adscode

Her şey “big bang” ile başladı…

byomerorhan@gmail.com




Yaratmak sözcüğü Osmanlıca da “ibda etmek” Benzeri, eşi, örneği olmayan güzel bir yapıt ortaya koymak, var etmek. Anlamına gelmektedir.

Yaratıcı ise; zekâ, düşünce ve hayal gücünden yararlanarak görülmeyen yeni bir şey ortaya koyan, yapan, demektir. Tanıma bakıldığında ilk aklımıza gelen aslında yaratıcılık sözcüğünün doğru kullanılıp, kullanılmadığıdır. Tanım, aslında yapılan işi çok da hafife almıyor ve burada da beklenti yüksek.

“Görülmeyen yeni bir şey!” Gerçekleştirilmesi hiç kolay değil. Acaba geçmişte yaratıcı fikirler bulmak daha mı kolaydı? Bu gün bakınca sanki bulunacak her şey bulundu ve her geçen gün yaratıcılık zorlaşıyor gibi gelebilir. Yaratacak başka şeyler kaldı mı acaba? Aslında bence bu düşünce bir yanılgı olur ve bu sadece yaratıcı düşünce sahibi olmayanların yaklaşımı olabilir. Çünkü yaratıcı düşünce yapısı her zaman kendini ve şansını zorlar. Onun hamurunda vardır bu! Asla vazgeçmez ve hep yeni bir şeyler için düşünür. Dolayısıyla yaratıcılık ve yaratıcı düşünce her çağda var olacaktır.

Peki, yaratıcılık nerede, ne zaman ve nasıl başladı?

Bildiğimiz, her şeyin 15 milyar yıl önce big bang-büyük patlama- ile başladığıdır. Kim patlattı? Kaza sonucu mu yoksa bilerek mi patlatıldı? Bu soruların yanıtları henüz çok açık değil ama endişe etmeyin çünkü bu konuya girmeyeceğim fakat tarihsel süreci bilindiği şekliyle hızlıca inceleyelim istiyorum.

Dünya 5 milyar yılda oluştu, 3,7 milyar yıl önce ilk protein meydana geldi. 2.500.000 yıl önce yaşanan buzul çağıyla çoğu canlı türü yok oldu. 200,000 yıl önce ise tekrar yaşam hareketlenmeye başladı ve buzul çağından tamamen çıkılması 10,000 ‘li yılları buldu. Bununla birlikte ilk insanlara ait bulgular ise 100,000 yıl öncesine ait.

Buraya kadar hızlıca geldik ama bundan sonrasında biraz daha içeriyi incelememiz uygun olacaktır. Bence ilk bakılacak yer de mağara duvarlarıdır. Yıllarca ilk mağara resimlerinin İspanya’da bulunan Altamira Mağara’ında bulunduğunu öğrenmiştik; ancak 1988 yılında kuzey İtalya’da başlanan kazılarda Dünya’nın en eski resimlerinin bulunduğu mağara (Fumane Mağarası) ortaya çıkartılmıştır. (Bilim teknik 2000) Bu resimlere baktığınızda dünyanın ne kadar küçük, zamanın da ne kadar kısa olduğunu anlıyorsunuz. Şaka gibi nereden bakarsanız bakın yaklaşık 35,000 yıl önce duvarlara çizilen kök boya resimler halâ canlı ve gerçekliği ile karşınızda. Düşünsenize daha önce hiç görmediğiniz, varlığını bilmediğiniz bir şeyi ortaya çıkartıyorsunuz! Bunun adı yaratıcılık değil de nedir?

Ateşin bulunuşu ve kullanılışı yaklaşık 800,000 yıl önceye tarihlenmektedir. Bunun nasıl olduğu tam bilinmemekle birlikte yıldırım düşerek yangın çıkmış olması ve bunun cezbedici özelliği nedeniyle belki de birçok deneme ile kullanılmaya başladığını düşünebiliriz. Ama öyle de olsa böyle de olsa ilk gördüğünde korkarak taptığı daha sonra ise kontrol etmeyi öğrendiği ateş, insanoğlunun kaderini değiştirmiştir.

MÖ 5000 yıllarında Mezopotamya’da bulunmuş olan tekerleğin icadı ile yine aynı tarihlere denk gelen yazının Sümer’ler tarafından kullanılmaya başlaması ile birlikte gelişim, iletişim ve sosyalleşmeye bağlı olarak yaratıcılığın sınırları zorlanmaya ve çoğalmaya başlanmıştır. Gerçi ateşin bulunuşu ile yazının kullanılmaya başlanması arasında binlerce yıl geçmiş olması ile bugün her saat yeni bir yaratıcılıkla karşılaşılması her geçen gün bu konuda ne kadar yol alındığının da göstergesidir. Demek ki gelecekte de yaratıcılık azalmayacak giderek artacaktır. Aslına bakacak olursanız her başarısız deneme de yeni fikirler ve başarı için de bir basamak olmakta, yaratıcılığın önü açılmaktadır.

Devam edecek…



 

Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)