adscode

Sözleşmeli Öğretmenler

Sözleşmeli Öğretmenler EngellenemezSözleşmeli Öğretmenler 1 Milyonluk Öğretmen Ailesi Olarak Yanınızda Olduğumuzu Bilin

Sözleşmeli Öğretmenler
Eğitim

                                 
Önce İnsan Demeyen Bütün Sistemler Çökmeye Mahkumdur  
Çağdaş yönetim bilimi; eğitim yöneticilerinin bir karar almadan, o kararın tüm getirilerini ve götürülerini ön görebilmeleri üzerine kuruludur. İşte eğitimle ilgili, bu yönde sağlıklı kararlar alınabilmesi için de liyakat merkezli olarak seçilmeleri gerekmektedir. Liyakate uygun gelecek bu yöneticilerde; eğitimin felsefesi, sosyal ve tarihi temellerine uygun olarak eğitim biliminin verileri ışığında, ülkemizin eğitim yönetiminin daha iyiye gitmesi için kararlar alabilirler.
                    
Öğretmenin Ücretlisi, Sözleşmelisi Olmaz; Nitelikli ve Kadrolusu Olur
Bunları, şunun için söylüyorum. Yakın eğitim tarihimiz incelendiğinde; başarısız bir sözleşmeli öğretmenlik deneyimimiz olduğu görülecektir. Ama eğitim tarihimize ve bu yöndeki felsefi, sosyal ve tarihi eğitim bilimi bilgilerine önem vermediğimiz için, sözleşmeli öğretmenlik uygulamasını yeniden getirdik, hem de katmerli bir şekilde. Yeni uygulamayla artık sözleşmeli öğretmenler 6 yıl gittikleri yerde görev yapacaklar, bu yetmiyormuş gibi 6 yıl süresince eş durumu tayini yapamayacaklar. Bu uygulamanın doğruluğunu ya da yanlışlığını uzun uzadıya defalarca tartıştık. Amaç; öğretmenleri bazı illerde belli bir süre çalıştırmak olabilir. Ama bunun çözümü bu olmamalıdır. Son zamanlarda pek çok siyasi partinin seçim bildirgesinde de daha önce söylediklerimin tekrarlandığını görüyorum: Öğretmenin ücretlisi, sözleşmelisi olmaz; nitelikli ve kadrolusu olur.
                            
Önce İnsan Demeyen Bütün Sistemler Çökmeye Mahkumdur
Bütün sistem kurgulamalarında olduğu gibi, eğitim sistemi kurgulamalarında da insanı öncelemek zorundayız. Yani önce insan demeyen bütün sistemler çökmeye mahkumdur. Bu bütün çağdaş yaklaşımların önerisi olduğu gibi, bizim kültürümüzde de “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” şeklinde vücut bulur. Eğitimsel bir deyişle de “Öğretmeni yaşat ki eğitim sistemi yaşasın.” Yani eğitimde en mükemmel sistemi de kurgulasanız, bunun uygulayıcısı öğretmenler olacağından, mutsuz öğretmenlerle başarıyı yakalayamayız. İşte sözleşmeli öğretmenlik uygulaması, düz klasik Aristo mantığına göre bazı illerde öğretmenleri bir süre tutmanın çözümü gibi görünse de, olayı Leibniz’in sembolik mantığı ve çağdaş mantık açısından ele aldığımızda doğru bir uygulama değildir.
                                      
Mutsuz Öğretmenlerle Başarıyı Yakalayamazsınız
Niye mi? Çünkü eşinden ayrı, çocuğundan ayrı yani ailesinden ayrı öğretmen mutsuz öğretmendir. Mutsuz öğretmenlerle de eğitimde başarıyı yakalayamazsınız. İşte bu sözleşmeli öğretmenlik sistemi kurgulanırken, öğretmenlerin insan olduğu faktörü göz ardı edilerek kurgulanmıştır. Bu sistemi kurgulayanlar, ailelerinden ayrı yaşayabilecekler midir? Neymiş efendim, sözleşmeli öğretmenler oralara giderken, baştan bunu kabul etmişlermiş.  İyi de kadrolu öğretmenlik vardı da onlar mı gitmedi o dönemde. İnsanlara dayatırsanız bu sistemi, insanlar ekmek parası için mecburen gidecekler buralara. Bazı illerde öğretmenleri belirli süre çalıştırmanın yolu sözleşmeli öğretmenlik değil, teşvikler vb. yollara dayalı kadrolu öğretmenliktir.
 
