Eğitim Ajansı, Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’a tercih sürecine dair merak edilen her şeyi sordu. “Bugün tercih yapsaydınız neyi göz önünde bulundururdunuz?”, “Klasik bölümler mi, geleceğin meslekleri mi?”, “Mezuna kalmak mantıklı mı?” gibi öğrencilerin en çok merak ettiği konulara içten ve yol gösterici yanıtlar geldi.
Bugün için üniversite tercihi yapıyor olsaydınız öncelikleriniz ne olurdu?
Üniversite tercih dönemi hem öğrenciler hem de aileler için kritik bir süreçtir. Eğer bugün bir üniversite tercihi yapacak olsaydım, öncelikli olarak kendi ilgi alanlarımı, yeteneklerimi ve gelecekte yapmak istediğim işi göz önünde bulundururdum. Tutkuyla bağlı olduğum alanları düşünürdüm, çünkü insan işini severek yaptığında kişisel tatmin ve başarı çok yükseliyor. İnsanın gerçek potansiyeli ancak ve ancak sevdiği işi yaptığında ortaya çıkıyor.
Üniversite ve eğitim göreceğiniz alan tercihi sadece istihdamınızı değil, aynı zamanda hayatınızı etkileyecektir. Bu nedenle öncelikle neye gerçekten ilgi duyduğumu ve hangi alanda çalışırken keyif alacağımı belirlerdim. Sırf popüler veya garanti iş diye düşünerek bir bölüm seçmek, uzun vadede sizi mutlu kılmaz.
Bunun yanında tercih ettiğim bölümün sadece bugünün değil, geleceğin ihtiyaçlarına da ne kadar cevap verdiğini, yeniliğe ve gelişime açık olup olmadığını araştırırdım. İlgilendiğim alanda güçlü bir akademik kadroya, iyi bir altyapıya, uluslararası işbirliklerine ve staj imkanlarına sahip üniversiteleri önceliklendirirdim.
Ayrıca tercih yaparken spor imkanlarına bakardım, çünkü ben sporu hayatımın hep önemli bir parçası olarak gördüm. Adaylarımız bu sene YÖK Atlas’a dikkatli baksınlar spor dostu kampüslere yer verdik.

Üniversite okumak şart mı?
Önemli olan insanın kendisini geliştirmesi ve meslek edinmesidir. Bu anlamda üniversite okumak seçeneklerden bir tanesidir. Üniversite eğitimi, yalnızca bir meslek kazandığı değil bireyin düşünme, analiz, iletişim ve problem çözme becerilerini geliştirdiği bir süreçtir. Ayrıca iş gücü piyasasında rekabet edebilmek için nitelikli eğitime sahip olmak önemlidir.
Üniversite okumak bir imkan ve ayrıcalıktır. Önemli olan, bireyin öğrenme isteğini canlı tutması, değişen dünyaya ayak uydurabilecek donanımı kazanması ve değer üreten bir birey olma yolunda çaba göstermesidir.
Kuşkusuz bilgiye ulaşmanın ve kendinizi geliştirmenin birçok yolu var. Günümüzde mesleki ve teknik eğitimler, girişimcilik ekosistemleri, dijital platformlar ve sertifika programları gibi pek çok alternatif gelişim alanı da bireylerin kendilerini yetiştirebilmeleri için fırsatlar sunmaktadır. Ancak üniversite eğitimi belirli bir alanda derinlemesine ve güvenilir bilgi ve uzmanlık kazandırır.
Eleştirel düşünme, problem çözme ve analitik becerileri geliştirir.
Alanınızdaki profesyonellerle ve gelecekteki iş arkadaşlarınızla tanışma fırsatı sunar. Belirli bir program dahilinde disiplinli bir şekilde çalışma alışkanlığı kazandırır. Birçok sektörde ve pozisyonda üniversite mezuniyeti ön koşuldur. Kişiye çok önemli avantaj ve fırsatlar sağlar. Kişinin geleceğe yönelik kariyer ve kişisel gelişimi için güçlü bir basamaktır.
Elbette herkesin yolculuğu farklıdır. Bazı kişiler, mesleki eğitim veya doğrudan iş hayatına atılmayı tercih edebilir. Önemli olan, hangi yolu seçecek olursanız olun, o alandaki gelişimi ve öğrenmeyi bir hayat boyu ilke edinmektir.

YÖK Başkanı olarak tercih sıralaması yapacak olan adaylara önerileriniz ne olur?
