adscode

Bunları biliyor musunuz?

“Komşun açken tok yatamazsın.” demiş atalarımız. Güzel söylemişler de, komşuluk kalmadı.Kimse kimsenin umurunda değil. Empati kitaplarda sadece. Duygusal olmaksa zayıflık gibi görülmeye başlandı!

byomerorhan@gmail.com




Bütün ilişkilerde bir profesyonellik almış başını gidiyor, sormayın.

Çocuklar anne-babasını, ebeveynler çocuklarını, gelin kaynanasını, kaynana gelinini, damat ise her ikisini idare edip gidiyor!

Samimiyet? Profesyonel tarlalara ekilen tohumlara göre yeşeriyor. Mahsul ise giderek azalıyor.

Suni gübre kullanılıyor ama nafile, o da tarlayı öldürüyor!

Yalnızlaşan insanın tek dostu kendi olmaya başladı. Şu an için kendi ile mutlu görünse de insan sosyal bir varlık ve sosyalleşmek zorunda. 

Lafta sosyaliz elhamdülillah… Sosyal ağlarda gördüklerimize üzülüyor, imza kampanyalarına katılıyoruz. Yardım isteyenlere de en kolayından bir SMS yolluyoruz. İşlem tamam!

Herkes rahatını bozmadan hayır hasenat işlerini halleder oldu. Gelişmiş ülke olmak böyle bir şey olsa gerek, şehirlere gökdelenleri diktikçe kerpiç evleri unutuyor, kentsel dönüşümle kardan, çamurdan kapanmış yolları hatırlamıyoruz. 

Bir yandan tablet dağıtırken diğer yandan okulu olmayan, okulu olsa da okulunda elektriği, suyu, sırası bulunmayan bölgeleri görmüyoruz. 

Halkın birinci derece ihtiyacı olarak ibadethaneleri düşünürken okullara olan ihtiyacını aklımıza bile getirmiyoruz.

Bırakın okullarda kütüphane olmayışını, kitabı olmayan okulların çokluğunu ise bu okullarda birer nefer gibi görev yapmaya çalışan öğretmenlerin çığlıklarından duyuyoruz. 

“Taşıma suyla değirmen dönmez.” demişler ama bırakın değirmeni, bizim taşımalı eğitim bile yaptığımızı görememişler. 

Çocukların düşünmediğinden yakınırken okullarda felsefe, sosyoloji, mantık derslerini neredeyse hiç okutmuyor, sanat derslerinde test çözdürerek yeni neslin yaratıcı olmadığından hayıflanıyoruz.

Deneme! Yanılma! 

Yanılmaktan korktuğumuzdan olsa gerek, çocukları da bilimsel düşünce yapısı ve deneylerden uzak tutuyoruz. Laboratuvarları olan okullar olsa bile onların da malzemeleri ya yok ya eksik! Böylece tehlike de yok!

Oysa ezberci, sorgulamayan ve dogmatik anlayışla yetişen çocuklar için yaşam çok daha fazla tehlikeyi içinde barındırır. Koşulsuz kabul ve itaat etmeyi öğrenen bir çocuğun ileride hayal etmesi de beklenemez.

Unutmayalım ki eğitimin temel koşulu meraktır. Merakın canlı tutulması için yaşamla örtüşen uygulamalar hayata geçirilmelidir. 

Her birey en yakınındakinden başlayarak tüm yetkililer, sivil toplum kuruluşları da maddi ve manevi güçlerini sarf ederek geleceğimiz olan çocukların eğitimine samimi olarak sahip çıkmalıdır. 

Öncelikler saptanırken genellik ve eşitlik, ferdin ve toplumun ihtiyaçları, yöneltme, eğitim hakkı, fırsat ve imkân eşitliği, süreklilik, Atatürk İnkılap ve İlkeleri ve Atatürk Milliyetçiliği, demokrasi eğitimi, laiklik, bilimsellik, planlılık, karma eğitim, eğitim kampüsleri ve okul ile ailenin iş birliğine ve her yerde eğitime özen gösterilmelidir. Ben demiyorum, 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu söylüyor.

Önümüz kara kış ve kaloriferi olmayan, kaloriferi olsa da yakıtı bulunmayan okullarımız olduğu gibi hâlen soba ve “taşımalı” yakıtla ısınan “taşımalı” öğrencilerimiz olduğunu biliyor musunuz?

Komşumuz açken tok yatıyor muymuşuz?

Ömer Orhan

Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)