adscode

Biri kültür mü dedi?

Biri kültür mü dedi?

byomerorhan@gmail.com




Birçok etnik kökenden insanın emeği ile şekillendirilen ve nesillere miras bırakılan kültürel zenginlikler, içerisinde, zanaatı, sanatı, paylaşımı, duyguları ve değerleri barındırır. Bunlar yüzlerce yılda, emekle, sevgiyle ve saygıyla oluşur. Zorla, zorbalıkla ve dayatmayla oluşturulan/oluşturulmaya çalışılan kültürler ise duygusuz, estetikten uzak, sığ ve tatsızdır.

Bu durum sadece fidan dikerek bir orman yaratılacağı yanılgısı gibidir. Ağaçlarla kaplı bir alan, içerisindeki canlılarla birlikte tümüyle var olduğunda orman oluşur. Eğer içerisinde doğal yaşamı meydana getiren canlılar yoksa ve bir ekosistem oluşmamışsa buna orman denmez. Bu benzetmeden yola çıkarsak, bir şehir kültürü de içindeki bütün değerleri var olduğunda zengin bir kültür olur. Birini ya da birkaçını kopartıp attığınızda geriye kalan sadece bir insan kalabalığıdır.

Kültür: Tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları yaratmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünüdür. Bu bütünün içerisinde, toplumsal yaşamın dil, düşünce, gelenek, işaret sistemleri, kurumlar, yasalar, aletler, teknikler, sanat yapıtları gibi her türlü maddi ve tinsel ürününü yer alır.

Bu tanıma göre tüm insanlar kültürlüdür! Ancak hangi kültür? Ne kültürü? Bu durumda görece olan kültür için toplumsal olarak ortak bir nokta yakalanmalı ya da olabiliyorsa yaratılmalıdır. Böylece belki de birçok farklı kültürden ortak bir kültür ortaya çıkartılmış olur.

Günlük dilde “kültürlü olmak” bilgili, görgülü, incelikli olmak anlamına gelir. Kültürlü kişi uygarlığın nimetlerinden bilinçli olarak yararlanan, eğitimli kişidir.

Dışarıdan bakıldığında anlamlı bir tanımlama daha ancak bu şekilde yaşamayan insanlar için kültürsüz diyebilir miyiz? Diğer taraftan bakıldığında da yukarıda tanımlanan kültürlü kişi ne biliyor? Hangi görgüye sahip, kimin görgüsü bu? Bu düşünceyi iki farklı kutup olarak düşünürsek her zaman bir taraf diğeri için kültürsüz olur. Buradan yola çıkacak olursak belki de kültürsüz demek yerine farklı kültürlerin varlığını öncelikle kabul etmek sonrasında da buna saygı duymak doğrusu olacaktır. Elbette bu zor bir kabul olabilir. İnsan, bunu kabul etmek istemeyebilir ama biraz empatik yaklaşımla üstesinden gelecektir.

* Kültür kavramı antropologlar tarafından ilk defa, 19. yüzyılın sonlarında geliştirildi. İlk açık ve kapsamlı tanımlama İngiliz antropolog Sir Edward Burnett Tylor’a aittir. Tylor, 1871’deki yazılarında kültürü, “kişinin, toplumun bir üyesi olarak kazandığı bilgi, inanç, sanat, hukuk, ahlak, adet, gelenek, alışkanlık ve yeteneklerin karmaşık bütünü” olarak tanımlar. Tylor’ın döneminden beri kültür tanımları hızla çoğalmış ve çeşitlenmiştir. 1950’lerde Kuzey Amerikalı antropologlar A.L. Kroeber ve Clyde Kluckhohn birlikte bir akademik alanyazın taraması yaptılar ve yüze yakın kültür tanımına ulaştılar. Yakın dönemde yapılan tanımlar, gerçek davranışla bu davranışın ardında yatan soyut değerler, inançlar ve algılar dünyasını birbirinden ayırma eğilimindedir. Başka bir şekilde, kültür gözlenebilir bir davranıştan çok daha derinlerdedir. Kültür, bir toplumun ortaklaşa sahip olduğu ve üyelerine yaydığı, davranışa yansıyan, o davranışı yaratan ve yorumlamada kullanılan görüşler, değerler ve algılardır.

