adscode

Özlüyoruz…

byomerorhan@gmail.com




Vatan nedir?

Kimilerine göre sadece toprak parçası olarak tanımlanabilir. Türk Dil Kurumuna göre ise memlekettir. Bana göre bu tanımlamalar yetersizdir. Vatan, içinde çok daha fazlasını barındırır.

Vatan;

Toprağını işlediğiniz, terinizi akıtarak emeğinizi yeşerttiğiniz,
Yer altı ve yer üstü kaynaklarını size karşılıksız sunan,
Ağaçlarının altında serinlediğiniz,
Suyunu kana kana içtiğiniz yerdir.

Vatan;

Barındığınız,
Yağmuru ile ıslanıp, güneşi ile ısındığınız,
Çocukluğunuzu ve gençliğinizi yaşayarak,
Aşık olduğunuz, yaşlandığınız yerdir.

Vatan;

Ektiğiniz fidandır.
Uğruna hiç düşünmeden,
Yayılmacılara karşı canınızı vereceğiniz yerdir vatan.

Bugün olduğu gibi bundan bir asır önce de gözü dönmüş yayılmacı devletler yine vardı. Bu devletler, bizim ne kadar güçsüz, çaresiz ve zayıf olduğumuzu anlatmış ve bizi yönetenleri de buna inandırarak daha da ileri gidip hasta bir devlet olduğumuz yakıştırmasını yapmışlardı.

Kadını, erkeği, çoluğu, çocuğu, okumuşu, okumamışı ile bu toprakların yürekli insanlarını bir araya toplayıp onların gerçeği görmelerini sağlayarak vatanın ne anlama geldiğini, özgürlüğün bir insan ve ülke için ne ifade ettiğini anlatacak, kudretli bir lider gerekiyordu. Bu öyle bir lider olmalıydı ki inancı ve kocaman yüreği dışında hiçbir şeyi olmayan bir toplumu, emperyalistlerin karşısına çıkartacak ve onlara karşı zafer kazanacaktı.

Ulu Önder, işte böyle bir liderdi, yokluk ve yoksulluk içinde bile asla inancını yitirmemiş ve kendine inanlar ile birlikte tüm yayılmacılara çok büyük bir yenilgi yaşatmıştır.
Büyük zafer sonrası mütevazı ve erdemli duruşunu tüm dünyaya göstermiş olan Atatürk, bu duruşu ile birçok yönetici ve lidere örnek olmuş ve olmaya da devam edecektir.

Bir ulusun kaderini değiştirecek inanca, akla ve cesarete sahip olan bu büyük lider, bizi parçalamak isteyenlere karşı bir bayrak altında toplanmanın ve Türk olmanın ne demek olduğunu gösterdi.
Bizler de, “Varlığım Türk varlığına armağan olsun.” diyebilen bir düşünce yapısına sahip olmanın gururunu yıllarca yaşadık ve bunu tüm benliğimizde hissettik. Kimsenin şüphesi olmasın ki bundan sonra da hissedeceğiz. Hissedeceğiz çünkü bir insana birçok şeyi yaptırabilirsiniz ama inancını yüreğinden, fikirlerini beyninden zorla silemezsiniz. Bunu başarabileceğini düşünenler büyük bir yanılgı içindedir. Tarih, bu yanılgıya düşenlerin akıbetleri ile doludur ve eminim ki dolmaya da devam edecektir.

Mustafa Kemal Atatürk, halkını ve düşüncelerini önemseyen ve baskıcı bir yönetim şekli değil demokratik bir yönetim şekli benimseyen eşsiz bir lider ve dâhi bir insandı. Yaşadığı dönemde düşmanları bile ona saygı duyuyor ve onu örnek alıyordu.

İngiliz Kralı VIII. Edward İstanbul’a Atatürk’ü ziyarete geldiği zaman, Atatürk kendisine bir akşam ziyafeti vermişti. Ziyafetten önce:

- Bana İngiltere sarayında verilen ziyafetler ne şekilde olur, onu bilen birisini yahut bir aşçı bulunuz! dedi.

Sonunda İngiliz sofra merasimini bilen bir kişiden öğrenerek sofrayı o şekilde düzene koydular... Akşam Kral sofraya oturunca kendisini kral sarayında zannederek memnun oldu. Atatürk’e dönerek:

- Sizi tebrik eder ve size teşekkür ederim. Kendimi İngiltere’de zannettim, diyerek memnuniyetini bildirdi.

Sofraya hep Türk garsonlar hizmet etmekte idi. Bunlardan bir tanesi heyecanlanarak, elindeki büyük bir tabakla birdenbire yere yuvarlandı. Yemekler de halılara dağıldı. Misafirler utançlarından kıpkırmızı kesildiler. Fakat Atatürk Kral’a eğilerek:

- Bu millete her şeyi öğrettim, fakat uşaklığı öğretemedim, dedi. Bütün sofradakiler Atatürk’ün zekâsına hayran oldular. Atatürk garsona da “Görevine devam et.” emrini verdi.

Köylü milletin efendisidir diyebilen ve halkını yücelten mütevazı bir lider her millete nasip olmamıştır. Ulusumuzu karanlığa gömülmekten ve tarihin sayfaları arasında kaybolmaktan kurtaran Ulu Önder ve silah arkadaşlarını bir kez daha en derin minnet ve saygılarımla anıyor, özlüyorum.
 

Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)