adscode

Öğrenciler yüz yüze eğitimden yana

‘Covid-19 Sürecinde Uzaktan Öğretme Süreci İle İlgili İlk ve Ortaöğretim Öğrencilerinin Algıları ve Duygularına Yönelik Bir Analiz’ başlıklı araştırma sonuçlarına göre öğrencilerin yüzde 61’i yüz yüze eğitimde daha iyi öğrendiklerini belirtti.

Öğrenciler yüz yüze eğitimden yana
Eğitim
Güncelleme : 06-Apr-21 18:15

TÜBİTAK tarafından desteklenen ve 6.342 öğrenci ile görüşülerek  gerçekleştirilen,  ‘Covid-19 Sürecinde Uzaktan Öğretme Süreci İle İlgili İlk ve Ortaöğretim Öğrencilerinin Algıları ve Duygularına Yönelik Bir Analiz’ başlıklı araştırma sonuçlarına göre öğrencilerin yüzde 61’i yüz yüze eğitimde daha iyi öğrendiklerini belirtti.

 

 

Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) Eğitim Fakültesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ş. Feza Orhan’ın yönetiminde; Doç.Dr. M.Betül Yılmaz, Özgür Şensoy, Barış Atakişi ve Doç. Dr. Ş.Gonca Zeren’in yer aldığı proje ekibi, TÜBİTAK tarafından desteklenen ‘COVID-19 Sürecinde Uzaktan Öğretme Süreci ile İlgili İlk, Orta ve Lise Öğrencilerinin Algıları ve Duygularına Yönelik Bir Analiz’ isimli araştırmaya imza attı. Proje ekibi, kılavuz niteliğindeki bu önerilerini  ‘Uzaktan Öğretim İçin Ders Tasarlarken’ başlığı altında bir kitapçıkta topladı.

 

Veriye dayalı öneriler geliştirildi

Araştırmanın temel amacı; Covid-19 Pandemi sürecinde ülke genelinde okullarda yüz yüze eğitime ara verilmesi nedeniyle, 23 Mart 2020 tarihi itibari ile yaşamlarında ilk defa uzaktan öğretim deneyimi yaşamakta olan, resmi ve özel okullardaki ilk, orta ve lise öğrencilerinin bu sürece yönelik görüşlerini ve duygularını ortaya çıkararak veriye dayalı öğretimsel öneriler geliştirmek oldu.

Araştırmaya, İstanbul genelinden 6.342 öğrenci katıldı. Bu öğrencilerden; yüzde  66.4’ü devlet, yüzde 33.5’i özel okulda eğitim görüyor. Araştırmaya katılan öğrencilerden; yüzde 26.3’ü ilkokul, yüzde 27.6’sı ortaokul ve yüzde 46.1’i de  lise öğrencisi.

 

Yüz yüze derslerdeki öğrenme oranı daha yüksek

Araştırmaya katılan öğrencilerin yüzde 61,1’i okulda yapılan yüz yüze derslerde, ekrandan yapılan çevrimiçi derslere göre daha iyi öğrendiklerini belirttiler.

Araştırmada, çevrimiçi derslere düzenli devam eden öğrencilerin öğrenme algıları ile düzenli girmeyenlerin öğrenme algıları arasında anlamlı farklar görüldü. Covid-19 Pandemi döneminde dersleri çevrimiçi olarak düzenli takip eden, öğrencilerin yüzde 47.8’i “çevrimiçi ortamda öğreniyorum” derken, derslere bazen girip bazen girmeyen öğrencilerin sadece yüzde 20,2’si “çevrimiçi ortamda öğreniyorum” şeklinde yanıt verdi.

 

Sessiz ev ortamı isteniyor

İlgili araştırma bulgularına göre; çevrimiçi ders esnasında ‘sessiz bir ev ortamına’ sahip olan öğrencilerin yüzde 38,7’si süreci daha verimli geçirdiğini ve öğrenebildiğini belirtirken; ‘hareketli bir ev ortamına’ sahip olan öğrencilerde bu oran, yüzde 21,8’e düştü.

 

Araştırmada özetle şu bulgulara ulaşıldı:

 

-Çevrimiçi derslere ailesinin zorlaması olmadan, kendi isteyerek giren grubun “öğreniyorum” deme oranı yüzde 41,2 iken, istemeyerek zorla girdiğini belirten grubun “öğreniyorum” deme oranı yüzde 13,8’e düştü.