En önemlisi, ilgi alanlarınızı, yeteneklerinizi ve hayattan beklentilerinizi dürüstçe değerlendirin. Popülerlik veya başkalarının beklentileri yerine, size neyin iyi geleceğini düşünün. Sadece bölüm adlarına takılı kalmayın. Ders içeriklerini, akademik kadroyu, üniversitenin sunduğu yan dal, çift ana dal ve staj olanaklarını detaylıca araştırın. Bu konuda YÖK Atlas ve Tercih Robotu sizler için önemli bir rehber olacaktır. Mümkünse üniversiteleri ziyaret edin, öğrenci ve akademisyenlerle konuşun. Geleceğe odaklanın, seçtiğiniz bölümün 5-10 yıl sonraki iş piyasasında ne konumda olabileceğini, teknolojik gelişmelerle nasıl dönüşeceğini düşünün. Puanınızın yettiği her programı yazmak yerine, gerçekten istediğiniz, sizi geliştireceğine inandığınız bölümleri listenize alın.
Tercih listenizi oluştururken hem hayallerinizi hem de başarı sıranızı göz önünde bulundurarak dengeli bir liste yapın. Tercihleri rastgele ya da popüler diye değil veriye dayalı ve bilinçli şekilde yapın. Çünkü tercih ettiğiniz yarınınız.
![]()
Mezuna kalıp, gelecek yıl şansını yeniden denemek doğru bir seçenek mi? Artıları, eksileri ne olur?
Kişiye göre değişen bir konu, eğer öğrencimiz kendini hazır hissetmiyorsa ya da hayalini kurduğu, istediği bölüm için bir yıl daha çalışmayı istiyorsa bu seçenek kullanılabilir. Ama sınavdan kaçış, sınav endişesi vb. konulardan dolayı bu yol tercih ediliyorsa uygun olmaz diye düşünüyorum. Mezuna kalmak, yeni bir şans sunar, ancak bu kararın artı ve eksilerini iyi ölçmelisiniz. Artıları; daha iyi bir hazırlık süreci ve hedeflenen bölüme yerleşme şansı. Eksileri ise, bir yıl kaybetmek, motivasyon düşüklüğü ve sosyal çevre değişiklikleri olabilir. Bu durum kuşkusuz aile için maddi bir yük getirecektir. Elbette gelecek yıl da istediği sonucu alamama riski her zaman vardır. Bu kararı verirken, kendi hedeflerinizi ve psikolojik durumunuzu göz önünde bulundurmanız önemli. Ancak iyi bir planlama ve motivasyon şart. Dışsal baskılarla değil, kişinin hedefleri göz önünde bulundurularak karar verilmelidir.
YÖK son yıllarda “geleceğin meslekleri” diyebileceğimiz pek çok yeni program açtı? Oturmuş klasik bölümler mi henüz çok yeni olsalar da yeni açılan bölümler mi?
Son yıllarda dünyada hızlı bir değişim var, buna ayak uydurabilmek için yeni programlar açıldı. Bu programlar klasik bölümlerden türetilmiş, daha özel programlar.
Uzun süredir birçok mesleğin kaybolacağı ve yeni mesleklerin ortaya çıkacağı/çıktığı konuşulmaktadır, uluslararası raporlarda bu konu yer almaktadır. Yeni programlar açılırken istihdam karşılığı olmayan programlar da dönüştürülmektedir, dönüşüm de aslında geleceğin mesleklerine gençlerimizi yönlendirme çalışmasıdır.
Bu soru için de yine öğrencinin kendisinin karar vermesi gerekir, klasik ve yeni programlar birbirinin alternatifi değil. Her programın kendine özel güçlü yönleri var. Burada önemli olan öğrencinin kendi ilgi alanını, yeteneklerini ve hedeflerini bilerek karar vermesi.
Geleceğin mesleklerine yönelik açılan yeni programlar, değişen dünya dinamiklerine adapte olabilmemiz için önemli fırsatlardır. Ancak, oturmuş klasik bölümler de sağlam bir temel sağlar. Klasik alanların ve yeniliklerin bir arada değerlendirildiği bir bakış açısıyla, kariyerinize yön verebilirsiniz. Yapay zekâ, veri bilimi, siber güvenlik gibi alanlarda mezun açığı ve istihdam ihtiyacı giderek artıyor. Biz de bu yeni programların niteliğini artırmak için çalışıyoruz. Ayrıca, Yükseköğretim Kurulu olarak öğrencilerin uygulamalı eğitim, burs almasına imkan verecek işbirlikleri yapıyoruz ve mezuniyetlerinden sonra istihdamlarına imkan sağlıyoruz. Bu programların koşullarında gerekli açıklamaları da adaylara duyuruyoruz. Tüm bu alternatifleri de YÖK Atlas’ta yayımlıyoruz.
