adscode

Geldim, gördüm, yendim! Bakış açısı…

Günlük yaşamda olup bitenlerle ilgili her insanın görüşü, düşüncesi, algısı ve bakış açısı farklıdır. Farklıdır çünkü hepsinin yaşam deneyimleri de aynı değildir.

byomerorhan@gmail.com




Roma İmparatoru Julius Sezar, Pompei’de Pontuslu Pharnaces’i yenerek kazandığı savaş sonrasında, senatoya bir mektup gönderir. Mektubuna “Veni, Vidi, Vici.” diye yazarak zaferini özetler. Mektup, bilgi amaçlı olmasından çok, derin bir anlamı da içinde barındırır.

Günümüzde şahit olduğumuz entrikaların MÖ 80’li yıllarda da yaşandığını biliyoruz. Kral olmak, imparator olmak, o zaman da yeterli değildi. Hatta o mevkiye erişmekten çok orada kalmak daha fazla çaba gerektirirdi.
Bir imparator için bile herkesi memnun etmek, “doyurmak” önemliydi. Ancak söz konusu olan “asiller” yani burjuva sınıfı olunca hem doyurması imkânsızdı, hem de ikna etmesi… Elbette “Tok ağırlamak zordur.” diye boşa söylenmemiştir. Yani yüce imparator Julius Sezar bile birilerini ikna etmek, kendini anlatmak zorunda kalmıştır! İşte, geldim, gördüm, yendim (veni, vidi, vici) dediği mektubunda, farklı bir bakış açısına göre aristokratlardan oluşan senatoyu bir anlamda küçümsemekte, onlara bir mesaj vermektedir.

Bakış açısı!..

İnsan görmek istediği şekilde bakar. Çoğu zaman gözünün önündeki gerçekliği görmez veya bunu farklı algılar. Bunda, insanın deneyimlerinin ve ön yargılarının müthiş bir etkisi olduğu kesindir. Beyin yanılmaya ve yanıltılmaya çok uygun olduğu için tarih boyunca illüzyon yapan “sihirbazlar” ile halkı yönetenler, istedikleri algıyı yaratmışlardır.

Yani kim olduğu hiç fark etmez, Julius Sezar ve günümüz toplum yönetiminde görev alanlar veya bir öğretmen de farklı bakış açılarına göre algıyı değiştirebilir.

Öğrencilerin sahip oldukları ya da olmadıkları bilgiye ön yargı ile yaklaşmadan, bilgi ve becerileri ne olursa olsun, onlara başarılı olacakları inancını verdikten sonra gerisi kolaydır.

Nasıl ve neden bir insanın başaramadıklarından yola çıkılır? Bunu bir türlü anlayamam… Yani 100 üzerinden 90 almış bir öğrenciye öğretmeni ya da ailesi neden yüz alamadığını veya neleri yanlış yaptığını, neden yaptığını sorarak lafa başlar. Örneğin 40 alanın da neden daha yüksek almadığı sorgulanır. Ancak aile ve çocukları değiştirme şansımız olsaydı tepkiler ve bakış açıları da eminim farklı olurdu. Yani sürekli 40’lı notları gören bir aile 90 alan çocukları için nasıl bir tepki verirdi?

Ebeveynler başarı konusunda “doymak” bilmez. Yani çocuğu motive etmek adına mı yoksa salt bir değerlendirme yapmak zorunda oldukları için mi bilinmez ama böyle davranılmazsa bir gevşeme olacağının düşünüldüğü kesindir.

Aman dikkat! Başarılı olduğunu söylersem maazallah çocuk gevşer, mevşer.

Birisi Ay’a gitse neden Mars’a gitmedi diye düşünen de çıkar, bir sanat eseri karşısında durup, aynısını kendisinin yapabileceğini söyleyen de.

Bakış açısı işte…

Ve bu bakış açısının değişmesi şart.

Unutmayalım ki, geometride açılar değiştiğinde tüm hesaplar da değişir. Bu anlamda kişileri, olayları ve şartları göz önüne alarak değerlendirmeyi buna göre yapmak, yaşamla ilgili olası bir “hesap hatası”ndan bizi koruyacaktır.

Ne var ki, öyle ya da böyle şu sorgulama konusunda kantarın topuzunu kaçırdığımız malumdur. Sürekli uçlardayız, ya çok sorguluyor ya da hiç sorgulamıyor, işin peşini bırakıyoruz. Saldım çayıra Mevla’m kayıra durumu.

Mevla’m kayırır kayırmasına ama önce anne-babalar ve biz eğitimcilerin bakış açılarımızı değiştirmemiz gerekiyor. Farklı bakabilmeyi, değişik görüşleri anlamak için çaba göstermeyi, onlara saygı duymayı biz başardığımızda çocuklarımız da başaracaktır.

Her insana nasip olmayan ve sahip olan insanı özel kılan, “farklı bakış açılarına sahip olmak” ayrı bir bilgelik ve erdem gerektiriyor. Bu da bir bakış açısı…

Ömer Orhan



 

Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)