adscode

Bir delinin güncesinden…

Ne zamandan beri hayattayım, bilmiyorum. Aslına bakarsınız yaşıyor muyum, yaşamıyor muyum onu da bilemiyorum. Ancak herkesin benim gibi yaşamadığını iyi biliyorum.

byomerorhan@gmail.com




 Bence bir sakıncası yok ama onlara göre deliyim.

Eskiden çok okurdum ama sonra birileri kitapları toplattı. Neden diye sorduğumda sakıncalı dediler. Okumanın ne sakıncası vardı anlayamadım. Sordum. Sen anlamazsın, delisin, dediler. Ne kadar zaman geçti bilmiyorum, yönetenler değişmişti, bu sefer farklı görüştekiler kitapları toplattığında yine sordum neden diye, sen anlamazsın, dediler. Yahu bırakın okuyayım da belki “anlarım” dedim, dinlemediler.

Bir gün çöpe atılmış bir poşet içinde liseye ait ders kitapları gördüm, aldım. Günlerce okudum ama bir sürü karmaşık şey vardı ve çoğunu anlamadım. Ben anlamıyorum ama belki gençler anlıyordur diye onlara bu kitapları neden okuyorsunuz diye sordum. Bilmiyoruz, okumamızı istiyorlar dediler. Neden dedim, cevap veremediler. Mahallenin en saygı duyulanlarına sordum, “Gençler neyi neden okuduklarını bilmiyorlar.” dedim. Sen anlamazsın, dediler.

Her sabah okula giden çocukları izledim. En küçükler koşa koşa gülerek eğlenerek giderken yaşları büyüdükçe suratlarının asık ve mutsuz olduklarını gördüm. Hayırdır, çocuklar büyüdükçe neden mutsuz oluyorlar, okul korkunç bir yer mi diye sordum, sen anlamazsın, dediler.

Uzun yaz gecelerinde içinde huzur bulduğum, her türlü meyve ağaçları ile kaplı bir bahçe vardı mahallemizde. Bir gün koca koca gürültülü makinelerle yerle bir ederek tüm ağaçları yok ettiler ve yerlerine binalar diktiler. Ağaçlar artık meyve vermeyecek miydi, neden kestiniz diye sordum. Sen anlamazsın, dediler.

Günler geçti mahalle kalabalıklaştı. Her gün fırına giderek bolca ekmek alanlar, ertesi gün poşetlere koydukları ekmekleri çöpe attılar. Sabahın erken saatlerinde işe gidip çalışanların kazançlarını çöpe atmalarını anlamadım. Ben de çöpe atılan ve henüz bozulmamış yiyecekleri aldım ve sokaktaki hayvanlara dağıttım. Delidir ne yapsa yeridir, dediler.

Bir gün yanıma mahallenin gençlerinden biri yanaştı ve bana, bir kıza âşık olduğunu söyledi. Uzun ve karmaşık cümlelerle bir şeyler anlattı. Bunları bana neden anlattığını da anlamadım ama aylar sonra bir gün onun sevdiği kızla evlendiğini gördüm. Birkaç ay sonra da sokak ortasında kavgalarına şahit oldum. Bu nasıl bir sevgi ve aşktı anlamadım. Sorduğumda da sen anlamazsın, dediler.

Şimdilerde sorularımı bir yerlere not etmeye başladım. Nasıl olsa kitapları çöpe attıklarına ve yaktıklarına göre değersizdir, benim için de bir kitap basarlar diye düşündüm hatta kitabın adını bile bulmuştum: “Akıllıların dünyasında delice sorular” Çok güldüler ve sen delisin, dediler.

Uzun zamandan beri anlamaya çalıştım ama ne ben onları anladım ne de onlar beni anladılar. 

Ne anlamak ne de anlaşılmak için bir ümidim yok artık. Ne kadar daha yaşayacağımı da bilmediğim için “sadece ve sade yaşamaya” devam edeceğim.

Ömer Orhan


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)