                                           
Sözleşmeli Öğretmenler Engellenemez
Ama yukarıda bu kadar şeyi söylememin nedeni; zaten bilinen bu konuları gündeme getirmek değil, geçen hafta şahit olduğum, çok incindiğim, çok üzüldüğüm iki olayı gündeme getirmek. Zaten ailesinden ayrı, mutsuz bir sürü sıkıntı yaşayan sözleşmeli öğretmenlerle ilgili iki olay. İlkinde; öğretmenlerin sorunlarını çözmekle sorumlu makamlardan biri, derdini twetterdan anlatmaya, sorununa çözüm bulmaya çalışan sözleşmeli öğretmeni engelliyor. Bir eğitimci engelleniyor yani. Öncelikle; bizlerin maaşlarıyla maaşları ödenen makamlar, öğretmenleri engelleme değil, öğretmenlere hizmet yeridir.  Ayrıca kimse de kimseyi sevdiği için değil, twetterdan bile yazacak kadar mecbur olduğu için twetterdan yazmıştır.
           
Sözleşmeli Öğretmenler 1 Milyonluk Öğretmen Ailesi Olarak Yanınızda Olduğumuzu Bilin
Bütün sözleşmeli öğretmen meslektaşlarım; bilin ki yalnız değilsiniz, yaşadığınız her sorunda 1 milyonluk öğretmen ailemizin yanınızda olduğunu bilin. Bizler, kalbi bu ülkenin çocuklarının geleceği için atan büyük bir aileyiz. İkinci üzücü olay da; yine bir eğitimci tarafından bir başka sözleşmeli öğretmene yöneliktir. Bir sendikanın eğitimci olan temsilcisi, yine twetterda, üstelik kadın bir öğretmene şöyle hitap ediyor: "Ya çok iyi bir trolsün ya da başka bir sendikaya üye olup bizden yardım dilenen bir zavallısın.” Öncelikle burada kastım; herhangi bir sendikayı kötülemek değil. Ama gerekçesi her ne olursa olsun, bir eğitimci eğitimciye, insana, hele hele hanımefendiye ZAVALLI dememeli. Bu kişi, bu ötekileştirici dili kullanarak ilk başta kendi sendikasına zarar vermiştir. Ayrıca gerçekten çok üzülüyorum. Biz toplum olarak hangi ara bu hale geldik, birbirimizi bu kadar ötekileştirdik.
                                            
İnsan İnsanın Zehrini Alır Diyen Bir Kültürün Çocuklarıyız
Toplum birbirine bu kadar düşman olsa bile, biz eğitimcilerin, öğretmenlerin görevi bu ötekileştirmeyi normalleştirmek, topluma örnek olmaktır. Diğer taraftan, unutmayalım, bizler, insan insanın zehrini alır diyen bir kültürün çocuklarıyız. Bu çatışmalar, hem eğitimimize hem ülkemize zarar veriyor. Ülke olarak hepimiz aynı gemideyiz, batarsak hepimiz batarız dünyanın bu en güzel coğrafyasında. Sonuç olarak; zavallı denen, engellenen sözleşmeli öğretmen meslektaşlarım yalnız değildirler, yalnız olmadığınızı bilin. Yaşadığınız her sorunda 1 milyon öğretmen ailesinin yanınızda olduğunu bilin. Türkiye Hepimizin, Eğitim Hepimizin…

Emoji ile tepki ver!

Bu Haberi Paylaş :

Etiketler :

Benzer Haberler
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)