adscode

Koşun bakalım nereye kadar…

Koşun bakalım nereye kadar…

byomerorhan@gmail.com




Koş;

Okula geç kalacaksın,

Sınavı kaçıracaksın,

İşe gecikeceksin,

Daha çok çalış, koş, koş…

Hummalı bir koşuşturmadan ibaret yaşamlar… Herkes koştuğu için koşanlarla ne yakalayacağını bilmeden koşanlar aynı taraftadır.

Ne için okula gittiğini çoktan unutmuş olanlar, sınavları sadece not olarak görenler, iş için işe gidenler, tadını almadan yemek yiyenler ile ne için çalıştığını bilmeyenler de aynı kişilerdir.

Hep daha çok… Daha fazla sahip olma güdüsü...

Dünyayı yese de doymayan insanoğlu!

Antik Roma’da insanlar yemek yemeye o kadar düşkünmüşler ki doyuncaya kadar yerler sonra kendilerini kustururlar ve tekrar yemek yerlermiş.

Affınıza sığınarak buna “çüş” demek lazım. Gelinen son nokta bu olsa gerek.

Aradan 2500 yıl geçti, alışkanlıklar değişti. Artık tekrar yiyebilmek için kusanlar yok ama paradan para kazananlar, rant için doğayı katledenler, milleti dolandıranlar, hırsızlık yapanlar, değerleri hiçe sayarak servetine servet katanlar gibi daha beterleri var. Oysa yaşam alanlarını geliştirmek için zenginlikleri ve güçlerini umarsızca kullananların sonu da hep aynı olmuştur. Yaş ilerledikçe küçülen yaşam alanlarına hapsolmak! Önce koca koca malikânelerin içerisine, sonra bir odasına, sonra da bir yatağına. Çok ironik değil mi? İronik mironik, fazlasını hep geri alan bir sistem…

Koşarak gittiği yere iyi bakmalı insan. Salt para kazanmak için ömrünü tüketip, bakir bir sahil kasabasında yer alarak bir bölümünü de “kaçak inşa” ettiği, yüksek duvarlarla çevirdiği, kameralarla donattığı villasında, hayatının kalanını yalnız başına ve korkarak geçirmeye çalışmak marifet değil.

Ömür, bir fani koşuşturmadır işte… Neresinden baksanız yaman bir çelişkidir ve anlayana, algılayana anlatır gerçekliğini.

Hakiki servetin ne olduğunu anlamak için yaşamı ıskalamamalı insan. Toprağı tanımalı, elleriyle bir fidan dikmeli ve büyümesini izlemeli. Eğer ömrü yeterse meyvesinden yemeli, öyle kusarcasına da değil eşine dostuna hatta mümkünse yedi kat yabancıya da ikram etmeli...

Komşu edinmeli, dostları olmalı; kan ter içinde koşmadan, yan yana yürüyerek, yaşamın sunduğu güzellikleri paylaşabilmeli. 

Hayat, insanların koşuşturmasından kazananlarla doludur. Oysa koşan hiç kimse kendi başlangıcına dönemez. Gittiği yer, sonunda sonu olur.

Eğitim, insanlara “sonu” görmeden önce, sadece spor için koşmasını ama her zaman tutkularının peşinden yürümesini ve duracağı yeri bilmesini anlamak için bir şans verir…

Ömer Orhan

  

Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)