adscode

Kariyerim ve ben…

byomerorhan@gmail.com




Yaşam herkese aynı olanakları sunmasa da kimileri yaşamak için kimileri de çalışmak için yaşar.


Sanayi, finans, işletme, hukuk, sanat ve spor gibi hayatın her alanında karşımıza çıkan geniş bir spektrumdur iş hayatı. İş hayatında uzmanlaşmak ve yükselmek ise insanlar için çoğu zaman motivasyon unsuru olmuştur.

Başlangıçta, insanoğlu doğayla mücadele ederek, hayatta kalabilmek için bilgi ve deneyimlerini geliştirerek uzmanlaşmıştır. Bu süreçlerde insanlar yetenekli ve başarılı oldukları hatta mutlu oldukları alanlara yönelmişlerdir. Bunun için ne bir sınav ne de bir mülakat yapılmıştır. İş hayatındaki gelişim, insanların temel ihtiyaçlarına bağlı olarak sağlanmıştır. Tarım, hayvancılık, dokumacılık, dökümcülük/demircilik ile başlayan meslekler yaşam kalitesinin artmasına bağlı olarak farklı alt meslekleri de beraberinde getirmiştir.

Yıllar geçtikçe tarımdan çiftçilik, değirmencilik, fırıncılık, pastacılık; hayvancılıktan dokumacılık, terzilik, tekstil ve moda gibi birçok alt meslek grubu oluşmuştur. Nüfus arttıkça ve uzmanlıklar geliştikçe meslekler de hücrenin bölünmesi gibi bölünerek kendi iç uzmanlıklarını doğurmaya başlamıştır. Öyle ki bilgisayar programcılığı geliştikçe bu programlara sızan, yapılanları izinsiz değiştiren dijital çağ korsanları bile türemiştir. Artık birisi bir şey ürettiğinde onu bozmak, yok etmek ve çalmak için bile meslekler ortaya çıkmıştır! Bu çağda hırsızlık bile uzmanlık ve deha gerektirmektedir.

Sürdürülebilir bir hayat kalitesi sağlamak ve insanların ihtiyaçlarını karşılamak için başlanmış olan iş hayatı serüveni her geçen gün kendi dinamiklerini yaratmaktadır. Günümüzde bir meslek sahibi olmak için uzun bir okul serüveninin gerekliliği algısı yayılmıştır. Artık usta çırak ilişkisi ile uzmanlaşmak yerine daha “bilimsel yöntemler” kullanılmaktadır. Ancak “mektepli” bu yolculuğun da birçok handikapı olduğu yaşanarak deneyimlenmektedir. Öyle ki yeteneklerinin farkında olmayan birçok insan profesyonel destek ve izlemelerle iş hayatını planlamaya çalışmakta, yıllarını verdikten sonra da vazgeçmektedir. Demek ki uzmanlık gerektiren danışmanlıklar, koçluklar da çoğu zaman mutlu bir meslek hayatı için işe yaramamaktadır!

İş; insanı sabahları heyecanla ayağa kaldıracak, keyifle yapılacak ve hayata kattığı değerlerle de mutlu edecek bir uğraş olmalıdır. İş, yaşamak ve yetenekler doğrultusunda üretmek için bir araçtır sadece. Eğer amaç olursa, elde edildiğinde her şey bitebilir, aşk gibi... Bıçak sırtıdır! Çoğu aşk yaşandığında nasıl bitiyorsa iş konusundaki istekliliğe de dikkatlice bakmak, tutku ile istemek gerekir.
Tutku; içerisinde sevgi, saygı, aidiyet ve yaratıcılığı yaşatırken sadece bencilce istemek; hırsı, entrikaları, tüketimi ve megalomanlığı getirir.

İşte bu nedenledir ki eğitim, birey için son derece hayati önem taşıdığı gibi mutlu toplum yaratmak için de ciddi ve samimi olarak planlanmalıdır.   

İş hayatında en sık kullanılan sözcük ise dilimize Fransızlardan miras kalan kariyerdir. Sözlükte her ne kadar uzmanlaşmak diye tanımlansa da bizler için kariyer; yükselmektir, basamaklardan çıkmaktır! Bunun için “uzmanlaşmış”, kariyer planlaması yapan, eğitimler veren birçok profesyonel şirketin olduğunu herkes bilir. Hatta kariyerinde yükselmek için “ipuçları” verenler, bunun için kitap yazanlar bile vardır. Elbette bu da diğer ihtiyaçlara göre oluşmuş bir arz talep meselesidir.

Soru şudur: Kariyer basamakları benzetmesi ve iş hayatında uzmanlaşmak için yukarı çıkmak, yükselmek, ne anlamda ve doğrulukta kullanılmakta ve algılanmaktadır?

Yemek pişirmeyi bilmeyen biri aşçıbaşı olabilir mi? Soğan doğramadan ve patates soymadan yani aşçı olmadan “başı” olunur mu?

Yükselmek için “basamakları” kullanmak gerekir. Bulunduğu makama tepeden inen birinin başarısı da uzun sürmeyeceği gibi kurumun saygınlığını da yok etme tehlikesi vardır.

Eğer mutfaktan yetişirseniz her şeyi yakından görür, işin zorluklarını anlar, bizzat yaşarsınız. Yukarı çıktıkça her şeyi üstten görür, detayları kaçırırsınız ve hele bulunduğunuz yere direkt yukarıdan bırakıldıysanız “aşağılarda” neler olup bittiğini de asla anlamazsınız. Yönetiyormuş gibi olursunuz ancak hâkim olmadığınız bir yeri yönetemezsiniz.

İşin doğası bu olsa da maalesef bu her iş için geçerli değildir. Günümüzde toplumun kültür yapısı, sosyal ilişkiler, entrikalar, kulisler ve birçok etkenle en tepelere çıkılabiliyor! Çıkmak önemli ama ondan daha önemli olan orada kalabilmektir!

İşinde yükselmek yalnızlığı hazmetmeyi de beraberinde getiriyor. Bir fabrikada işçi olursanız sizin durumunuzda olan yüzlerce hatta binlerce arkadaşınız olabilir, yönetici olursanız diğer yöneticilerle arkadaşlık yapabilirsiniz ancak müdür hatta genel müdür olursanız tek başınıza olursunuz. Üstelik yöneticilik, hem insanların samimiyetlerini tartmak hem egolara yenik düşmemek hem de işinizi doğru yapmak zorunda olduğunuz pozisyonlardır. Moda deyimiyle kariyerinde yükselenler sürekli çıktıkları basamaklardan aşağıya inerek diğer basamaklarda bulunanlarla birlikte olmak ve işin içinde yer almak zorundadır ki bu da beraberinde her seferinde çıktığı basamak kadar inmek ve çıkmak demektir.

Makedonya Kralı Büyük İskender’in genç yaşında elde ettiği başarı gözünü döndürmüş ve kendini Tanrı konumunda görmeye başlamış ki işte bu, kariyerin son basamağı olsa gerek!
Kariyeriniz sürecinde adı ister tırmanmak, ister çıkmak olsun, bunu bir zeminin üzerinde ve sayesinde yaptığınızı unutmayın. İşte bu, bilgelik ve erdem gerektirir. Kartvizitinizde yazan değil, size duyulan saygı, ürettiğiniz değerler ve mutlu bir yaşam gerçek kariyeriniz olacaktır.
 

Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)