adscode

Eğitimde yeni arayışlar?..

Umutlar yitirildiğinde geriye hiçbir şey kalmaz. Bu yüzden geleceğe hep umutla bakıyoruz. Dün elbette çok önemli ama geleceği de ipotek altına almamalı ve yeni arayışlara zaman ve tolerans tanınmalı.

Eğitimde yeni arayışlar?..
Milliyet Diyalog

MEB, okul öncesi eğitimin öneminin nihayet farkına vardı ki 2023 hedefleri arasına almakla kalmadı, erişilebilir hale getirmek için yoğun bir çaba içerisine girdi.

Daha önce de benzeri pek çok “reform” paketi açılmış ama arkası gelmemişti.

Peki, bu kez gelir mi?..

Temennimiz bu yönde yeni bir hayal kırıklığının bir kez daha yaşanmamasıdır.

 

Yapılan açıklama ve konulan hedeflere göre, 5 yaş yani okul öncesi eğitim zorunlu eğitim kapsamına alınacakmış.

Peki ama ne zaman?

Nihai hedef 2023!

40 yıldır söyleniyor, umarız bu kez gerçekleşir.

Liseler 4 yıla çıkartılacağına okul öncesi zorunlu olsaydı, çok daha iyi olmaz mıydı?

Daha da önemlisi, bu konuda hangi adımlar atıldı, atılıyor, atılacak?

Örneğin:

- Okul öncesi eğitimin zorunlu hale getirilmesi ve tüm okul öncesi eğitim kurumlarının tek çatı altında toplanması için herhangi bir yasal düzenlemeye gidildi mi? Yani sözün ötesine geçildi mi?

- Yeterli fiziki alt yapı oluşturuldu mu? Bu konuda ciddi adımlar atıldı mı, örneğin yatırım bütçesi artırıldı mı?

- Eğitimde olduğu gibi öğretmen yetiştirmede de en önemli süreç okul öncesi öğretmeni yetiştirmektir. Peki, bu konuda hangi düzenlemelere gidildi? Eğitimi kim verecek?

- Tam gün mü olacak, yarım gün mü yoksa birkaç saat mi?

- Tevhidi Tedrisat Kanunu göz ardı edilmeye devam edilecek mi?

- Sağlıklı beslenmeleri konusunda düzenli kaynak ayırılacak mı?

- Kreş ve anaokulu ayrımı nasıl gerçekleşecek, okul öncesi eğitim kurumlarında kreşler de olacak mı?

- Okul öncesi eğitimin ne anlama geldiği konusunda kamuoyuna yeterince bilgilendirme yapıldı mı? Okul öncesi eğitimin okul değil, okula hazırlama olduğu, bu eğitimi alamayanların, sonraki eğitim kademelerinde ve yaşamda geride kaldığı yeterince vurgulandı mı?..

Bu konuda yapılması gereken o kadar çok iş var ki dört duvarla eğitimin olmayacağını, hele hele okul öncesi eğitimin hiç olmayacağını ne zaman anlayacağız, ne zaman anlatacağız ve ne zaman gerçek anlamda hayata geçireceğiz?

 

Boş kontenjanlar?

Her ne kadar YÖK ve ÖSYM resmen açıklamasa da üniversitelerde 200 bin kontenjan boş.

Meslek liseleri ve özellikle de imam hatiplerde de durum farklı değil.

Peki, ne olacak? MEB, YÖK ve ÖSYM bu konuda hata yaptığını açıklayacak mı yoksa yola aynen devam mı edilecek?

Her bir kontenjan devlete ve millete on binlerce liralık yük getiriyor.

Boş kalan her kontenjana harcanan parayla işsiz bir gencimize iş sağlayabiliriz.

Üstelik bu boş kontenjanlar bir yıllık maliyetin ötesinde, iki ila beş yıl arasında bir yük getiriyor. Ama buna rağmen, hemen her yıl yüz binlerce kontenjan boş kalıyor ve ülke olarak bu vahim tabloyu sadece ve sadece seyrediyoruz.

Tek kayıt almayan bölümler var. Bu bölümlerin açılmasını kim istedi, öğrenime başlama izinlerini kim verdi, dolmayan kontenjanlara ve çok daha fazlasına kim seyirci kaldı?

Birçok konuda “Bir milli sorun” ya da “Beka meselesi” diyoruz ya işte asıl söylenmesi gereken konu bu ama maalesef hiçbirimizin umurunda değil!..

 

Peki, bu konuda ne yapabiliriz?

Yüksek sesle düşünelim ve önerisi olanlardan katkı bekleyelim. Belki dikkate alan birileri çıkar. Belki de ileride “Ama bu konuda hiç kimse bizi uyarmadı ki” demekten utanılır.

 

YAZININ DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ


Emoji ile tepki ver!

Bu Haberi Paylaş :

Etiketler :

Benzer Haberler
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)