adscode
adscode
adscode

Öğretmenlikte uzmanlık

Görevlerini özenle ve hakkıyla yapan eğitimcilerin işleri, her zaman zor olmuştur. Bilgi ve birikimini öğrencilere aktarırken kendini geliştirmeye devam etmek, ciddi bir performans ve plan gerektirir.

byomerorhan@gmail.com

Öğretmenin olmazsa olmazı, öğrenmeyi öğretme becerisidir. Bunu başarabilmek için öncelikle kendisinin öğrenmeyi istemesi gerekir. Öğretmen için sadece öğrenmek de yeterli değildir, öğrenilenleri kalıcı belleğe yerleştirmek için pratik yapması da zorunludur.

Satranç, golf, matematik veya fizik fark etmez, herhangi bir alanda uzmanlaşmak için en az on yıl gerekir. Elbette bu zaman, sadece takvim yapraklarının kopartılması demek değildir. Bu, insanın on yıl boyunca sürekli alanıyla ilgili pratik yapması anlamına gelir. Thomas Alva Edison laboratuvarda uyuklayarak uykusunu alırken haftada en az yüz saat çalışırmış. Başarısını düzenli çalışmaya bağlayan Edison, “Dehanın yüzde 1’i ilham, yüzde 99’u alın teridir.” derken pratiğin ne denli önemli olduğunun altını çizmiş.

Oysa yaygın olarak bilinen, sadece tıp doktorlarının hayat boyu okumak ve öğrenmek zorunda olduğudur. Bu, yanlış olmamakla birlikte eksik bilgidir. Sadece tıp alanında değil, herhangi bir alanda uzmanlaşmak için neredeyse hayat boyu öğrenmeyi sürdürmek ve özellikle on yıl boyunca öğrenilenleri yoğun tekrar etmek gerekir.

Bu anlamda, öğretmenlerin uzmanlaşabilmeleri için yükseköğrenim yeterli değildir. Çünkü üniversitelerde ilk iki yıl genel kültür ve altyapı oluşturacak alan derslerine giriş yapılırken, öğretmen adayları ancak sonraki iki yıl içerisinde branş ve formasyon dersleriyle mesleğe hazırlanır.

Fakültelerde öğrenilenleri, ana yemek öncesi aperatif atıştırmaya benzetebiliriz. Kalıcı öğrenme ve ustalık için asıl süreç mezun olduktan sonra başlar ve öğrenme devam ederken yoğun pratikle bilgiler belleğe yerleştirilir.

Öğretmen adaylarına, “Burada öğrenecekleriniz, mesleki gelişiminiz için temeldir, derin ve kalıcı bilgiye erişmek ve ustalaşmak için asıl süreciniz bundan sonra başlamaktadır.” diye hatırlatmakta yarar vardır. Nasıl ki Platon, Atina Okulunun girişine “Geometri bilmeyen giremez.” diye söz asarak aslında düşünmenin önemine değinmişse, fakültelerin girişine “Burada öğrenecekleriniz için zaman sınırlıdır, hayat boyu sürecek eğitim yolculuğunuz mezun olduktan sonra başlar.” diye bir söz asılması yerinde olur.

Yani hiç kimse okuldan mezun olduğunda işinin bittiğini, artık hazır olduğunu düşünmemelidir.

Bilgi sahibi olmakla fikir sahibi olmak arasında fark vardır. Yarım yamalak bilgiyle kılavuz olunmaz. Düşünün, İstanbul Boğazı’ndan geçen yabancı gemilere kılavuz kaptan olarak görevlendirilen kişi, çarpışma açısından en riskli bölgelerin Sarıyer, Emirgan, Kanlıca; karaya oturmada ise Bebek ve Kuruçeşme bölgeleri olduğunu bilmeden işini yapabilir mi? Salt teorik bu bilgiyle kılavuzluk olur mu? Olmaz elbet! Kılavuz kaptan olabilmek için hatırı sayılır deneyim gerekiyor.

Gemiler kıyılara çarpmasın, zarar ve ziyana neden olmasın diye alınan önlemler gereklidir ve arttırılmalıdır. Ancak 350 metrelik gemilerden çok daha büyük olmasına ve defalarca karaya oturmasına rağmen “eğitim gemisi”nin kılavuzlarının eğitimine ne kadar önem veriliyor, tartışılır. Diplomasını alan öğretmen, son derece karmaşık ve kıvrımlarla dolu eğitim dar boğazında tek başına kılavuzluk yapmıyor mu? Sorulması gereken çok soru var.

Gençler, neden öğretmen olmak istiyor ya da neden istemiyor?

İhtiyaca göre mi öğretmen yetiştiriliyor?

Staj çalışmalarının yetersiz ve verimsiz olduğunun kimse farkında değil mi?

Mezun olan herkes, öğretmen olarak iş bulabiliyor mu?

Öğretmenlerin hizmet içi eğitimleri ne şekilde sağlanıyor?

Hizmet içi eğitimlerinin performansı ölçülüyor mu? Dönütlere bakılıyor mu?

Öğretmenlerin ekonomik koşulları, mesleki gelişimleri ve eğitimlerini sürdürmek için yeterli mi?

Öğretmenlerin sürekli eğitimlerini sağlayacak düzey ve sayıda eğitim merkezi var mı?

Öğretmen eğitimlerini sağlayan kişilerin yetkinlikleri yeterli mi?

Millî Eğitim Bakanlığı, 2023 Vizyonunda öğretmen yetiştirilmesiyle ilgili planlarını açıkladı. Planların gerçekleşmesini, öğretmen yetiştirmede ciddi atılımları bekliyor ve destekliyoruz. Ancak yeni atılımların dizayn edilmesi, hayata geçirilmesi ve sonuçların alınması oldukça uzun sürecek. Unutmayalım ki yazının başında ifade edilen uzmanlaşma süresini de eklerseniz, bugün başlansa önümüzde 16 yıl var… Yani öğretmen yetiştirme strateji ve sistemini bugün değiştirmiş olsak bile yeni sistemde öğretmen olan bir kişinin işinde uzmanlaşması için oldukça uzun bir süre gerekiyor.

Bu arada 16 yıl sonra yani 2035 yılının yetkinlikleri ne olacak? Bugünün “kafasıyla” hatta dünün “kafasıyla” gelecek şekillendirilir mi?

Oysa milenyumu beklerken ne kadar heyecanlanmıştık. Hep sihirli bir değnek bekledik ama aynı sınav sistemine hizmet eden eğitim anlayışını sürdürdük. Kısacası değnek yine sırtımızda patlatıldı!

Düşünmeyi, sorgulamayı sadece beylik laflarda sarf ettik ama “soru sormayan” nesiller yetiştirmeye devam ettik. Milenyum geçeli de 19 yıl oldu…

Bu iş için kâhin olmaya gerek yok. Yapılması gereken iş son derece yalın aslında. İnsanın her çağa uyum sağlayabilmesi için öncelikle düşünme becerileri geliştirilmelidir.

Bu anlamda eğitim-öğretim sistemlerinin temelinde düşünme, odaklanma becerisi, bilinçli yönelim, uzmanlık alanıyla ilgili pratik, doğayla uyumlu ve sadeleştirilmiş öğretim programlarına ihtiyaç var.

Sonuç mu?

Düşünmeyi terk etmiş, mesleki pratikten uzaklaşmış anlayışla öğretmenlik de olmaz, eğitim yöneticiliği de…

 

 


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

Etiketler :
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)
Yazarın Diğer Yazıları
Eğitimi ucuzlatmak
Duygusal Beslenme
Ortaya karışık öğretim