adscode

Reçete yok!

Ülkemizde artık kimsenin sabrı kalmadı. Her yerde bir telaş, acelecilik, kulaktan dolma sözlerle yapılan işler almış başını gidiyor.

byomerorhan@gmail.com




Okumayı değil de dinlemeyi seviyor olsak gam yemeyeceğim ama o da değil. Fazla dinlemeye de tahammülümüz yok. Sanırım buna gerek de görmüyoruz. O kadar “zeki” milletiz ki konuya aşina bile olmamız yetiyor. Maşallah…

Duyulanla “uydurulan” birbirini tutsa amenna ama nerdee… Bilimi bilim insanından çok bilir, spor adamından önce taktik veririz. Doktordan önce teşhis koymak, başta tıp olmak üzere de her şeye bir alternatif üretmekte üstümüze yoktur. 

Uçlarda yaşarız vesselam… 

Eğitimde, “eti senin, kemiği benim” döneminden vejetaryen döneme bile geçtik. Artık öğretmene sunulan böyle menü olmadığı gibi çok şükür ki “diyete” bile başlattık onları. Aldığı maaşla ayın sonunu nasıl getireceğini düşünen öğretmenden, teknolojiyi yakından izlemesini, bol bol okumasını, sinema ve tiyatroya gitmesini, iyi giyinerek örnek olmasını istedik. 

Öğretmenlerin kısa tatillerde Avrupa, uzun tatiller de ise kıta seyahatleri yaptıklarını düşünenler, memleketlerine bile zor gittiklerini, eşi çalışanların ise zorla yaptıkları tatil sonrasında bir sene boyunca bunun parasını ödediklerini asla düşünmediler.

Bir yandan “Komşusu açken, tok yatan bizden değildir.” dedik. Diğer yandan, Fransa Kraliçesi ve Avusturya arşidüşesi Marie Antoinette gibi “ekmek bulamıyorlarsa yesinler pasta” davranışına büründük. 

Herkesin üniversite mezunu olmasını hedeflerken, lise mezunlarına yaşama şansı tanımadık ve böyle bir eğitim sistemi kurduktan sonra da bu gençler neden üniversite kapısında yığılıyor diye hayıflandık.

Finlandiya başta olmak üzere ülkelerin eğitim sistemlerine “çarpıldık” ancak kendi ülkemizin gerçeklerini bir türlü göremeden ve eğitim modellerinin endemik olduğunu anlamadan modeller geliştirdik.

Eğitimciler olarak, en çok sınama yanılma yolunu sevdik ama öğrencilere bu şansı vermedik.

Neredeyse hiç okumadık ama herkes okusun istedik.

Saygı duymadık ama bekledik!

Dikmedik, aksine dikileni kestik…

Kahvehaneleri, statları, kuaför salonlarını ve berberleri, okul yaşının üzerindeki insanların “eğitim alanları” hâline getirirken eğitim içerikli programları nasıl olsa izlenmez diyerek en geç saatlere koyduk. 

Her sorunda ve çıkmazda en kısa yolu aradık. Kitapları, bilimsel düşünceyi ve sorgulamayı göz ardı ettik. Gazetelerdeki makaleleri okumadık ama başlıkları hiç ihmal etmedik.

Düşünmekten yorulmuşçasına neredeyse hiç düşünmedik ve her daim bir reçete bekledik.

Birileri koşsun gelsin ve dertlere çare olsun istedik. Topraktan geldik dedik ama taşın altına elimizi sokmadık!

Reçete yok! 

Herkes kendi reçetesini bulacak. Bunun için çok okuyacak, düşünecek ve tekrar okuyacak. 

Medenî bir toplum olmak için ha gayret!

 

Ömer Orhan

 

 

 

 


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)