adscode

Eğitimli insandan seçkin yaklaşımlar!

byomerorhan@gmail.com




İçgüdülerinin olmadığını düşünecek olursak, eğitimin insan hayatındaki önemini çok daha iyi görürüz. Hayatta kalma başarısını göstermek, sosyalleşmek ve “insan” olmak için gerekli tüm değerler kendisine öğretilir. Elbette bu eğitimin bir standardı olmadığı gibi verilenle alınan eğitim de aynı değildir.


Toplumsal yapı, kültür, kişilik ve alışkanlıklar gibi birçok etken de alınan eğitimin kalitesini ve etkisini değiştirir. Ayrıca ne verilirse verilsin insan almak istediği kadarını alır.

Peki, aldıktan sonra ne yapar? Bunu yaşamına nasıl taşır?

Unutulmaması gereken şu ki; alınan eğitim, mutlaka bunu alan kişinin yaşam deneyimlerinden geçerek süzülecek ve her insanda farklı bir iz bırakacaktır.

Doğayı tanımak, sayıları ve ölçmeyi öğrenmek, psikoloji, sosyoloji, edebiyat ve sanat ile etik değerleri anlamak işin temelidir. Bundan sonrası ise biraz ilgi ve hayatın kalanında yapılması planlanan düşlere göre belirlenir. Eğitimdeki kullanıma göre temel eğitimini almış insan, eğer şanslıysa ya da akılcı davranırsa geleceğine şekil vermek için meslek seçimine göre eğitiminin kalan bölümüne devam eder.

Hayatının en yaratıcı yıllarını eğitim öğretim süreçlerinde harcayan insan için yaşamdan aldıklarının karşılığını verme zamanı gelmiştir artık… Kariyerinin basamaklarını hızlı adımlarla çıkma hayallerini kurarken, eğitimine “uygun” bir sosyal çevre yaratmayı da ihmal etmez. Elbette bu çevre olabildiğince uygar ve “diğerlerinin” dâhil olmadığı bir çevredir! Ancak insanın unuttuğu ve gelecek günlerinde karşısına çıkacak olan bu “elitist” yaklaşımın da bir faturası olacaktır. İnsanın bu kapalı tutumu ve ödeyeceği fatura onun gelecekte düşlediği yaşama ve kendi geleceğine gölge düşürecektir. Her ne kadar okul sıralarında üstlendiği sosyal sorumluluk projeleri ile toplumun yaralarını sarmaya, onu anlamaya çalışsa da bu konudaki samimiyeti son derece önemlidir. Yani, ister eğitimli ister eğitimsiz olsun, toplumun tüm kesimlerini kucaklamaya çalışmanın bir kültür olduğunu anlamadıktan sonra gerisi boş…

Aldığı eğitimi içselleştirememiş insanlar, kendini toplumun genelinden farklı bir seviyede görür. İşte bu düşünce, hayatının da kalanını etkileyecek olan büyük bir yanılgı olacaktır.
Kendini toplumun üstünde görerek, kurduğu “seçkin” dünyada yaşayıp, bu elit kulübe kolay kolay kimseyi layık görmemek, insanın kendi mahkûmiyetini de onaylamasından başka bir şey değildir. Bu insan, yaşamla ilgili tüm deneyimlerini kendi gibi insanlarla birlikte edinerek, sosyal medyada belki de hiç okumadığı yazarların sözlerini paylaşarak, karşı olduğunu ifade ettiği sınıfsal farklılıkları da beslediğini görmeyecek kadar körleşir.

Tabelasında tek bir Türkçe sözcük bulunmayan kafelerde siparişini verirken “akıllı telefonundan” 140 karakteri geçmeyecek beylik bir sözü paylaşmanın verdiği mutlulukla ve ülkesi için sorumluluğunu yerine getiren bir vatansever iç ferahlığıyla kahvesini yudumlar. Hele yazmış olduğu sözün birileri tarafından beğeniliyor olması veya başkaları ile paylaşılması yaptığı “ulvi” işin de karşılığıdır. Artık, gönül rahatlığıyla kimyasal aromalarla lezzetlendirilmiş kahvesini içerken egosunu da şişirir…

Oysa ne sorumluluklar bu kadar hafife alınabilir ne de yaşam bu kadar basite indirgenebilir.  

Aldığı eğitimin kendisine her şeyi eleştirebilecek bir ayrıcalık sağladığını, yapılanları beğenmeyecek bir hak verdiğini düşünecek kadar aymaz davranış göstermek, eğitimi içselleştirenler için kabul edilemez.

Toplumu daha iyi bir kültürel seviye ve sosyal yapıya taşımanın önemli olduğunu savunan “eğitimli insanların” topluma yanaşmaması, ona kulak vermemesi ve egosunun esiri olması ironik bir durumdur.

İnsanın aldığı eğitimin kalitesi ve değeri, onu diğer insanlarla paylaştığında bir anlam taşır. Toplumla paylaşılmayan bir eğitim ise değersiz ve anlamsızdır.
 
 
 
 
 
 

Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)