Sözcük olarak kültür, Latince Cultura’dan gelmektedir. Cultura ise inşa etmek, işlemek, süslemek, bakmak anlamlarına gelen Colere’den türetilmiştir. Felsefi olarak kültür, insanlık tarihi boyunca farklı şekillerde değerlendirilmiş ve tanımlanmıştır. Elbette bunda, gelişen ve değişen sosyal yaşam etkili olmuş, medeniyet görece olarak kültürlere şekil vermiştir.

Kültür çeşitlendirildiğinde, maddi ve manevi kültür, alt kültür, postfigüratif  kültür ve prefigurative kültür olarak birkaç başlık altında toplanmaktadır.

**Basit olarak açıkladığımızda; maddi kültür, bir kültürün üyelerinin yarattığı, ürettiği, kullandığı ve paylaştığı her türlü maddi şey diyebiliriz.

Manevi kültürü ise toplumların örf, adet, gelenek, görenek, ahlâk kuralları, inanç ve ideolojileri oluşturur.

Toplumda ana kültürün bir parçası olmasına rağmen ana kültürden farklı, kendine özgü değer yargıları, gelenekleri, normları, hedefleri, yaşam biçimleri bulunan kültür öbeklerine alt kültür denmektedir.

Postfigüratif kültür, M. Mead’ın, çocukların ağırlıklı olarak ebeveynlerinden, büyük anne ve babalarından ve diğer erişkinlerden öğrendiği bir toplum veya kültür için kullandığı terimdir.
Prefigüratif kültür, M.Mead’a göre, erişkinlerin çocuklardan öğrendiği bir toplum veya kültürdür.

Kültür bir renktir. Yüreği kocaman insanların görebileceği bir renk! Farklılıklara saygı gösterildiğinde ve kimsenin ötekileştirilmeden olduğu gibi kabul edildiğinde görülebilecek inanılmaz bir renk! Renk ise ışıktır. Işık da yaşamı aydınlatır. Aydınlık ise karanlığın korkulu rüyası ve yol göstericidir.

Binlerce yıllık bir tarihe sahne olmuş Anadolu topraklarındaki kültürel zenginlikleri koruyan ve yaşatan insanlardan,  çok şey öğrenilmiştir. Farklı kültürden insanların, birbirlerine karşılıksız açtıkları evlerinde kendi kültürlerine ait yemeklerini sunmuş, düğünlerine davet ederek kendi müziklerinde danslar etmiş ve kötü günlerinde de yine yan yana durarak kendi inançları doğrultusunda dua etmişlerdir. Binlerce yıl boyunca hoşgörünün egemen olduğu topraklarımızda her türlü kültürel zenginlik büyük mozaik panonun bir parçası olarak düşünülmüş ve yıllarca korunarak, muhteşem Anadolu Kültürü günümüze taşınmıştır. Bunun temelinde ise saygı vardır.

Ülkemiz, coğrafi konumu ve bugüne kadar yaşattığı değerlerinden oluşan kültürü ile dünya için gerçek bir mirastır. Bu mirası yaşatarak, bu zenginliğe sahip çıkmak da ayrı bir kültür sorunudur. Eğitimciler ve tüm aydınlar başta olmak üzere bu herkes için bir görev ve sorumluluktur.

 “Okyanus ne kadar büyük olursa olsun, insan yalnızca kabı kadar su alabilir.” Demiş Mevlana. Herkesi kucaklayacak, kabul edecek, saygı duyacak kocaman yürekli insanlara olan ihtiyacımız, dün olduğundan fazladır.
Ömer Orhan
 
* Haviland, William A. (2008). Kültürel Antropoloji. Çeviri: İ. Deniz Erguvan Sarıoğlu. İstanbul: Kaknüs Yayınları, s.103.
**Selçuk Budak, Psikoloji Sözlüğü, Bilim Sanat yayınları, 2003

Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)