adscode

Dershaneden okula…

Türkiye’de özel okulların oranı %3 olarak bilinmektedir. Genelde, bu oran bile oranından büyük tartışmalara konu olmuştur.

byomerorhan@gmail.com




Özel okulların öğrenci alım süreçleri, uyguladıkları programlar, olanakları, eğitim ücretleri ve bursları, kamuoyunda konuşulmuş ancak başarıları her zaman genel başarı içerisinde gösterilmiştir. Ayrıca, devletin üzerindeki eğitim yükünü sırtlanmaya çalıştıkları da çoğu zaman unutulmuş veya pek önemsenmemiştir.

Yabancı okullar ile birkaç vakıf okulunun dışında yok denecek kadar az olan özel okulların sayısı, 1980 sonrasında artmıştır. Her zaman kendilerini anlatmak ve birilerini ikna etmek zorunda kalan okullar, bu oransal azlıkları yüzünden de genelde öteki olarak görülmüştür.

Oysa tamamıyla “Millî Eğitim Sistemi” içerisinde yer alan bu okulların, eğitimin kalitesini yükselterek, başarılı olmaktan başka amaçları olmamıştır. Eğitimin kalitesini arttırmak ise dünyanın her yerinde pahalıya mal olmaktadır.

Bir yandan özel okul sayıları artarken diğer yandan da sürekli değişen eğitim sistemleri ile birlikte yükseköğretime giriş, öncelikli hedef olarak görülmeye başlanmıştır. “Kapağı üniversiteye atmak” deyimi bile bir şekilde dilimize yerleşmiştir. Toplumun ihtiyaçları doğrultusunda insan yetiştirmek yerine, kontrolsüz olarak bir üniversiteye girme telaşı tüm benlikleri sarmıştır. Bu kadar arz olursa elbette bunu karşılamak isteyecek birileri de olacaktır. İşte tam bu noktada dershaneler Türkiye’nin gündemine yerleşmiştir.

Öyledir, böyledir, gereklidir, gereksizdir derken yaklaşık 25 yılda ülkenin her köşesinde 4.000’e yakın dershane açılmış, bugün 5580 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Yasası’nda yapılan değişiklikle dershanelerin kapatılması gündeme gelmiştir. Ancak diğer yandan da dershanelerin okula dönüşebileceğinin önü açılmıştır. Millî Eğitim Bakanlığı yaptığı ve yapacağı düzenlemelerle bu uygulama için kolaylıklar sağlamaya çalışmaktadır. Bundan sonra dershaneler yerine her yerde küçük küçük okullar olacak ve böylece özel okul oranının %20’lere veya daha yukarılara çıkarılması sağlanacaktır. En azından şimdilik planlanan bu…
Dershanelerin okula dönüşümü için standartlar ve şartlar belirli bir süre için hafifletilecekmiş gibi anlaşılmaktadır. Bu şekilde dershaneler de 4 yıl sonra başka bir binaya geçmek koşuluyla ve alacakları teşviklerle hâlihazırda bulundukları binalarda sadece bir kademe için öğretime başlayabilecek gibi görünüyorlar.

Buraya kadar anlaşılabilir gibi görünen yeni uygulama oldukça fazla soruyu da beraberinde getiriyor. Şartları uygun olmayan, okul olmaktan çok uzak binalarda, eğitim öğretime başlanacak olunursa, buralarda eğitim alacak çocuklar ve gençlerin 3-4 yılı ne olacak?

Bu çalışmalar sonucunda rekabet ortamının yaratılacağı, bunun da kaliteyi arttıracağı düşünülmektedir. Teorik olarak gerçekleşebilecek gibi görünen bu durumda eğitimin kalitesini arttırmak için başlatılan süreçler maalesef tersine de dönebilir.

Yüksek rekabet ve hırs, eğitimde çok iyi yönetilmesi gereken sorumlulukları ve süreçleri de beraberinde getirir. Oysa eğitim öğretimde, rekabetten çok, özellikle paylaşıma ihtiyaç duyulmaktadır. Umarım eğitim işine girenler, bu işi sadece bir işletmeci bakış açısıyla ele almazlar.

Ömer ORHAN

Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)