adscode

Sanatın gerekliliği…

byomerorhan@gmail.com




Medeniyetlerin beşiği Anadolu!.. Medenidir çünkü farklılıklara saygı duymayı bilmiştir. Beşiktir çünkü büyüten, geliştiren, yetiştirendir ve “anaçtır”. Anadolu; doğa ile barışık, yaratıcı, doğurgan ve üretken insanların topraklarıdır.

Binlerce yıldan beri Doğu ile Batı arasında köprü olmuş, İpek Yolu’na da geçit vermiş Anadolu, sanatın ve sanatçının sığınağıdır. Hangi taşı kaldırırsanız, altından mutlaka kültürel bir zenginlik çıkar.

Romalılar, bu topraklara güneşin doğduğu yer anlamına gelen Anatoli ismini verirken bizler de “ana” figürünü yakıştırmışız. Binlerce yıl önce bu topraklarda Ana Tanrıça Kibele gibi Artemis de bolluğun ve bereketin sembolü olmuş, çıplaklıkları utanılacak bir unsur olarak görülmemiştir. 

Anadolu medeniyetlerine bakıldığında, zarafet ve estetik kaygının gündelik yaşama yansıdığı görülür. İslamiyet’e kadar olan dönemde heykel, rölyef (kabartma) ve resim çalışmaları, dönemlerine uygun teknik ve malzemeyle yapılabilmişken, İslamiyet’le birlikte tasvir yasağının etkisiyle gelişme gösterememiştir.

16. yüzyıla kadar Hristiyanlık’ta da dinî konular dışında insan figürü kullanmak yasaklanmış; ancak Batı, bu dogmatik yaklaşımı yüzlerce yıl önce Rönesans ile aşmıştır.

Uçlarda yaşamayı seviyor gibiyiz… Yunan mitolojisinde Lapseki şehrinin hâkimi Priapus’un (Bereket Tanrısı) heykelciklerini görünce en radikalimiz bile gülüp geçebiliyor ama heykel, genel anlamda potansiyel bir put kabul ediliyorsa sorun var demektir. Hayır, Şaman kültürünün geri gelmesi bu çağda mümkün müdür, yani birilerinin insan eliyle yaptığı bir heykelden medet umması nasıl beklenir? Eğer bunu yapacak biri varsa bırakın yapsın, uğraşmaya değmez.

Bunca zenginlik ve güzel örneğe sahipken, tümü elimizin tersiyle kenara itilmiş ve sanata bakış açımız maalesef kesintilerle ilerleyebilmiştir. Ernst Fischer ve gelişmiş ülkeler “Sanatın Gerekliliğinden” söz ederken biz sanata ve sanatçılarımıza sahip çıkamamışız. Belki de sanatı gereksiz görmüşüz! Okullarımızda dersleri test çözülen saatler hâline getirmişiz! Ne yazık… 

Binlerce yıl önce taşa şekil vererek kurulan “amfiteatrlarda”  halk sanatla buluşturularak gelişim sağlanmış ve bazı ülkeler medeniyetle buluşmuşken bakalım günümüzün yöneticilerinin vizyonu ile sadece statlar inşa ederek hangi geleceğe gideceğiz! 

İnsanların küçük yaşlardan itibaren iyi eğitim alması, sanatla buluşması, sanata ve sanatçıya temas etmesi sağlanırsa, toplumlarda şiddetten uzak bir kültür oluşmaya başlar. Yani bir toplum sanattan uzaklaştığında medeni bir toplum olmaktan da uzaklaşır. 

Sanat, eleştirel bakış açısı ile hoşgörüyü geliştirir. Sanat, entelektüel kişilik yapısını kazandırarak, duygusal zekâ ve yaratıcılığın artmasını sağlar. Mühendis olmak, doktor olmak, işletmeci veya iktisatçı olmak sanatsal ve estetik kaygılardan uzaklaşmayı gerektirmez. Tam tersine, hangi meslek olursa olsun, sözü edilen bu becerilere sahip olan kişi, tüm yaşamı boyunca bunun ayrıcalıklarını mesleklerine katacakları yaratıcılıkları ile fazlasıyla gösterecektir.

Özellikle ülkemizde anaokullarında en üst seviyede olan yaratıcılığın üniversiteye ulaşıldığında giderek azalmış olmasının nedenine yakından bakmak gerekir. Bu anlamda en masumu çocuklar olup bunun dışındaki tüm ilgililer direkt ya da dolaylı olarak sorumludur. 

Okullarda merakını ve heyecanını yitirmiş öğrencilere daha çok matematik öğretmeye çalışmak, daha çok saatte daha çok test çözdürmek ve her geçen gün okulların ve eğitim sisteminin içini boşaltmak büyük risktir. Başarısızlık yaşandıkça daha agresif olarak daha çok test ve sınavla işi düzeltmek mümkün değildir! Bakış açısının mutlaka değiştirilmesi gerekir ancak elbette sanat eğitimi almamış insanların bakış açılarını değiştirebilmeleri de mümkün değildir!

Öğrencinin akademik durumunun değerlendirilmesinde tek kriter sınavlar olursa, gençler, tek çıkar yollarının üniversiteye girmek olduğunu düşünmek zorunda kalırsa, eğitimciler eğitimin tüm güzelliklerini içine çekerek kara delik gibi yok eden sınav hazırlık süreçlerinin parçası hâline gelirse, bu sorumluluk tüm ulusun demektir.

Sanat, toplumun kabul ettiği kültür hâline getirilirse, gazetelerin ancak üçüncü sayfa haberi olarak sunduğu ve kanıksanan trajik olaylar yaşanmayacaktır. Yerel yöneticiler her yere hançer gibi AVM dikmeyi marifet saymayacak, toplumun nefes alacağı alanlar yaratacaktır. Eğitimin başında olanlar, biz nerede hata yaptık diye sürekli dönüp bakmak zorunda kalmayacak, enerji, hata düzeltmeye değil gelişime harcanacaktır.

Sanat;

barıştır, uzlaşmadır, evrensel bir iletişim aracı, mutluluk ve huzur kaynağıdır. 

Yaşamsal bir ihtiyaçtır! 

Sağlıklı düşünce yapısı, estetik görüş, medeni bir yaşam için…

Sanat eğitimi gereklidir! 

 

Ömer Orhan


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)