adscode

Kim tekerrür ettirdi bu tarihi?

İnsan, koşullarına göre, doğa karşısında daha güçlü olabilmek ve çoğulculuğu bir avantaj olarak kullanmak için bir arada olmayı tercih etmiştir.

byomerorhan@gmail.com




Bazen birinin kara kaşının, kara gözünün peşine takılmış, bazen de eksikliğini diğer insanların güçlü yönleriyle kapatmak için uğraşmıştır.

İnsan yaşamı, bir tiyatro sahnesine benzeterek hayatı boyunca rol yapmış, farklı kişiliklere bürünerek de maskelere olan düşkünlüğünü de her fırsatta göstermiştir.

Maskeler, ait oldukları kültürlere göre biçimsel değişiklik gösterse de, farklı ritüeller için kullanılsalar da, aynı zamanda samimi bir kabulün aracıdırlar belki de. Afrika’nın vahşi doğasından ince Japon kültürüne veya Avrupa’nın cazibeli burjuva hanımlarının abartılı süslülerine kadar tüm maskeler, insanların değişken yüzlerinin de bir sembolü olmuştur. Sahip oldukları ile göstermeye çalıştıkları yüzleri arasında gidip gelen insanın kendi içindeki kişilik farklılıkları belki de insanın en büyük zayıflığıdır. Her ne kadar birçok felsefeci, düşünür, hidayet sahibi veya Nirvana’ya erişmiş insan konuyla ilgili yol gösterse de bu yol maalesef görünmek istenmemiştir.

Dünyanın farklı coğrafyalarında kendilerine ait bir dil ve kültür yaratarak yaşayan tüm toplumların aynı zafiyetleri göstermesi de ilginçtir. Bu sosyolojik olgunun psikolojik açıdan da ele alınmasında yarar vardır. Dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar ve her ne kadar nüanslarla birbirinden farklılık gösterseler de, insanların davranışları, duyguları ve refleksleri ciddi anlamda örtüşmektedir. Ne kadar farklı görünürse görünsünler insanlar aynıdır. MÖ 2000 yılında yapılmış hatalarla milatta ve sonrasında giderek artan hatalar silsilesine bakıldığında özdeki benzerlikleri görürsünüz.

Kendi türünden binlerce insanı yok ederek kurulmuş krallıkların ve imparatorlukların aynı sonları yaşamış olması ve yaşamaya devam etmesinin anlamı nedir?

Toplumların sonları aynıysa, insanın sahip olduğu düşünme yeteneğini ve aklını yeterince kullandığı söylenebilir mi?

Evet, aklını kullandığı ortadadır ancak taktığı maskeye göre değişen bir duygu yapısı ve kişiliğe göre kullanılan bir akıldır bu. Üstelik çoğunlukla da kendi çıkarları doğrultusunda ve bencilce kullanılan bir akıl!
İşte bu vurdumduymaz tavrı ile deneyimlerini işine geldiği şekilde yorumlaması ve kullanması nedeniyle kişiler değişse de sonuçlar hep aynı olur.

Başarısızlık, acı ve travma…

Yaşananlar sonrasında ise birilerinin çıkıp, bilgece bir tavırla “tarihin tekerrür ettiğini” söylemesine ne demeli peki? Bu aslında sessiz sedasız bir kabullenme çağrısıdır. Yani “Olur böyle şeyler, dert etme.”, Hem bak, tarih boyunca da olagelmiş zaten.” Değil mi?

Aslına bakacak olursanız binlerce yıldan beri süre gelen bu durumu kimsenin değiştiremediğini kendimiz de tarihin tekerrürlerinden görebiliriz. Görürüz de, yahu şunu bir de ben tekerrür ettirmeyeyim demeyiz!
Usta bir sanatçı olan insanın tüm başarısızlıklarını, ihanetlerini ve acizliğini biraz olsun kabullenir kılmak için tarihe biçtiği role “tekerrür/tekrar etmek” denir.

Tarih biz istemediğimiz veya izin vermediğimiz sürece tekrar eder mi?

Belki mutlaka eder ancak bilimsel düşünce yapısına dikkat ederek sistemler kurulur, duygusal yaklaşımlardan uzak durulursa, kişi odaklı değil, deneyim, süreç ve daha kurumsal yaklaşımlar hayata geçirilirse, olumsuz anlamda tarihin tekrar etmesinin de önüne geçilecektir.

Tarihin tekerrür etmesi ile ilgili söylem, bir anlamda kendisi ile barışamamış insanoğlunun kaçış noktalarından biridir.
 
Ömer Orhan


 

Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)