adscode

Lisans Yerleştirme Sınavı da bitti. Haydi, “geçmiş” olsun!

Ne umutlar bağlanmıştır bu sınava kim bilir? Onca emek, ter boşa çıkmaz diye umalım.Oldu da bitti maşallah, sonu iyi olur inşallah.

byomerorhan@gmail.com




Sonu derken?..


Üniversiteye yerleşmek mi, istediğin bölüme girmek mi yoksa hayalleri gerçekleştirmek için bol kazançlı bir iş sahibi olmak mı?

Çok çalışan hepsini hak etmiştir. İlk, orta, lise ve üniversiteye hazırlık sürecinde yaklaşık bin sınava girilmiş ve binlerce soru çözülmüştür. Üstelik soru içinde sorularla dolu binlerce soru… Caydırıcılar, kafa karıştırıcılar, en iyisini bulmak için hazırlanmış helalinden “kazık” sorular…

Çekilir gibi değil! Ne öğrenme iştahı ne tutku ne de keyifli okul günleri. Sınav odaklı bir sistemin denekleri için sona eren bir hipnotize durumu. Gerçi kimisi bu süreçte derin bir uyku hâlinde olsa da bitti mi, bitti işte.

Şimdi önümüze bakalım. Ne hikmetse ileriye bakan yok, oldum olası önümüze bakalım. Bu da ülke olarak bize biçilmiş bir davranış şekli olsa gerek. Önüne bak! İşine bak! Uzun vadeli bir planlama yeteneğimiz olamayacağı ön görüsü kime ait acaba?

Yükseköğretime başlayacak gençlere birkaç önerim olacak. Ortaöğretim süreci boyunca ertelediğiniz kitaplar birikmiştir! Buyurun, oturun okuyun.

Neredeyse hiç yazmadığınız için motor kaslarınız “körelmiştir”. Birkaç makale, anı yazma fırsatıdır. Bence yazmaya da önce dilekçe yazmayı öğrenerek başlayabilirsiniz.

Yaşam boyu size gerekli olacak şey, okuduğunuzu anlamanız, derdinizi anlatacak şekilde de sözcükleri mahvetmeden yazmanız olacak.

Hayat, çoktan seçmeli değildir. Çoğu zaman kendi seçeneklerinizi yaratacaksınız. Bunun için de okumak, okuduğunu anlamak, bunu yorumlamak ve kendini ifade etmek gerekecek. Allah kolaylık versin!
Bu arada bugüne kadar başınız sıkıştığında başvurduğunuz Googleamcadan” kopyaladıklarınızın çoğu çöptü. Bilimsel makale nereden bulunur, araştırma hangi kaynaklardan yapılır, hangisi güvenilirdir, özgün bir metin nasıl oluşturulur, alıntı hangi disiplinlerle ve hangi oranda yapılır, bilgi hırsızlığı nedir, etkili bir sunum nasıl hazırlanır ve nasıl sunulur? Bu ve benzeri soruların yanıtlarını bir an önce bulmanızı öneririm. Bundan sonra işin kolayına kaçamazsınız.

Durun durun elbette kaçabilirsiniz ama sonuç ne olur onu da anlatayım: Üniversite bir gün biter, hatta yüksek lisans ve doktora bile sona erer, ne bileyim belki profesör olur, birilerini yetiştirmek için “hocalığa” bile soyunursunuz… Buraya kadar kulağa hoş geliyor olmalı. Ne var ki birilerinin karşısında sunum yaparken “powerpoint”i perdeye ya da ekrana yansıtıp masada oturarak sunumu okumaya başlarsanız, işte o, bittiğiniz andır. Tüm hocalığınızı ve saygınlığınızı yitirirsiniz, aman dikkat!

Size kötü bir haberim daha var. Hani bugüne kadar görmezden geldiğiniz konuşma becerileri var ya, işte onlar sizin için hayati önem taşıyor. İlk iş diksiyon ve hitabet dersi almak olabilir. Çünkü iş görüşmelerinde, sözcükleri yayarak konuşarak, “ee, yani, hımm”larla bezenmiş bir konuşma ile kimseyi etkileyemezsiniz. Ayrıca bence özgüven ile küstahlığı ayrıştırmanız için drama dersleri de alabilirsiniz. Yararı olacaktır.

Biliyorum sizin elinizde olmayan nedenlerle ortaöğretimi “ıskaladınız” ama bence bazı şeyleri düzeltebilirsiniz. Asıl şimdi başlıyorsunuz…

Son önerim ise yaşamınızın tümü ile ilgili. Tercih aşamasında, mutlaka sizi hayat boyu mutlu edecek bir bölüm seçin. Her sabah sizi heyecanla ayağa kaldıracak, tutku ile yapacağınız ve geliştirebileceğiniz bir iş için, bölüm seçimi çok önemli.

Mahalle ve aile baskılarına aldırış etmeyin ama bolca araştırın, okullara giderek öğrenci ve öğretim görevlileri ile konuşun, rehberlik servislerinde bulabileceğiniz kaynakları okuyun. Belki de bugüne kadar hiç okumadığınız kadar…
 

 
 
 
 

Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)