adscode

Pandora’nın kutusu açıldı…

Heyhat! Neydik ne olduk?.. Çıkar için her şeyin mübah olduğu günlere geldik. Değerler dedikçe battık! Dedikçe battık.

byomerorhan@gmail.com




Hiç unutmam babaannem bir keresinde şu nasihati vermişti: “Birinden 5 Lira borç  para almışsam ve onu da 2,5 Lira, 2,5 lira almışsam, bütün 5 Lira vermez yine 2,5 Lira, 2,5 Lira olarak geri verirdim.” derdi. “Aman oğlum sen sen ol, sözünün eri ol! Ölümlü dünya, hiçbir şey için değmez…”

Yani, özene bakar mısınız? Geri ödeme veya zamanında ödemeyi konuşmuyoruz, ödeme şeklini konuşuyoruz!

Nereden nereye?..

Senet yapmanın neredeyse ayıp sayıldığı, sözün senet kabul edildiği günlerden aile içi sözleşmelerin yapıldığı günlere geldik.

İnsani değerleri enayilik olarak kabul eden bir toplumda düzen olur mu? “Düzen” olur da, ahlak kalır mı? 

Şimdi bu ahlaki çöküşü gidermenin yolu olarak, okullara ders konulması gündeme getirilirse hiç şaşırmam. Gerçi ders konmadan, daha önce konulmuşlara bir bakmakta yarar var.

Bütün toplum trafik canavarına dönüşür, trafik kuralları hiçe sayılır ve cezalar yetersiz kalırken, çocuklara trafik ve ilk yardım dersi verilir ancak onun da “ehliyetli” hocası yoktur.

Sağlık bilgisi dersi vardır ancak bu derslerde ya test çözülür ya da biyoloji öğretmenleri bu dersi de biyoloji dersine katarak işler. Böylece ders, “Sağlıklı olmak iyi bir şeydir.” söyleminden öteye geçmez.

Din kültürü ve ahlak bilgisi dersi vardır ancak din mi, ahlak mı hangisinin işleneceği “hocasına” göre değişir. Kimi öyle işler, kimi böyle…

Ağaç yaşken eğilir, demişler ama eğilmesini kim sağlar onu dememişler. Bir nesil sonra işleri düzeltme çabası da hiç yoktan iyidir de yeterli ve samimi değildir. İnsan niyetini, önce kendinden başlayarak göstermelidir. Yetişkinler ahlaklı davranmalı ki evde çocuklar ebeveynlerinden bunu görsün, bunu örnek alsın.  Bakınız yukarı; babaanne örneği…

Siz ahlakı, erdemi ve etiği önde tutmadan, bozulmaları gidermek için 30-40 yıl sonraya ihale ederseniz, bunun adı şark kurnazlığıdır. Tozu halının altına süpürmek gibi bir şey bu!

Bu işlerin sorumluluğu çocuklara ve öğretim sistemine yüklenemez. 

Önce bizler, yalan söylememeyi, kötülük ve dedikodu yapmamayı, canlısı cansızı ile tüm doğaya saygı göstermeyi becerebilirsek, gelecek nesillerimiz de daha duyarlı olacaktır. Eğer sadece ders kitaplarında yazılanlarla başarılı olunsaydı herkes âlim olurdu! Doğru dürüst kimse âlim olamadığına göre demek ki kitaplar ve öğretim programları yeterli değildir.

Bir toplumda verilen sözler, suyun üstüne yazı yazmak gibi olursa, istediğiniz kadar sözleşme, senet, taahhütname gibi yasal zorunluluklar getirmeye çalışın, işler istediğiniz gibi gitmeyecektir. Kötü, her zaman bir yol bulacaktır. Bu duygu insanı ele geçirmeden önce içerilerde bir yerde yok edilmelidir.

Önemli olan Pandora’nın kutusunun açılmamasıdır. Eğer kutu açılmışsa kötülüğü her yerden beklemek gerekir ki bu da huzursuz ve mutsuz bir toplum yaratır.

Çözüm mü? Basit… Medeni olmak gerekir. 

Köpek ayağınızı ısırdığında siz de köpeğin ayağını ısırmamalısınız! Başkasının yanlışları, saygısızlıkları, hırsızlıkları ve kötülükleri sizin referansınız olamaz. Bu, barbar toplulukların refleksleridir.

İnsan doğduğunda ona sunulan kabın içindeki su, berrak ve temizdir. Yaşadıklarıyla onu kirleten kişi de yine kendisi olur.

Kabın içindeki suyu kirletmemek, medeni olmayı tercih etmek gerekir! Tek yol bu.

 

Ömer Orhan

 


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)