmektedir.

Yapılması gereken, kamusal kaynaklarının yine kamusal bir hak olan eğitim için, özel çıkarlar değil, toplumsal çıkarlar gözetilerek kullanılmasıdır. Bunun için eğitim ve yükseköğretim bütçeleri hazırlanırken eğitim alanında örgütlü sendikaların, öğrenci ve velilerin, üniversite bileşenlerinin talep ve beklentilerinin dikkate alınması, kısaca eğitim bütçesinin gerçeklerden uzak masa başında hazırlanması uygulamasına son verilmesi gerekmektedir. 

 

2022 EĞİTİM VE YÜKSEKÖĞRETİM BÜTÇELERİNE İLİŞKİN TALEPLERİMİZ

 

  • MEB ve yükseköğretim bütçelerinin milli gelire oranı en az iki kat arttırılmalı, başlangıç olarak OECD ortalamasına (% 6) çıkarılmalıdır.
  • Kamu kaynaklarının özel okullara aktarılması uygulamasına derhal son verilmeli, özel okullara aktarılacak kaynaklar devlet okulları için kullanılmalıdır.
  • Eğitim ve yükseköğretim kurumlarının bütün ihtiyaçları salgın koşulları göz önünde bulundurularak yeniden güncellenmeli, bütün okullara ve üniversitelere ihtiyacı kadar ödenek ayrılmalıdır.
  • Eğitim bütçesinden yatırımlara ayrılan pay başlangıç olarak en az iki kat arttırılmalı, okul binaları ve derslik gereksinmesi karşılanmalı, eğitimi ticarileştirmeyi hedefleyen özel sektör, dini vakıf ve cemaatlerle yapılan ya da yapılacak olan her türlü ortak proje ve protokoller derhal iptal edilmelidir.
  • Tüm eğitim ve bilim emekçilerine insan onuruna yakışır bir ücret ve sağlıklı çalışma koşulları sağlanmalıdır.
  • Eğitim ve bilim emekçilerinin satın alma gücünde ve ücretlerinde yaşanan kaybın giderilmesi için maaşlarda yaşanan erimeyi karşılayacak oranda ek zam yapılmalıdır.
  • Tüm eğitim ve bilim emekçilerinin ek göstergesi 3600’e çıkarılmalıdır. 
  • Ek ödemelerin tamamı temel ücrete ve emekliliğe yansıtılmalı, ek ders saat ücreti hesaplanırken eğitim ve bilim emekçilerinin aylık maaş tutarı esas alınmalı ve ek ders saat ücreti gelir vergisinden muaf tutulmalıdır. 
  • Eğitim-öğretime hazırlık ödeneğinin, ayrımsız bütün eğitim ve bilim emekçilerine bir maaş tutarında ve yılda iki kez ödenmesi sağlanmalıdır. 
  • Okullarda ve üniversitelerde güvencesiz istihdam uygulamalarına, esnek, kuralsız ve angarya çalışmaya son verilmeli, statü farkı gözetmeksizin güvencesiz istihdam edilenlerin tamamı kadroya geçirilmelidir.
  • 2022 yılında aile ve çocuk yardımı başta olmak üzere, sosyal yardımlar sembolik olarak belirlenmekten çıkarılmalı, sosyal yardımlara günün koşullarına uygun ve ihtiyaç kadar artış yapılmalıdır.
  • Öğretmen, akademik personel, memur ve yardımcı hizmetli açıkları kadrolu istihdam yoluyla kapatılmalıdır.

Emoji ile tepki ver!

Bu Haberi Paylaş :

Etiketler :

Benzer Haberler
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)