adscode

Nasihat, katıksız verilecek ekmek gibi olmamalıdır.

byomerorhan@gmail.com





Herkesin çocukluk yıllarından başlayarak geliştirdiği deneyimlerinin içerisinde başarılı olmak önemli bir yer tutar. Gerçekleştirdiği her eylemi sonrası onaylanmayı bekleyen insanoğlu, ömrünün büyük bir bölümünü bu duygularla geçirir.

Emeklemeye başladığı yıllarda ilk ayağa kalkışı ile birlikte ebeveynlerinden aldığı ilk aferinler onu yüreklendirir. Sonrasında ilk adımlar ve yürüme… Hem anne-baba hem de çocuk için heyecan verici bu yürüme alıştırmalarında elde edilen aferinler, belki de hayat boyu bu çoklukta bir daha olmayacaktır.

Oysa ne çok düşülmüş, ne çok başarısızlıkla sonuçlanan ayakta durma ve birkaç yürüme alıştırması yapılmıştır.

Hiçbir anne-baba bu yıllarda çocuklarına mükemmel yürüyemedikleri için kızmamıştır. Tersine, çocukları her yere kapaklandığında bunu normal karşılamış ve tekrar tekrar denemesi için yüreklendirmiştir. Buraya kadar her şey olabildiğince kabul edilebilir ve sonuçlar “başarılıdır”.

Ne olursa bundan sonraki okul yıllarında olur. Beklentiler artar, çocukların sınama yanılması için kabul sınırı giderek düşürülür. Henüz alfabeyi öğrenen çocuğun bilimin de kapısını araladığı mı düşünülür bilinmez ama başarı beklentileri en üst seviyeye taşınır ve sürekli olması istenir. Yani ilk adım atılan yıllarda olduğu gibi “tökezlemek”, “yere kapaklanmak” kabul edilmez. Toleranstan “eser” yoktur artık.

Kısacası okuma yazma öğrenildikten sonra karşılaştırma/mukayese dönemi de başlar ki işte bu yıllar çöküşün de başlangıcıdır.

Sınıf arkadaşları, komşu ve akraba çocuklarıyla onların yapabildikleri ile kendi çocuklarının yaptıkları sürekli bir kıyaslamaya maruz kalır. Çocukların hata yapma olasılığı da giderek yok edilir.

Hiç kimse bu dönemlerde çocuklarının başardıkları ile yetinmez. Sadece kısa süreli   -mış gibi yapar. Üstün körü ve samimiyetten uzak kutlamalar ve sonrasında ise mutlaka daha iyisinin yapılması ile ilgili beklentiler sıralanır.

Çocuklar için artık “en”li yıllar başlamıştır. Sınıfın en çalışkanı, en başarılısı olması beklenir.

Kimi aileler daha bilinçli davranma adına çocukları hata yaptığında teselli edici sözler söyleyerek bu anlayışı gösterse de hemen peşinden başarıyı arttıracağı düşünülen bol bol nasihat sıralanır. Oysa artık ergenlik dönemine girmiş olan ya da girmekte olan çocuklar için en çekilmez olan da tam olarak budur!

Nasihat, katıksız verilecek ekmek gibi olmamalıdır.  Ergenler için nasihat, zihnin açık olduğu ve olumlu deneyimlerin hemen ardından verildiğinde işe yarar. Çocuk bir başarısızlık yaşadığında zaten kendini kapatmıştır. Bu süreçte sarf edilen sözler neredeyse hiç iz bırakmaz. Kendini kapatmış olan bir insana zorla bir şey yaptırmak veya alışkanlıklarını değiştirmek pek mümkün değildir. Düşünün ki yetişkinler için durum bu şekildeyken bir ergenin alışkanlıklarını bir anda değiştirmesini beklemek hayalcilik olur. Unutulmaması gereken en önemli konu başarının nasıl algılandığıdır. Başarılı olması istenen kişinin olumlu görüşlerle desteklenmesi, yüreklendirilmesi ve motive edilmesi gerekir.

Buraya kadar anlatılan kısımda çocukların ve gençlerin pozitif yaklaşımlarla değerlendirildiklerinde ve cesaretlendirildiklerinde daha başarılı olabileceklerinden söz edildi.Ancak elbette bunu yaparken gerçekçi yaklaşımlarda bulunmak, çocukları ve yeteneklerini biliyor olmak gerekir. Ayrıca pozitif yaklaşımda bulunmak demek eleştirmemek, gerçeklikten uzaklaşmak anlamına da gelmemeli. Elbette zamanında tüm bunların yapılıyor olması gerekir. Tek şart “samimiyetle” olmasıdır…

Ömer Orhan

 

Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)