 

-Uzaktan öğretim sürecinde öğrenciler, en çok okuldaki arkadaşlarıyla birlikte olmayı (yüzde 90,1) ve teneffüsleri (yüzde 68,7) özlediklerini belirttiler.

 

-Öğrencilerin dikkat çeken bir çoğunluğu (yüzde 60) uzaktan yapılan dersleri hem çevrimiçi ortamdan hem öğretmeninin gönderdiği materyallerle takip ettiklerini belirttiler.

 

-Öğrencilerin yüzde 86’sı derslere kendi isteğiyle girdi.

 

-Ödevleri özleyen öğrencilerin genel olarak oranı, yüzde 21.8’de kaldı.

 

-Çevrimiçi derslerde dikkatini toplayabildiğini belirten öğrenci oranı sadece

yüzde 26,2 oldu.

 

Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) Eğitim Fakültesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ş. Feza Orhan, araştırma sonuçları hakkında şu değerlendirmelerde bulundu:

“Öğrenme dediğimiz, kişinin doğal bir yaşam süreci içinde değil de başkaları tarafından belirlenen ihtiyaçlara dayalı olarak planlanan süreçler içinde, yani öğretim ortamlarında gerçekleştirilmeye çalışıldığında; öğrenmenin yaşamın döngüsü içindeki gibi basit ve hızlıca gerçekleşmesi o kadar da kolay olamamaktadır. Bunu öğretmenlik yapan tüm meslektaşlarım çok iyi bilirler. Hele ki bu süreç yüz yüze iletişimin canlılığından, sinerjisinden, karşılıklı duygu akışından kopuk olan bir ekran üzerinden yapılmaya çalışılıyorsa bu çok daha zor bir eyleme dönüşür. İşte bu nedenle uzaktan öğretim ile öğrenmeyi gerçekleştirmek hiç de kolay değildir. Uzaktan öğretim sürecinde öğrencinin öğrenme algısını etkileyen pek çok değişken vardır. Ancak, bu araştırmada temel olarak ele alınan iki değişken olan “öğrenme algısı” ve “duygular”a yönelik ulaşılan bulgular ışığında genel olarak şunu söyleyebilirim:

Pandemi sürecinde, derslerin uzaktan da olsa ısrarla devam ettirilmeye çalışılmasının en temel nedeni “öğrenme” sürecini devam ettirmektir. Böyle olduğu halde, ulaştığımız öğrencilerin sadece yüzde 36.4’ü çevrimiçi öğretim sürecinde öğrenmeyi gerçekleştirebildiklerini belirtmişlerdir. İlaveten, bu oranın ilkokuldan liseye doğru ciddi bir düşüş göstermesi (ilkokul yüzde 52.3, ortaokul yüzde 42.8, lise yüzde 21.3) önemli bir sorunu göz önüne sermektedir. Şu anda uzaktan öğretim için tasarlanan sistem ile öğrencilerimizin büyük bir çoğunluğu öğrenmeyi gerçekleştiremediklerini belirtmektedirler.

“Öğrenme” sürecini devam ettirmek öğrencilerin duyguları dikkate alınmadan sağlanabilecek bir süreç değildir. Nitekim, yaptığımız bu araştırmanın bulgularına dayalı sonuçlar da bize “öğrenme algısı”nın “duygular” ile farklılaştığını göstermiştir. Öğrencilerin “Zevk, Kaygı, Yalnızlık ve Sıkılma” duyguları öğrenme algılarına göre analiz edildiğinde, öğrencilerin öğrenmeyi gerçekleştirdikçe süreçten de zevk aldıkları saptanmıştır. Bu nedenle uzaktan öğretim sürecinde öğrencilerin süreçten zevk almaları mutlaka sağlanmalıdır. Zevk almanın sağlanması da ancak öğrencinin sürece etkin katılımı ile gerçekleştirilebilmektedir. Ancak, bu süreçte neyin doğru neyin yanlış olduğunu el yordamı ile bulmaya çalışan öğretmenlerin çok yalnız bırakıldıkları ve MEB’in güçlü bir strateji ile süreci planlayamaması ve EBA dışında öğretmenlere bir destek sağlayamaması nedeni ile araştırmamızda saptadığımız sorunlara çözümler geliştirmek de çok kolay olmayacaktır”


Emoji ile tepki ver!

Bu Haberi Paylaş :

Etiketler :

Benzer Haberler
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)