![]()
Son birkaç yıldır başvurular giderek azalıyor, sınava başvurduğu halde girmeyenler, tercih hakkı olmasına rağmen tercih yapmayanlar ve yine aynı şekilde üniversiteyi kazanmasına rağmen yeniden sınava girip bölüm değiştirenler artıyor. Sizce neden?
Daha önce de ifade ettiğimiz gibi artık üniversite okumak tek yol olarak görülmüyor. Mesleki ve teknik eğitimler, girişimcilik ekosistemleri, dijital sertifika programları, uzaktan eğitim ve farklı kariyer yolları gençler için birer alternatif haline geldi. Bu çeşitlilik, gençlerin daha özgür ve esnek kararlar almasına imkan tanıyor.
Biz de bu eğilimleri yakından takip ediyoruz. Özellikle Covid-19 salgını nedeniyle ülkemizde ve dünyada işyerine gitmeden uzaktan çalışma olanakları, ders ve sertifika alma imkanları arttı. Adayların bu imkanlardan yararlanarak kendilerine yükseköğretime devam etmeden yol haritası çiziyor olabilecekleri gibi programlar hakkında yeterli bilgiye sahip olmamaları, kariyer belirsizlikleri, ya da kendi hedefleriyle uyuşmayan yönlendirmeler yer alıyor olabilir. Bu nedenle mesleki rehberliğin ve kariyer danışmanlığının erken yaşta başlaması gerektiğine inanıyoruz. Ayrıca bazı adaylar daha üst hedefler için yeniden şanslarını denemek istiyor.
Aslında bu durum gençlerin artan bilinçle kendi kariyer hedeflerini sorgulamalarına ve daha iyi seçimler yapma yolunda adım atmalarıyla ilgili. Gençler, sadece bir diploma almak istemiyor; kendilerini gerçekten mutlu edecek ve tatmin edecek meslekler için çaba harcıyorlar.
TÜİK verilerine göre üniversite mezunlarının yüzde 56’sı öğrenim gördüğü alandan çok farklı bir alanda çalıyor. Pek çok çocuk da işsiz! Bu kervana katılmamak için nelere dikkat etmek gerekir?
Bu önemli bir veri. Mesleki uyumsuzluğun önüne geçmek için üniversite eğitiminin sadece akademik değil, uygulamalı ve sektörle iç içe olması gerekiyor. İş dünyasıyla iş birlikleri, staj imkanları ve kariyer merkezleri büyük önem taşıyor. Öğrencilerimizin yalnızca diplomaya değil, becerilere, deneyime ve bağlantılara da odaklanması gerekiyor.
Daha önce de ifade edildiği gibi üniversiteyi sadece bir meslek edinme olarak düşünmemek gerekir, bu nedenle öğrenim görülen alan dışında çalışmak mümkün.
Öğrencilik döneminde beceri geliştirmek, staj yapmak, sektörle temas kurmak ve kendini sürekli güncel tutmak önemli. Sektör tarafı nitelikli çalışan ararken diğer tarafta işsizlik konusu ortaya çıkıyor. Bir miktar iş beğenmeme, masa başı çalışma arzusu, devlet kadrolarında çalışma beklentisinden kaynaklı işsizlik ortaya çıkıyor. Bu bakış açısı bazı alanlarda yığılmaya sebep olurken bazı alanlarda iş gücü açığına sebebiyet verebiliyor.
Dünyada yükseköğretim alanında yaşanan hızlı gelişmeler; dijitalleşme, yapay zekâ, büyük veri, dijital sağlık ve tarım alanlarında günümüz ihtiyaçlarına uygun bir yeniden yapılanma sürecini başlattık.
Bu çerçevede; sektörlerin değişen ihtiyaçları, istihdam olanakları, yükseköğretim kurumlarının mevcut kapasite ve imkânlarını dikkate alarak bazı lisans ve ön lisans programlarında kapsamlı bir değerlendirme yaptık. İstihdama duyarlılığı azalan veya sektörel karşılığı zayıflayan programları ya kapatıp ya da dönüştürdük. Aynı zamanda dijital teknolojilerle uyumlu, nitelikli insan kaynağı yetiştirmeye yönelik yeni programlar açtık. Turkish Petroleum Off-Shore Technology Center A.Ş., Savunma Sanayi Başkanlığı, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, TMMOB Harita Mühendisleri Odası, İTKİP vb. kurumlarla yaptığımız iş birliği protokolleriyle öğrencilere burs imkanı, mezuniyetlerinde istihdam olanağı, sektörün ihtiyaç duyduğu alanda seçmeli ders alma imkanları sağlandı.
