adscode

91 Yıllık Bir Aydınlanma Serüveni…

Genç cumhuriyetimiz henüz ürünlerini vermeye başlamıştı, Avrupa normlarını hedeflemeye, gerçekleştirmeye çalışmıştık ki, olmadı…

byomerorhan@gmail.com




 Kaçan bir trenin ardında baka kalmak gibi kaçırdığımız geleceğimize hüzünle bakar olduk.

“Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu,
Birinciliği beyaza verdiler.” demiş Özdemir Asaf.
 
Önce tiyatro sahneleri kapanmaya, heykeller yıkılmaya başladı sonra sanata destek yok denecek kadar azken artık “denecek” kısmı da kalmadı.

Bilimde geldiğimiz yeri anlamak için bilimsel çalışmaların kaynağı olan üniversitelere, akademisyen sayıları ile bunların hakemli dergilerdeki makale oranlarına bakmak yeterli.

Oysa kısıtlı ödeneklerle yokluk ve yoksulluk içerisinde yaşadığımız cumhuriyetimizin ilk yıllarında bile bilim insanı ve akademisyen yetiştirilmesi için büyük çabalar ve fedakârlıklar gösterilmişti.

Bilgi çağında devlet, bilimsel düşünce yapısına sahip çıkma konusunda çok daha fazla gayret göstermelidir. Yüz yıl önce elimizden uçup giden lale soğanına sahip çıkmak ve şimdilerde yetiştirmeye çalışmak mutlaka önemlidir; ancak onun öncesinde bilim insanı “yetiştirmek” çok daha fazla değer taşır.

Peki, fiber altyapı ile uçulan ve nano teknolojinin çağ atladığı günümüzde bilimsel gelişimin neresindeyiz?

Eskiden uzay çağı denirdi ama oraya gidileli de 30 yıl oldu.

En son, Hindistan’da Mars’ın yörüngesine uzay aracı yerleştirdi ama biz henüz hayalini kuracak durumda bile değiliz.

Cep telefonu ve bilgisayar teknolojilerine sahip olma ve tüketme anlamında öncüyüz ama hepsi o kadar. Maalesef teknolojiyi kullanarak katma değer yaratma anlamında henüz ortalıklarda yokuz.

Ulu Önder Atatürk’ün inşa ettiği genç Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında, kalkınma çabaları, yoktan var etme isteği ve azmi şimdi nerede? 50 yıl önce sadece bir tarım ülkesi olarak söz edilen ülke topraklarında yetişen mühendislerimizin, sıfırdan bir araba yapmaları bile bize çok görüldü! Projeye, geliştirilmesi için hiçbir şans tanınmadığı gibi apar topar rafa kaldırılması marifet sayıldı.

Tahıl ambarı olarak kabul edilen Anadolu’da zirai atılımlar beklenirken, her geçen gün geriye gidildi, bugün tohumun bile yurt dışından ithal edildiği duruma gelindi. Toprak reformu gerçekleştirilemediği için ağalık sistemi bir türlü değiştirilemedi ve teslimiyet giderek arttı.

Hayvancılığın tükendiğinin, yurt dışından ithalat yapıldığının şokunu henüz atlatmıştık ki, bugünlerde samanın da yurt dışından satın alındığını öğrendik. Ne yazık!

Yıllarca, binlerce yıllık tarihimize odaklandık ama yakın tarihimizi unutur olduk.

Emperyalist devletlerin sokaklarımızda devriye gezdiği, bir yerden bir yere giderken yolumuzun kesildiği, türlü sorulara maruz kaldığımız, güvenliğimiz, namusumuz ve değerlerimizin ayaklar altına alındığı günleri ne çabuk unuttuk!..

Kaynaklarımızın talan edildiği ve sanat eserlerimizin hediye olarak sunulduğu günler çok mu geride kaldı?

Bu ülkenin geleceğine hizmet edecek binlerce gencimizi ve aydınımızı İstiklal Savaşı’mızda yitirdiğimizi hiç mi hatırlamıyoruz? Artık bunun önemi kalmadı mı?

Günümüzde artık savaşlar cephelerde değil, masa başında, kapalı kapılar ardında gerçekleştirilmektedir. Yayılmacılar ile birkaç büyük para sahibinin yönettiği bu süreçte hedef, yer altı ve yer üstü kaynaklarına sahip ülkelerdir. Bu tür zenginliklere sahip olmayan ülkeler bile rahat bırakılmamakta, oralarda da karışıklık yaratılarak insanlar kendi içlerinde veya komşuları ile çatışır hâle getirilip bundan kazanç sağlanmaktadır.

Vatan toprakları üzerinde oynanan ya da oynanacak oyunlarda yer almamak için tam bağımsızlık şarttır. Bunun için geçmişi hatırlamak, hatalardan dersler çıkartmak gerekir. 
İşte bize bu bilinci veren ve yol gösteren; Ulu Önder Atatürk ve bağımsızlık için mücadele eden arkadaşları olmuştur.

Kendisine teklif edilmişken monarşi yerine evrensel kültür ilkelerine dayalı cumhuriyeti seçen ve tüm dünyanın önünde saygıyla eğildiği Mustafa Kemal Atatürk ve onun yanındaki yürekli insanların kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin bu yıl 91. yılı.

Sizlerle, sorulması gereken yüzlerce sorudan sadece birkaçını paylaştım. Aydınlanmak ve geleceğimize sahip çıkmak için de soruların yanıtlarını bir an önce bulmanızı diler, Cumhuriyet’e Bayramı’nızı en içten dileklerimle kutlarım.

Ömer Orhan

Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)