adscode

Egoma dokunmayın!

byomerorhan@gmail.com




İnsan, diğer canlılar içerisinde tek düşünen ve en akıllı olandır. En azından insan böyle söylemektedir; ancak hiçbir canlı henüz bunu onaylamamıştır. Bundan sonra da herhangi bir canlı bunu onaylar mı bilinmez ama insanın varoluşundan beri davranışlarında olumluya giden bir seyir olmadığı da ortadadır.

Sahip olma dürtüsü o kadar kuvvetlidir ki maalesef vazgeçmeyi bilememiştir. Tarih boyunca birçok bilim insanı bu konuya kafa yormuş, makaleler, kitaplar yazmış olsa da durum değişmemiştir. İnsanlar, anlamak istediklerini anlamış, işine gelmeyenden uzak durmuştur. Kendini sürekli güçlü gösterme çabası içinde olan insan, bunun için birçok alan yaratmıştır. Maddi zenginlik en bilindik olanıdır. Para ve servet, güç olarak anlamlandırılmış ve kabul edilmiştir. Bu öyle güçlü bir zehirdir ki insanın beynine yerleşti mi bundan kurtulmak neredeyse imkânsızdır.

Zenginlik, sosyal statü ve üstünlük hissini de beraberinde getirir. Sonuçta birçoğuna göre para her şeyi ”satın” alabilecek bir güçtür! Bir kez elde edildi mi, uğruna çok şey yapılır veya çok şeyden vazgeçilebilir. Peki, maddi olarak gelinen noktayla birlikte, ruhsal, düşünsel ve kişilik anlamında yarattığı etkiye ne demeli? Zenginlik kabartma tozu gibidir, insanın egosunu da geliştirir ve kabartır. Gözle göremediğiniz bir şeyin bu kadar şişip büyüyebileceğini, insanların üzerinde etki yaratacağını başka bir canlıda görme şansınız da yoktur.

Egonun büyümesinin en önemli nedenlerinden biri de “makamdır”. Hakkıyla gelinen makamların “hakkını” vererek, genel anlamda diğerlerine bir gönderme yapmadan geçmek olmaz. Makamı elde etmiş, koltuğunu doldurmuş, diğerlerinden farklı olan yukarıda sözü edilen ve ayırt edilen, o “muhteşem” insandan söz etmeden nasıl geçeriz. Tümüyle bir başarı abidesi! Makamı için ne badireler atlatmış, görüşmeler yapmış, kendini her konuda nasıl da ikna etmiş ve koltuğa oturmuştur. Bundan sonra zaferin tadı çıkartılmalı, talimatlar verilmeli, haddi aşanlara had bildirilmelidir. Öte yandan kendisine minnet duygusunu dile getirenlere zaman ayırmalı ve egosunun şişirilmesine izin vermelidir. Yapılacak çok iş vardır!

İster malı, mülkü ve satın alma gücüyle olsun isterse makamı ile olsun bu tür davranış sergileyenlerin kullandıkları dil, “ben” dilidir. Asla biz diyemezler ama o kadar çokturlar ki, bu davranış biçimi için bir “izm” bile geliştirmişlerdir, egoizm... Ancak çalışan, emek veren, ter dökenlerin böyle bir izmleri olmadığı gibi egolarını şişirecek fırsat ve alan da bulamazlar.

İşin en kötü tarafı tanımları yapanlar, kuralları koyanlar, prosedürleri belirleyenler de yine onlardır. İşi ne kadar prosedürlere uygun yaptığını açıklamak, kendini anlatmak zorunda kalanlar ise diğerleridir. Ancak akıl dışı yaklaşımlarla her zaman haklı olanlar, elbette gücünün zirvesinde olanlardır. Bu kadar şişmiş egonun arasında kendi egona yer bulmak elbette imkânsızdır.

Birileri mutlaka gücünü yitirenlerin yerini alacak, bunun için ne gerekiyorsa yapacaktır. Yaptığı işin ne kadar doğru olduğunu kendi vicdanına, yüreğine ve aklına anlatacak, kendini ikna edecektir. İnsanoğlu var olduğundan beri bu durum var olmuştur ve bundan sonra da var olacaktır.

Hangi meslek grubunda olursa olsun, bu yaklaşım mutlaka sergilenmektedir. Bu, insanın hamuru ile ilgili bir şeydir. Kimisinin hamurunda “ego” biraz fazla kaçmıştır.

Makamını, zenginliğini ve gücünü bir kenara bıraktığında geride kalan sensin! Yaşama kattığın değerler ve hak ettiğin için saygı görmelisin. Eğer böyle değilse, oturduğun koltuğa gösterilen saygı için her kalktığında kendisine teşekkür edebilirsin.

“Başakların, içi boşken başları diktir, içleri doldukça başları eğilir.”

Ömer Orhan


 

Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)