Dijital becerilerle donatılmış bireyler yetiştirmek için: mevcut programları güncelledik, dijitalleşme ve yapay zekâ gibi alanları entegre ettik. Bu kapsamda, sadece teknoloji alanında değil, aynı zamanda sağlık ve tarım gibi stratejik sektörlerde programlar açtık.
![]()
Barajı olan bölümlerde kontenjanlar dolmazsa, baraj indirimine gidilebilinir mi?
Türkiye’deki yükseköğretim programlarının kontenjanları; uzun dönemli planlamalar, ilgili alanlardaki istihdam ihtiyacı, öğrencilerin tercih eğilimleri ve doluluk oranları dikkate alınarak belirlenmektedir. Bu yaklaşım, yükseköğretimin ülke kalkınma hedeflerine uyumlu, verimli ve sürdürülebilir şekilde yönlendirilmesini amaçlamaktadır.
Baraj uygulamaları, bir denge sağlayarak kalitenin korunmasını hedefliyor.
Lisedeki “hormonlu notların sınav başarısını gölgelediğine yönelik çok ciddi iddialar var. YÖK ile MEB arasında bu konuda bir değerlendirme oldu mu? Yeni arayışlar söz konusu mu?
Eğitim sistemimizde şeffaflığı ve adaleti sağlamak en önemli hedeflerimizden biri. Bu bağlamda, YÖK ile MEB arasında sürekli bir iş birliği ve değerlendirme süreci yürütülmektedir. Eğitimdeki kaliteyi artırmak için yeni yöntemler ve değerlendirme kriterleri üzerinde çalışıyoruz.
Şu an için bir veli olsaydınız tercihler konusundaki konumunuz ne olurdu?
Aslında ben de bir veliyim ve bu süreçleri birkaç yıl önce yaşadım. Tercihler ana hatlarıyla sosyal, sağlık ve teknik alanları kapsıyor. Bu alanlardan hangisinin kendi özelliklerine uygun olduğunu tespit için çocuğuma yardımcı olur ve buna uygun bir tercih yapması için yönlendirme yapardım. Asla kendi hayallerimi veya beklentilerimi çocuğumun üzerine yüklemezdim.
Kendi hayat tecrübemle rehberlik ederdim ama son kararı çocuğumun vermesini desteklerdim. Çünkü gençler mutlu ve başarılı olacakları alanlarda daha istekli öğreniyor daha üretken oluyorlar.
Ailelerin önemli bir kısmı kendi beklenti ve arzularını çocukları üzerinde uygulamak istiyor, bunun doğru olmadığını düşünüyorum.
Sevgili gençler, her adımınızda cesur olun, araştırın ve kendinizi keşfedin. Geleceğiniz için en doğru kararı vermeniz dileğiyle.
Bu arada genç arkadaşlarıma soruların haricinde söylemek istediğim bazı hususlar var.
Üniversitede öğrenci olarak sorumluluğumuz ders dinlemek ve sınavları vermekten ibaret değildir. Bundan daha öte anlamlar taşır. Üniversite öğrencisinin ciddi sayılabilecek bir iş yükü vardır. Derslere iştirak etmek ve çalışmak, proje hazırlamak, okuduğu alanı yakından takip etmek, yabancı lisanlar öğrenmek, bulunduğu akademik çevreye uyum sağlamak, iş bölümü içinde ekiple hizmet etmek, dost ve arkadaş kazanmak, gönüllü olmak ve benzeri faaliyetleri yeri getirmek gibi bir dizi iş yükünü üstlenir.
İş dünyası sadece bilgi ve yetenek ile değil belki daha çok güven ile ayakta durur. Üniversite çağında bilgi ve becerilerimiz yanında bireysel ve sosyal ahlaki gelişim de üzerinde durmamız ve çalışmamız gereken vazgeçilmez bir konudur. Tevazu, cömertlik, cesaret, emniyet, diğergamlık, dürüstlük, sabır, sebat, azim ve gayret gibi hayatımızı anlamlı ve değerli kılacak vasıfları kazanmak için çalışmak hedeflerimiz arasında olmalıdır.
Bizi sosyal medyada takip ediyor musunuz?





