adscode

I. Eğitim Kongresi

byomerorhan@gmail.com




Millî Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen I. Eğitim Kongresi 28-30 Kasım 2014 tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştirildi. Konuşmacıların çoğunluğunun akademisyen ve gazetecilerden oluştuğu “21. Yüzyılda Bir Eğitim Felsefesi Oluşturmak ve Özel Okullar” başlıklı kongreye Bakanlık bürokratları ile özel okul sahipleri ve kurum temsilcileri katıldı.

İlkler genel olarak zordur. Bu anlamda böyle büyük bir projenin planlanması, oluşturulması, konuşmacıların seçilmesi; daha doğrusu içinin doldurulması son derece güç bir iştir. Özel okulların olanakları ve deneyimleri bu konularda fazla olduğundan bir anlamda onların önünde bir sınav vermek de ayrı bir zorluk getirir. Ancak Genel Müdür Ömer Faruk Yelkenci’nin önderliğinde ve Daire Başkanı Yusuf Okumuş’un liderliğinde arka planda çalışan ekibin uyumu, seçilen mekân, alınan desteklerle bu sınavın başarıyla verildiği söylenebilir. Kongre, Müsteşar tarafından bizzat desteklenmiş ve Millî Eğitim Bakanı tarafından da himaye edilmiştir.

Kongre programını özenle oluşturan Prof. Dr. Ziya Selçuk, farklı görüşlerden konuşmacıların bir araya gelmesini sağlayarak, ön yargıların da değiştirilebileceğini göstermiştir.

Eğitimin felsefi bağlamda ele alınması olabildiğince derin bir bakış açısı ile yeni yaklaşımların da habercisidir.

Felsefe, kendi içinde ince ve saygılı bir düşünce yapısı gerektirir. Tüm alanlarda olduğu gibi eğitime de Prof. Dr. Ahmet İnam’ın kongrede yaptığı konuşmada belirttiği üzere açık fikirli ve samimiyetle bakmak gerekir. Hiç kimse ve düşünce ötekileştirilmeden, tüm görüş ve düşünceler anlamaya çalışılmalıdır. Felsefi düşünce yapısı ile “felsefe yapmak” arasında fark vardır.

Bu kongrede başlatıldığı ifade edilen 21. yüzyılda bir eğitim felsefesi oluşturulması ve özel okulların durumları samimiyetle ele alındığında geniş tabanlı kabul içeren bir sonuç alınacaktır.

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Mezhepleri Tarihi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hasan Onat, bilimin gelişebilmesi için özgürlük olması gerektiğini, özgürlüklerin olmadığı yerde ciddi sorunlar baş gösterdiğini ifade etmiştir. İslam’ın her geçen gün bilimden uzaklaştığını, oysa Batı’nın gelişmesinde ve dogmatik düşünceden uzaklaşarak bilimsel düşünce yapısına kavuşmasında İslamiyet’in bilimsel yaklaşımlarından ve çalışmalarından etkilendiğinin altını çizmiştir. Batı’nın aklı özgürleştirirken, Müslümanlığın ise aklı kullanmaktan vazgeçtiğine dikkat çeken Onat, siyasetle dinin ayrı olması gerektiğini, bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin diğer İslam ülkeleri içinde biraz daha farklı ve ileri seviyede oluşunu demokrasiye ve laikliğe borçlu olduğunu vurgulamıştır.

Bu bilimsel ve samimi saptamalarıyla Müslümanlığın aslında ne kadar geniş bir bakış açısına sahip olduğunu ancak bize dayatılanlarla bir körlük içerisine sürüklendiğimizi göstermiştir. Bu şekilde düşünen ilahiyatçıların olması gelecekle ilgili ortak bir zeminde buluşulabileceğinin de bir göstergesidir.

Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Eğitim Yönetimi ve Politikası Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İnayet Aydın’ın “Eğitimde Etik” konulu konferansının tüm sektör temsilcileri, çalışanları ve devlet yöneticileri tarafından mutlaka dinlenmesini dilerdim. Sadece eğitim alanında değil diğer tüm alanlarda önemsenmesi, dikkate alınması ve içselleştirilerek toplumsal bir etik kültürü gelişmesine ne kadar ihtiyacımız olduğu bir kez daha görülmüş olurdu.

Eğitimde estetik konulu konferansta ise Prof. Dr. Ahmet İnam, Prof. Dr. Saadettin Ökten, Prof. Dr. Ramazan Korkmaz’ın estetiğin algılamak ve duyumsamakla ilgili olduğu sunumlarında bazı güncel tartışmalara da açıklık getirilmiştir. Konferansta en dikkat çekici şey; estetikle ilgili bir konu işlenirken katılan eğitimcilerin bir kısmının hiç de şık ve “estetik” olmayan bir şekilde konferanstan çıkmaları olmuştur. Bundan daha feci olansa pet şişelerin koltuklarda ve yerlerde bırakılmış olmasıydı.

Şaka gibi!

Demek ki bu konuda da alınacak çok yolumuz, sorgulanacak çok “kötü bir kültürümüz” var!

Eğitime felsefi bir bakış açısıyla yaklaşmak, etik ve estetik gibi uzun süredir dile getirilmeyen konuları konuşmak son derece gerekli bir ihtiyaçtı. Ancak bundan daha önemlisi bu konuların Antalya’da bırakılmaması, Ankara’ya taşınması ve samimiyetle ele alınmasıdır.

Tüm paydaşların görüşleriyle geliştirilecek bir eğitim felsefesine ihtiyacımız varsa da olanı da yok etmemek gerekir.


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)