adscode
adscode

Özel okullar ve bursluluk sınavı yarışı

Son yıllarda özel okulculuk görece olarak “gelişti”! Daha doğru bir deyişle özel okul sayısı arttı. Hatta o kadar arttı ki yan yana dizilmiş özel okullar sayesinde artık Modoko Mobilyacılar Sitesi’ni aratmayacak semtlerimiz var.

byomerorhan@gmail.com




Mobilyacılar, teşhire/satış vitrinine ürünlerini koyarak reklam yapıyor. Peki, okullar “vitrine” ne koyar? Velileri okula nasıl çeker?

Yeni açılan bir okulun kendini tanıtması hiç kolay iş değil. Çünkü okuldan çıktıktan sonra bir daha “okulun çevresinden bile geçmek istemediğimizden” olsa gerek, okulları tanımak için ana baba olmayı bekliyoruz. Gerçi, “onlar gelmezse biz gideriz” diyen birçok özel okul var ama bu okullar da alışveriş merkezlerini birer atölyeye çeviriyorlar. Bunun da doğruluğu ayrıca tartışılır.

Bir okulun tanıtımı nasıl yapılmalıdır?

“Reklam” özel okulculukta nasıl olmalıdır? Olmalı mıdır, olmamalı mıdır?

Detaylarına girerek bu konuyu derinlemesine incelemek ayrı bir tartışma konusudur. “Reklam”, elbette uzmanlaşmış kişilerin işi olup birçok parametreye ve hedef kitleye göre de değişiklik gösterir.

İnsanları “varlığınızdan” haberdar etmenin birçok yolu var ama tanıtım çalışmaları yaparken işin kalitesini düşürmemek lazım. Konu eğitim olduğu için haddi aşmamak, insanları yanıltacak vaatlerde bulunmamak ve kurumu tanıtmak için de “şık” çalışmalar yapılmalıdır.

Henüz pantolonunu çekemeyen anaokulu çocuklarına kodlama öğretildiğini iddia etmek, inandırıcı olmayacağı gibi kurumsal imajı da zedeler. İnsanların zekâsı küçümsenmemeli!

Yaşadıklarımızdan yola çıkarsak; bizim insanımızın, kulaktan bilgi ve görgüye göre hareket etme eğilimi vardır. Birisi bir iş yapınca, ölçmeden biçmeden diğerleri de “sanki bir şeyden geri kalacakmış” hissiyle aynısını yapmaya başlar. Önceleri eğitimde işler böyle evirilmezdi ama özel okul sayıları arttıkça farklı olalım derken, birbirine bakarak herkes “aynı olmaya” başladı.

Son yıllarda yaşananlar, deneyimler ve sonuçlar özel okulcuların reklam konusundaki düşüncelerini değiştirdi. Özellikle dershanecilerin özel okulculuğa girmelerine bağlı olarak dershanelerde gelenekselleşen uygulamaların da okullara taşınmasına neden oldu. Bu uygulamalardan birisi, dershanelerde yıllarca uygulanan bursluluk sınavlarıdır.

Bursluluk sınavları; çoğunlukla her kurumun kendi hazırladığı ve sıralama sonuçlarına göre (sınav puanları) öğrencilere belirli indirimler (burslar) sağladığı sınavlardı. Bu sınavlara giren öğrencilerin sadece belirli bir kısmı bu burslardan yararlansa da diğer öğrencilerin ve velilerinin kuruma ayak basması/temas etmesi sağlanırdı. Başvuru anında iletişim bilgileri alınmış olan velilerle iletişime geçilerek kurumun tanıtımı yapılır, kendileri kayıt görüşmeleri için kuruma davet edilirdi.

Dershanelerin yıllardır yaptığı bu uygulama şu anda özel okullar arasında da yaygınlaştı. Hatta o kadar yaygınlaştı ki yüzyıllık okulların bile bu sınavları yaptığına şahit olmaya başladık!

