adscode

Kalkınmanın kilit taşı, eğitim…

​Bir ülkenin kalkınması için ne gerekir? Daha çok üretim ve ihracat mı yoksa daha fazla bilinç ve eğitim mi?

byomerorhan@gmail.com





Sürdürülebilir bir kalkınma için eğitimin kalitesinin belirli bir standartta tutulması büyük önem taşır. Elbette bu, yüksek bilinç ve kararlılık gerektirir. Devlet yönetimini üstlenen siyasi yapı ne olursa olsun, aynı inanç ve idealle stratejik yaklaşımları sürdürmelidir. Ayrıca sadece ekonomik gelişimi sağlamaya çalışmanın kalkınma için ütopik bir istekten başka bir şey olmadığı da asla unutulmamalıdır. Bir ülkenin sadece maddi anlamda zenginleşmesi de kalkınmış olduğunu göstermez. Kalkınma topyekûn olmalıdır. Ülke, sosyal, kültürel ve sanatsal anlamda da gelişmeli, sağlıklı ömür ortalamasında da gelişmiş ülke ortalamalarını yakalamalıdır.

Kalkınma, bu bağlamda olmadığında ise yaratılanın bir illüzyon olduğu, kısa süre sonra anlaşılacaktır. Ancak kazanılanların yanında kaybedilenlerin çokluğu ise pişmanlıkları da beraberinde getirecektir. Bir şehrin kalkınması için yollar, köprüler, fabrikalar, sanayi yapıları, konut yapılaşması bir göstergedir. Bunların hızlı bir şekilde çoğalması, kentin sınırlarını zorlaması, o şehrin geliştiğinin göstergesi olabilir mi? Görece olarak buna evet denilebilir ancak stratejik planlar yapılırken şehrin kurulduğu coğrafyanın ve fiziki şartlarının çok iyi bilinmesi gerekir. Göletler, bunlara su taşıyan kollar, nehir yatakları, yükseltileri, ormanlık alanlarının zenginliği ve konumları korunarak planlama yapılmalıdır. Sadece zenginleşmek uğruna doğadan alınan her şey, binlerce yılda kurulan dengelerin bozulmasına neden olur ki, bunun bedeli çok ağır ödenir. Bu öyle bir bedel olur ki kazanılanlarla bunu ödemek asla mümkün olmaz.

“Taşıma suyla değirmen dönmezmiş.”

Siz su havzalarını yapılaşmaya açarsanız, sadece yağmur suyuyla göletlerin dolmasını beklersiniz. Kentin rüzgâr kanallarını gökdelenlerle kapatırsanız esinti yerine “havanızı alırsınız”.
Bunlarla birlikte, sanayi kalkınma için fabrikaları şehrin içine ya da yaşam alanlarına kurarken çevresel faktörleri hesaba katmaz ve bunları birer teferruat olarak görürseniz zararlı kimyasalları soluyarak ve doğal kaynakları kirleterek bunların olumsuz sonuçlarını yaşamaya mecbur kalırsınız.

İşte kalkınma sadece zenginleşmeyle ölçülürse sonuç bu olur. Ancak eğer kalkınmada eğitim de paralel olarak geliştirilmiş olsa, sorgulamalar ve bilinç daha ileri bir noktada olacağı için bu durumlar yaşanmaz.

Bundan yüz yıl önce okuryazar olmak, kalkınma için yeterli bir hedef olarak kabul edilebilirdi ancak 21. Yüzyılda bilgi okuryazarlığının tartışıldığını düşünecek olursak artık bu bir hedef olamaz. Yüz yıl önceki hedefler, günümüz için artık standart bile değildir!

İşte kalkınma için bilincin bu noktaya çıkartılması, eğitimin öncelikle ele alınarak planlamaların bu ölçekte yapılması zorunludur. Sadece kazanç uğruna, doğanın dengelerini de hiçe sayarak kalkınma planları yapmak, büyük bir yanılgıdır. Başka bir yanılgı da insanın hayatı boyunca kendine doğru arkadaş ararken en iyi dostu olan doğayı görmezden gelmesidir.

Belirli dönemlerde ve göstermelik olarak beylik laflarla çevre bilinci oluşturulamaz. Çevreyle dost ve bilinçli kalkınma için okullarda eğitim ve öğretim programlarının bu anlamda düzenlenmesi gerekir. Böylece, çağdaş ve bilimsel eğitim sistemleri ile kalıcı ve sürdürülebilir kalkınma da sağlanmış olacaktır.

Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)