adscode

Siz hiç sabah kahvaltısında hoşaf içtiniz mi?

Bir savaştan fazlası…

byomerorhan@gmail.com




Emperyalizm doymayan aç yaratık gibidir. Dünyayı yutsa başka dünya yok mu diye sağa sola saldırır. Özellikle de zayıf olana gözünü diker. Güçsüzlerin kaynaklarını öğrenir, onlara sahip olmanın hayali ile yanıp tutuşur. Musallat olduğu ülkeyi bu ateşli iştahıyla yakıp kavurur.

Osmanlı Devleti’nin zayıf düştüğünde sahip olduğu “dostları” güçlü olduğu zamandakinden fazla olmuştur. Çok manidar! Nasıl bir dostluksa bu, sokaklarımızda kolluk kuvvetleriyle dolaşarak, halkı aşağılayıcı küstah tavırlarını kendilerine hak görmüşler. 

Bugün bu satırlarımı yazabiliyorsam, biliyorum ki bunu borçlu olduğum insanlarımız var. Dini, mezhebi, memleketi, yaşları birbirinden farklı binlerce insan… 

Yıl 1915. Çanakkale’de İngiltere, Fransa, Avustralya ve Yeni Zelanda’ya karşı bir ölüm kalım savaşı veriliyor. Bir yanda gözü dönmüş bu emperyalist devletler diğer tarafta ise düşmanlarının sahip oldukları savaş gücünü hayal bile edemeyen, sadece cesaretleri ve vatan sevdaları olan halkımız…

Dinleyin!.. Dakikada atılan 300.000 mermi ve 550 düşman topu ile karşılık vermeye çalışan 150 Türk topunun kulakları yırtan sesini dinleyin... Bir karış toprak üzerinde burun buruna binlerce insanın dualarını, can çekişenlerin yürek parçalayan inlemesini dinleyin!

Hissedin!

Aç olduğunuzu hissedin!

Savaş sırasında elinizi attığınız her yerde yemek olmadığını, sabah kahvaltısında çay, kahve yerine üzüm hoşafı içtiğinizi hissedin!

Toplumun tüm kesimlerinden insanlar, özellikle de gençlerimiz, ölüme koşarken ne yemek düşünmüşler ne de içmek.  Paralı askerlik yok, şımarıklık yok, bahane yok, teslim olmak yok, dönmek yok! 

Gitmek var, ölmek var… 

Beş dakika sonra öleceğini bilmek ve ölenlerin yerine sipere atlamak… Benim için, sizin için, geleceğimiz için…

Gelibolu Yarımadası’nda Seddülbahir, Arıburnu, Conkbayırı ve Anafartalar’da kanla sulanmamış bir karış toprağın kalmadığını unutmamalıyız. Yaşanan bu korkunç trajediyi unutturmamalıyız. 

Sosyal medya hesaplarından atıp tutarak değil ya da vicdanımızı rahatlatmak için140 karakter mesajlarla da değil, okuyarak, öğrenerek ve bizi biz yapan değerlerimize sahip çıkarak hatırlamalıyız.

Bugün şehitliklere yapılan gezileri birer turistik gezi havasında gerçekleştirenlere sesleniyorum:

Kulağında kulaklığı, müzik dinleyerek, elinde akıllı telefonundan kafasını kaldırmadan dolaşan çocuklara ve gençlere mezar taşlarındaki şehitlerin yaşlarını okumalarını söyleyin. O günleri düşünmelerini, bizler için kendisini feda etmiş bu yürekli insanların hayallerini düşlemelerini isteyin. Onlara ne kadar minnettar olduğumuzu anlatın. İnançlarına göre içten gelerek dua etmelerini, onu da yapamıyorlarsa saygıyla düşünmelerini söyleyin. 

Bir daha bunu yaşamamak için ne yapılması gerektiğini ve ne yapılmaması gerektiğini konuşun.

Eğitmenler, anneler, babalar; çocuklarımıza tam bağımsızlığın ne ifade ettiğini öğretin. Öğretin ki yayılmacılar bir daha vatan topraklarımızı masalarında meze olarak görmesinler. 

Bir de, arada bir sabah kahvaltısında üzüm hoşafı için... Bugünlere ulaşmamızı sağlayan şehitlerimizin şerefine!

 

Ömer Orhan


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)