“Kaçan balık büyük olur!” derler…

Özel okullar, kayıt kaygısı ile son birkaç yıldır ne yapacaklarını şaşırmış durumda. Sınavı önce yaparak avantaj sağlama düşüncesi, bursluluk sınavlarını ocak ayına kadar çekti. Bu gidişle okul açılır açılmaz bursluluk sınavları yapılırsa şaşırmayalım! Okulların stratejisi, sınavı önce yapmak, bir an önce bursları belirleyerek öğrencilerin kaydını gerçekleştirmek. Velilerin stratejisi ise çocuklarını neredeyse tüm sınavlara sokarak, en çok bursu/indirimi nereden alacaklarını görmek. Anlayacağınız, kaygı gerçekliğin önüne geçmiş durumda.

Okul, çok öğrenci alma, veli çok burs alma peşinde…

Çocuğunu özel okulda okutmak isteyen ancak maddi durumu yetersiz olan insanlar için bir anlamda bu sınavlar bir ümit oluyor. Ve ümide ihtiyacı olan o kadar çok insan olunca da sınavlara katılım hâliyle yüksek ancak kayıt olan insan sayısı çok düşük kalıyor.

Bursluluk sınavları sonunda kayıt olan öğrenci sayısı, o okulda sınava giren öğrencinin %10’nu geçmez diye düşünüyorum. Hatta bu oran çok iyimser bir oran olup bazı kurumlar, sınava giren öğrencilerin sadece %1-5 arasında kayıt alabiliyor. Sınavı yapmasalar da zaten bu oranda sayıya nasıl olsa ulaşırlar ya neyse…

Sonuçta kafasında kavak yelleri esen çocuklar, bir sınavdan diğerine koşturulmakta. Belki de velilerin ekonomik durumları, çaresizlikleri ve yönelişleri, koşturmaya neden oluyor; ancak okul tercihi yapılırken birçok kriteri değerlendirmek gerekir.

Bursluluk sınav sonuçları neyi gösterir?

Bursluluk sınavları, öğrencilerin akademik bilgi birikimini ölçmek için değil onları sıralamak için hazırlanmaktadır. Bu anlamda öğrencilerin sınav sonuçları, onların bilgisini tam olarak yansıtmadığı gibi öğrencilerin başarısız olduğunu da göstermez. Yani ölçme değerlendirme anlamında bilimsel ve pedagojik açıdan sınavların içerikleri ve sonuçları ayrıca tartışılır.

Bursluluk sınav uygulaması yanlıştır demiyorum. Eğer bir kurumun kontenjan eksiği varsa, bunu kapatmak için elbette yönetmeliklerin izin verdiği şekilde bu sınavı yapabilir. Ancak son yıllarda yaşananlardan yola çıkarsak yolunda gitmeyen bir şeyler var. Kurucular ve müdürler okullarını yapılandırırken, veliler de tercih yaparken çok daha dikkat etmelidir diye düşünüyorum.

Şu bir gerçek ki bir okulun “reklamını” en iyi yapacak kişiler, okulun “kendi” öğrenci ve velileridir. Onların söyleyecekleri, billboardlarda verilen reklamlardan çok daha anlamlı ve etkili olur. Bu nedenle okullar, eğitim-öğretim faaliyetlerini en iyi şekilde yerine getirmeli ve popülist olmamalıdır.

Güven, zor kazanılan ancak kolay kaybedilen bir duygudur. Bir okulun güvenilir bir kurum olabilmesi için kalitesinden ödün vermemesi gerekir. Böyle bir kurum “dağın başında” dahi olsa öğrenci kaygısı yaşamaz.

Sınavlar sadece birer araçtır. Eğitim yolculuğunda hangi araçlarla seyahat edeceğinize doğru karar verin.

İyi yolculuklar…

Ömer ORHAN


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

Etiketler :
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)
Yazarın Diğer Yazıları
Bir hikâyesi olmalı…
Eğitim “ithalatı”
Öğretmenlikte uzmanlık
Eğitimi ucuzlatmak
Duygusal Beslenme