adscode

“Nur topu” gibi yeni sözcüğümüz: Selfie…

Türk dilinin bugün verdiği yaşam mücadelesini anlamak için tarihsel sürece kısaca bakmakta yarar var.

byomerorhan@gmail.com




Anadolu; Abbasiler ve İran yoluyla Farsça, Irak ve İslam Dünyası vasıtasıyla da Arapça ile tanışmıştır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde ise resmî dil olarak kabul edilen Farsçanın yanında Arapça da ilim dili olarak kullanılmıştır. Medreseler bu eğitimlerin verildiği yerler olmuş, elbette bu şartlar altında Türkçenin gelişimi de maalesef devlet eliyle örselenmiştir. Ancak bazı Türk aydınları bu durumu kabullenmemiş ve Türkçenin ne kadar zengin ve korunması gereken bir dil olduğunu kanıtlamaya çalışmıştır. Bu anlamda dili koruma çabaları 11. yüzyıla kadar uzanmıştır.

19. yüzyılda eğitimde yeni arayışlara yönelen Osmanlı Devleti, kurduğu resmî okullarda ve açılan yabancı misyoner okullarında Fransızca öğrenimine başlamıştır. Elbette İngilizce, İtalyanca ve Almanca öğretim yapmak için de yine bu devletlerin girişimleri ile yeni okullar açılmış, kısa zamanda bu okullar, zengin Türk ailelerin tercih ettiği okullar olmuştur. Böylece Farsça ve Arapçanın etkisinden kurtulamamış olan dilimiz İngilizce ve Fransızca başta olmak üzere Almanca ve İtalyancanın da etkisi altına girmiştir.
Bir milleti yok etmek istiyorsanız önce dilini yok etmelisiniz! En “temiz” yok ediş önce dilin ortadan kaldırılmasıyla başlar, sonra kültür yok olur, sonra da millet… Dünya tarihine baktığımızda yayılmacıların birçok taktiği olduğunu görüyoruz. Yayılmacılar gittikleri ülkelerde uzun süreli kalmayı düşündüklerinde mutlaka eğitim öğretim faaliyetlerine de dâhil olmuşlar, dil ve din öğretimi başta olmak üzere misyoner faaliyetlerini sürdürmüşlerdir.

Bu durumun farkında olan Mustafa Kemal Atatürk’ün çabalarıyla 1924 yılında Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile Türkçe koruma altına alınmaya çalışılmıştır. Çalışılmıştır çünkü günümüzde bile henüz bu anlamda tam bir başarı kazanılamamıştır.

Nereden gelirse gelsin hemen hemen her türlü sözcük, kullanılmaya başlandığı andan itibaren dilimize kolayca yerleşmektedir. Bu anlamda kurumsal yapılan açıklamalarla, yabancı sözcüklerin yerine önerilen sözcükler insanların yüzünde tatlı bir tebessümden başka bir iz bırakmamaktadır. Son günlerde sıkça kullanılan “selfie” için Türk Dil Kurumu, halkın görüşüne başvurmuş, gelen önerilerden "özçekim", "kendiçekim", "görçek", "kendinçek" ve "bakçek" seçenekleri arasından özçekimi kabul etmiştir. Halka sorulması oldukça akıllıca kabul edilebilir ancak tren kaçmıştır. Yıllarca Türk dilinin açık bir tehdit altında oluşunun göz ardı edilmesi ya da çalışmaların yetersiz kalması ve halkın bu süreçlere dâhil edilmemesi, bugün insanların duyarsızlaşmasına neden olmuştur.

Hayırlı olsun artık nur topu gibi yeni bir sözcüğümüz daha oldu! Selfie…

Devam edecek…
Ömer ORHAN

 

Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)